Naci Sapan

Siyaset ve zenginleşme!


‘Parayı zenginler paylaşır, borçları ise halk öder’ diyor Max Weber.

 

Siyaset dünyasında da böyle bir durumun tamda ortasına düştük. Siyaseti, siyasetten zenginleşen paralılar yapıyor, bedeli ise halk ödüyor.

Kapitalizme kurban iki durum. Elbette ki siyaset yapan paralıları da konuşmak lazım. Ancak bunların sayısı az olduğu gibi, zaten biliniyorlar.

 

Parasız başladıkları siyaseti zenginleşme aracı olarak kullananların sayısı maalesef zirve yapmış durumda. Hem genel hem de yerel siyaset alanında ‘maharet’ sahibi olanları da artık çok iyi tanıyoruz. Bunların şuraya ya da buraya ait olması gibi bir durumu tartışmıyorum, çünkü aynı kaynaktan besleniyorlar. Meslek tanımları da ‘hırsız’.

 

Yani halkın parasına çöküyorlar, zenginleşiyorlar.

Yeni bir durum mu?

Değil.

Devam eder mi?

İhtimal dahilinde.

Sona erdirmek mümkün mü?

Elbette ki mümkün.

Devletin denetleme mekanizmalarının devrede olması elbette ki caydırıcıdır. Ancak yurttaşın kimi/kimleri seçeceği konusundaki duyarlılığı, kararlılığı en etkin seçenektir.

 

Bu seçenek, 5 yılda bir gerçekleşen seçim takvimine endeksli bir durumun esiri olmamalıdır. Adli makamların son dönemlerde yolsuzluk, rüşvet konusunda gerçekleştirdiği operasyonların sonucu dudak uçuklatan cinsten olmasına rağmen yeterli değil.

 

Siyaseti zenginleşme aracı olarak kullananların sayısı bir hayli fazla. Bu alandan mal varlığı edinenlerin siyaset takvimi üzerinden bir denetim mekanizması devreye girdiğinde, zenginlik tablosunun dünü, bugünü masaya yatırıldığında zaten her şey ayan beyan ortaya çıkacaktır.

 

Siyaset kurumlarını kullanarak zenginleşen cemaat, tarikat gibi grupları da aynı mecrada değerlendirmek gerekiyor.



ARŞİV YAZILAR