Kadınlarda meme, erkeklerde ise<br>prostat kanseri ilk sırada yer alıyor  | Güney Gazetesi Mersin

Kadınlarda meme, erkeklerde ise
prostat kanseri ilk sırada yer alıyor 

Denizli’de özel bir hastanede çalışan Uzman Doktor Nail Özhan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftasına yönelik açıklamalarda bulundu. Kanser hastalığının tedavide başarı oranlarına dikkat çeken Özhan, “Hastalarımız dördüncü evrede olsa bile uygun hastaların uygun tedavilerle tam şifaya kavuşmaları mümkün” dedi.  

Kadınlarda meme, erkeklerde ise<br>prostat kanseri ilk sırada yer alıyor 


Dünyada en fazla görülen hastalıklar arasında kanser türleri yer almakta. 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında Denizli’de özel bir hastanede kanser tedavisi üzerine görev yapan Uzman Doktor  Nail Özhan konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Kadınlarda ve erkeklerde en çok görülen kanser türleri hakkında konuşan Özhan, “Kadınlarda birinci sırada meme kanseri gelmekte. Arkasından akciğer kanseri ve kolon kanseri geliyor. Erkeklerde ise 1’inci sırayı prostat kanseri almakta. Kadınlarda olduğu gibi ikinci sırada akciğer kanseri, üçüncü sırada ise kolorektal dediğimiz bağırsak kanseri görülmekte. Meme kanseri teşhisinde hastaların eline kitle gelebiliyor, ağrı olabiliyor veya yıllık yaptıkları taramalarda kitleler belirlenebiliyor. Belirtilerle doktora başvurabiliyorlar. Kolon kanserinde ise karın ağrısı, ishal, makatta kanama gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Kanseri 4 evrede sınıflandırıyoruz. Hasta dördüncü evrede olsa bile uygun hastaların uygun tedavilerle tam şifaya kavuşmaları mümkün” dedi.

 

 “BİRİNCİ VE İKİNCİ EVREDE BAŞARI ORANI ÇOK YÜKSEK”

 

Evrelere göre başarı oranları hakkında konuşan Özhan, sözlerine şöyle devam etti:

“Birinci ve ikinci evre dediğimiz erken evreler, üçüncü evre ise lokal ileri dediğimiz yani bulunduğu organın bir miktar dışına çıkmış olmakta. Dördüncü evre ise bulunduğu organdan başka bir organa sıçradıysa, örneğin meme kanseri hastası karaciğerine, kemiğine sıçradıysa bu dördüncü evre oluyor ve bunu ileri evre olarak tanımlıyoruz. Eğer hastaları birinci ve ikinci evrede yakalayabilirsek ki bu en çok istediğimiz şey. Bunlarda gerek cerrahi, gerek kemoterapi ile hastalarımız yüksek oranda şifaya kavuşmakta ve tekrar hayatları boyunca bu hastalıkla karşılaşmamakta. Fakat evre üç dediğimiz hastalıkta biraz daha ileri evre hastalarda yine çok büyük kür sonuçlarına ulaşabiliyoruz. En büyük sıkıntımız ise dördüncü evre hastalarında. Yani bulunduğu organdan başka bir organa sıçramış ise bu başarımız bir miktar daha düşüyor. Bundan 15-20 yıl önce bu hastalar için çok bir şey yapamıyorduk ama son yıllarda onkoloji gelişmelerindeki tedaviler sonunda uygun hastalarda uygun tedavilerle tam şifaya ulaşabilen hastalarımız oluyor.” (İHA)