Ergün Parlat

Ergün Parlat

ÜTOPİK EVREN İNSANI


Dünyadaki olaylar işte böyle bir şey. Her şey aynı anda eskisi gibi ve her şey aynı anda sanki çok farklı.

Başarısızlık için bir şeyler yapmanız gerekmiyor. Elinizi kolunuzu bağlayıp oturmanız yeterli. Ama başarılı olduğunuz zaman da iş bitmiş olmuyor. Çünkü çevrenizde, kazandığınız başarı konusunda ikna olmamış bazı insanlar bulacaksınız.

İnsanoğlu doğası gereği ileriye, hep ileriye doğru yol almak ister. Ama bu sırada bilerek ya da bilmeyerek elindeki bazı değerleri yitirmekte, ardında bırakmaktadır. Yaşam planlarımız arasında sevdiklerimizi yitirmek yoktu, ama yitirdik. Elimizde tutamadık onları.

Bizi kendimiz gibi görebilen başka insanlar var mı? İnsanlar kendilerine yardım ettiğin, iyilik yaptığın için teşekkür ederler. Ama bu seni anladıkları, düşüncelerine saygı gösterdikleri anlamına gelmez.

Biz insanlar konuşuruz, ama, haksızlığımızı, yanlışlarımızı, eksik yanlarımızı gizlemek için.

İnsanlar bazı eksiklerimizin olduğunu söylerler. Bunları tamamlamaya yaklaştığımızda ise kıskançlık duygusuyla bizden uzaklaşırlar.

Gençlik dönemimiz bunalımlıydı ve hatalarla doluydu. Evet, sayısız hatalar yaptık. Daha az hata yapan arkadaşlarımız daha başarılı mı oldular? Emin değilim. Çok zeki olmak için çabalamakla aptal olmamak için çaba göstermek arasında bir fark var mıdır?

Saygınlık, dürüstlük, güvenilirlik çok önemli erdemler. Ama çok dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü bu erdemler çok kolay yitirilebilir. Hesapçı olmak, hesap yapmak başka , düşünmek başka. İkisi aynı şey değil.

Sevmediğimiz şeylerden hep kaçtık, ama daha sonra bulduğumuz şeylerin de bizi pek mutlu etmediğini gördük. Çevresine zarar verdiğinin farkında olmayan insan, arkadaşlarının bir bir neden kendisinden uzaklaştıklarına da bir anlam veremez.

Görüyorum ki; daha huzurlu bir yaşam sürebilmemiz, sıra dışı olayları olabildiğince kısa bir sürede olağan olaylar olarak kabul edebilmemize bağlı.

Gerçeklerin bize tam olarak anlatıldığından emin misiniz? Evet kabul ediyorum, koşmamız gerek, gücümüzün yettiğince. Peki ama hangi yöne?

Toplum bazı insanları yanlış anlamaz, çünkü hiç anlamaz.

Döneklerin yeni liderlerine yaltaklandıklarına inanmıyorum. Çünkü kuyruk sallamıyorlar ve onun ellerini yalamıyorlar. Öğrencilerimiz üniversitelere hazırlanıyorlar. Peki üniversitelerimiz kime hazırlanıyorlar?

İlkel kabilelerde, köyün çevresinde bir çember çizilir. Bu çemberin içinde kalanlar rahat bir yaşam sürerler. Bu çizginin dışına çıkan kabile üyeleri cezalandırılır.

Anahtarınız kilidi açmazsa, kapının önünde kalırsınız. Başka birisi elinde baltayla gelir, sorunu çözer. Ortada kapı bile kalmamıştır.



ARŞİV YAZILAR