SOSYAL DEMOKRASİ KAYNAYAN KAZAN
Ülke genelinde siyasetin, oyun kurucu R. Tayyip Erdoğan'ın istediği doğrultuda gittiği kanısındayım. (En azından şimdilik.) Bu görüşü paylaşan çok sayıda akademisyen, kanaat önderi, gazeteci, siyasi kişilikler olduğu gibi geniş halk kesimlerinde de yansımasını buluyor.
Kitle desteğinin eridiğini gören “Reis”in CHP'ye yargı kanalıyla müdahale ederek siyasal muhalefeti paralize etmesine ihtiyacı vardı. Çünkü AKP artık inandırıcılığını yitirmiş bir yapıya dönüştü. “Terörsüz Türkiye” diye başlatılan süreçle toplumun en örgütlü kesimi Kürtlerin otokratik yönetime muhalefet etmesinin engellenmesi, en azından tarafsızlaştırılmaya çalışıldığı kanısını haklı kılacak gelişmeler yaşanmakta. Bunun ne ölçüde başarılı olacağını bugünden kestirmek güç. Bu alandaki sonucu Öcalan ve DEM çatısı altında siyaset yapanlar ile yoksul Kürt emekçileri belirleyecek.
Kitlesel çekim gücü ve oy potansiyeli bakımından iktidar seçeneği olarak öne çıkan Sosyal Demokrat cenahta “Yeni Parti”nin kurulmasıyla yeni evreye girildi. Butlan görevini kabul ederek “Kayyum” işlevini üstlenen Kemal Kılıçdaroğlu CHP'si eyledikleriyle muhalif olmaktan çıkmış görünümünde. İktidar yerine düne dek birlikte yol yürüdüğü arkadaşlarını eleştiren, suçlayan “Yeni CHP” adeta Cumhur İttifakı'nın yeni bileşenidir. AKP yargısınca “yolsuzluk, rüşvet almak vb. için örgüt kurma” suçlamasıyla hapse atılan belediye başkanlarına bir yargısız infaz da bunlardan gelmekte.
Özgür Özel liderliğini takip eden 90 milletvekiliyle kurulan Yeni Parti’de ise önemli gördüğüm belirsizlikler var. Süreç yasana parti yöneticileri "evet" derken 54 milletvekilinin "hayır" demesi, "parti içi demokrasi" söylemiyle açıklanamaz. "Kürt realitesini tanıyorum" demenin ikircikli halidir. Böylesi tavırlar ise Kürt seçmeni kendilerinden uzaklaştırır.
Faşizmi kurumsallaştırmak aracı süreli hamleler yapan Saray Rejimi, iç siyaseti olduğu gibi uluslararası ilişkilerde de kullanıyor. Ankara'da gerçekleşen NATO zirvesinde alınan kararlar dünya genelinde militer devletlere iyice yönelmenin adımlarıdır. Bizim iktidar bu kararların en hararetli savunucusu oldu. Tarım politikaları ile nüfusun büyük çoğunluğu gıdaya erişimde zorluklar çekerken savaş sanayi ve bu alana yapılan devasa yatırımlarla övünen iktidar var. Peşi sıra ABD'nin yönlendirmesi sonucu Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan arasında imzalanan askeri nitelikli "Mekke Paktı" ile yeni tehlikeli maceralara yelken açılmakta. Üstelik sayın Cumhurbaşkanı bu anlaşmanın diğer gerici Arap rejimleriyle genişlemesi amaçlı görüşmelere başladı. Anlaşılan o ki; Türkiye bölgesel, yani alt emperyal güç olmak istemekte, bunun için de gözünü karartmıştır. Savlarımızın meali "ABD'nin bölgesel taşeronu" olma istemidir.
Bu gelişmeler orta yerde dururken "dış politika milli meseledir" demek gidişata teslim olmaktır. Amasız fakatsız NATO'ya, Mekke Paktı'na ve tüm emperyalist politikalara, girişimlere karşı "Bağımsızlıkçı bir dış politika" savunusunun tam zamanıdır. Günümüz dünyasında iç-dış siyaset ayrılmaz, birbirini tamamlayan bütünlük taşımakta. Yeni Parti gerçek bir iktidar alternatifi olmak istiyorsa bu alanda da direnç hattı örmelidir.
Gelelim yerel manzaraya! 2023 seçimlerinde Mersin’de 5 milletvekili çıkaran CHP'de Mehmet Emin Ekmen Deva Partisi kontenjanından girdiği için yeri belliydi. Sağcılığı ve kriminal ilişkileriyle tanınan Hasan Ufuk Çakır Reis'e selam çakarak AKP saflarında yerini aldı. Ali Mahir Başarır Özgür Özel'in en yakınında duran kurmaylarından olduğu için doğal olarak, esnaf temsilcisi diye listeye eklenen Talat Dinçer ise geleceğini düşünerek Yeni Parti'de yer aldı. Malatya lobisinin gücü ve Vahap Seçer'in desteğini alarak kadın kontenjanından seçilen Gülcan Kış ise CHP'de kalmayı yeğledi.
Belediye başkanları tablosuna bakınca durum daha da karışık. Anamur Belediye Başkanı Durmuş Deniz şimdiye dek Yeni Parti'ye katılan tek başkan. Ancak Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç ile Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer "Özel'e evet" diyenler arasında ve yeni partilerine katılmak için gün sayıyor. Silifke Belediye Başkanı'nın malum gerekçelerle tutuklu olduğunu hatırlatayım. Toroslar Belediye Başkanı "Sosyalist kökenli" Abdurrahman Yıldız ise ilk günden Kılıçdaroğlu'nun yanında poz vererek "Butlancı CHP’deyim" demiş oldu. Yenişehir (Abdullah Özyiğit) ve Aydıncık (Özkan Kılıçarpa) belediye başkanlarının tavır belirten açıklamalarına rastgelmediğim ve bilgim olmadığı için yorum yapmayacağım.
Sosyal demokrasinin Mersin yerelliliğinde önemli ağırlığı olan Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, şimdilik net tavır göstermedi. Savlanan o ki; Seçer taraflar arasında kutuplaşmayı keskinleştirmemek için "denge" politikası uygulamakta. Ancak bu tavır nereye kadar gidebilir? Taraflar ülke genelinde olsun, gerekse Mersin yerelliğinde güç göstermek amacında. Tüm göstergeler önümüzdeki kısa vadede kişileri taraf olmaya zorlayacak yönünde. Gelişmeleri, kulis bilgilerini, seçenekleri bir sonraki yazıya bırakalım.


