Süreç yasası tamam, ya sonrası?
Süreç yasası rekor oyla TBMM’den geçti. Toplumsal bir mutabakat sonucumu, değil mi, o tartışılır. Ancak, parlamento iradesi ile kabul edilmesi kıymetli bir aşama.
Toplumu ikna eden tek bir konu var ki, o da son derece önemli; kan dökülmüyor, barışçıl bir ortamın rüzgarı var. Bu rüzgarın fırtınalı bir ortama dönüşmemesi, meltem rüzgarları tadında esmesi toplumsal barışın temellerine ciddi katkı sunacaktır.
Çok anlamlı bir süreç, ancak demokratik reflekslerle taçlandırılması gerekiyor. Çok ciddi engeller söz konusu değil. Bütün mesele; adımların doğru, sık aralıklarla şık tavırlarla atılmasıyla ilgilidir.
Parlamento çatısı altında rekor oyla atılan ilk adımın ardından yaşanması gereken sürece zemin hazırlayacak olanlarda rekor oyun sahipleridir. Onları, siyasal bir genel af çalışması bekliyor.
Haksız yere cezaevlerinde yatan başta Selahattin Demirtaş olmak üzere, Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Selçuk Mızraklı gibi şahsiyetlerin ve onların konumunda olanların serbest bırakılması için girişimlerin hayata geçirilmesi gerekiyor.
Beklenti Demokrasi adına, aynı zamanda Türkiye’nin geleceği için. O nedenle, parlamento içi ve dışı tüm kesimlerin geleceğe, toplumsal mutabakata odaklanması kaçınılmaz bir durum.
O nedenle soruyorum; ‘Süreç yasası tamam ya sonrası’?


