Necdet Canaran

Yeni Mersin İdman Yurdu’nda Günah Keçisi Gürsoy Turan mı?


Futbolda başarısızlığın faturası çoğu zaman teknik direktöre kesilir; oysa bir takımın kaderini yalnızca kulübedeki isim değil, o kulübeyi kuran anlayış da belirler.

Sezonun ilk altı maçında iki galibiyet ve dört mağlubiyet alarak 6 puanla 13. sırada kalan Yeni Mersin İdman Yurdu’nda Teknik Direktör Gürsoy Turan istifa etti, yönetim de istifayı hemen kabul etti. Sezon başında büyük umutlarla göreve getirilen Turan’ın ayrılığıyla birlikte yönetim yeni teknik direktör arayışına girdi.

Peki, bütün sorumluluk Gürsoy Turan’a mı ait?

Mersin kamuoyunda konuşulanlara bakılırsa, mevcut kadronun oluşturulmasında Başkan Murat Altındere ve yönetime yakın bir isim olan, geçmişte Mersin İdman Yurdu’nda futbol oynayan ve antrenörlük yapan Serkan Damla'nın önemli bir rolü bulunuyor. Madem öyle, sormak gerekmez mi:

- Sahadaki başarısızlığın sorumluluğu yalnızca teknik direktöre mi ait?

- Transferleri gerçekleştiren, kadronun şekillenmesinde etkili olan isimlerin hiç mi sorumluluğu yok?

Bu sorular sorulmadan, yalnızca teknik direktör değiştirilerek kalıcı başarıya ulaşılması kolay görünmüyor.

Futbolda başarısızlık, tek kişinin omuzlarına yüklenerek açıklanamayacak kadar karmaşık bir meseledir. Teknik direktör elindeki kadroyla sonuç üretmekle yükümlüdür. Ancak o kadroyu kuranlar da yaptıkları tercihlerin arkasında durmak zorundadır.

Kadro başkasının imzasını taşıyorsa, başarısızlığın faturası neden yalnızca teknik direktöre kesiliyor?

Madem sezon başında Gürsoy Turan'dan büyük beklentiler vardı, bugün gelinen noktada yalnızca onun istifasıyla dosya kapatılabilir mi? Yönetimin de aynaya bakması, yapılan transferleri ve alınan kararları sorgulaması gerekmez mi?

Benim naçizane önerim açık: Başkan Murat Altındere ve yönetim kurulu, Serkan Damla'yı teknik direktörlük görevine davet etsin. Kurulmasında katkısı olduğu konuşulan kadroyu bu kez kendisi yönetsin. Transfer dönemindeki tercihlerini sahaya yansıtsın, futbol kamuoyu da ortaya çıkacak tabloyu değerlendirsin.

Serkan Damla’yı şahsen tanımıyorum; kendisiyle herhangi bir dostluğum ya da kişisel yakınlığım yok. Dolayısıyla önerim kişisel bir hesaplaşmaya değil, sorumluluk ve hesap verebilirlik ilkesine dayanıyor. Kadronun oluşturulmasında önemli rol oynadığı yönündeki değerlendirmeler doğruysa, teknik direktörlük görevini üstlenmesi, transfer tercihlerinin sahaya nasıl yansıdığını görmemiz açısından anlamlı bir sınama olacaktır. Damla, “Transferlerde hiç rolüm olmadı, ilgim yok” diyecekse bu açıklamayı da “cevap hakkı” kapsamında elbette yayınlayacağız. Mesele kişiler değil, yapılan tercihlerin sorumluluğunu kimin üstleneceğidir.

*

Gürsoy Turan'ı futbolculuk döneminden tanırım. Merhabam, arkadaşlığım yok, kişisel bir yakınlığım ya da hesabım söz konusu değil. Ancak hakkaniyetli olmak zorundayız. Bir teknik direktör başarısız olmuş olabilir fakat bu durum, yaşanan bütün olumsuzlukların tek sorumlusunun o olduğu anlamına gelmez.

Bir kulüpte işler yolundayken herkes başarıya ortak olur; işler bozulduğunda ise sorumluluğun tek kişiye bırakılması, yönetim anlayışının en büyük sınavıdır.

Asıl mesele, Yeni Mersin İdman Yurdu'nu şehrin takımı yapma iddiasıyla yola çıkanların bugün neden özeleştiri yapmadığıdır. Şehrin takımını oluşturmak, yalnızca bir iddiayı dile getirmekle mümkün olmaz. Bunun için liyakat, kurumsallık, hesap verebilirlik ve ortak akıl gerekir.

Kulüplerin en büyük sorunlarından biri, profesyonel görevlerin kişisel ilişkiler üzerinden şekillenmesidir. Arkadaş ve yakın çevreden isimler kritik görevlere getirildiğinde, işin gerektirdiği mesafeyi korumak zorlaşır. Mesafe kaybolduğunda eleştiri yumuşar, hesap sorma kültürü zayıflar ve yanlışlar zamanla alışkanlığa dönüşür.

Dostluk başka, yöneticilik başkadır. Futbolda gönül bağıyla kurulan kadrolar değil, liyakatle kurulan sistemler ayakta kalır. Şehrin takımı olmak, yalnızca ismiyle, formasıyla ya da taraftarının coşkusuyla gerçekleşmez. Şehrin değerlerini temsil etmek, hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla ve ortak bir gelecek vizyonuyla mümkündür.

Mersin İdman Yurdu'nu yeniden şehrin takımı yapma iddiasında bulunanlar, bugün dönüp kendilerine şu soruyu sormalı: Biz nerede yanlış yaptık? Hangi transferlerde yanıldık? Neden aynı sorunları farklı dönemlerde yeniden yaşıyoruz?

Gürsoy Turan gidebilir, yerine başka bir teknik adam gelebilir. Ancak yönetim anlayışı değişmezse yarın aynı tartışmaları başka isimler üzerinden yapmamız işten bile değil. Çünkü isimler değişir, yöntemler değişmezse sonuçlar da değişmez.

Ben bu eleştirileri birilerini yıpratmak için değil, Yeni Mersin İdman Yurdu'nun bir gün yeniden gerçek anlamda Mersin'in takımı olması umuduyla yazıyorum. İstediğim, kişilerin değil, kulübün kazanması; günü kurtaran kararların değil, geleceği inşa eden adımların atılmasıdır.

Unutulmamalıdır ki bir kulübü başarısızlığa sürükleyen yalnızca sahadaki yanlışlar değildir; o yanlışları sorgulamaktan kaçınan anlayış da en az onlar kadar sorumludur.

Mersin İdman Yurdu'nun geleceği için artık günah keçileri aramak yerine gerçeklerle yüzleşmenin zamanı gelmedi mi?

 

 

 



ARŞİV YAZILAR