HAKİKATİN PEŞİNDE OLMAK
Okurlarımız, yazılarımızda alışık olunan ülke ve dünya siyasetine ilişkin konulara haftalardır uzak kaldığımızı anımsıyordur. Edebiyat, özellikle de şiir dünyamıza pencere açmaya çalıştık bu sürede. Bir yanıyla da Türkçe şiire damga vuran dört devrimci şairimize vefa borcuydu. Hengame düzeninde biraz nefes almış olduk.
Türkiye’nin gündemi bildiğiniz gibi. Gazeteciler ve medyanın çeşitli mecralarında yazan, yorumlayanlar için eşi bulunmaz. Solcularca ‘bizim mahalle’ diye adlandırılan cenahta Yeni Parti’nin kuruluşu, butlan CHP’sinde yaşananlar, her sabah yeni bir operasyona uyanmak, gözaltıların ardından tutuklamalar… Demem o ki; Saray Rejimi’nin frene basma niyeti görünmüyor ufukta.
Son günlerin en önemli gazetecilik başarısına imza atan Birgün Gazetesi muhabiri Ebru Çelik’i kutlayalım. Cumhur İttifakı’nın yeni ortağı ‘figüran Kılıçdaroğlu’ diyerek yine mesleğimize ilişkin gelişmelere göz atalım.
İktidar tetikçisi bu ‘gazeteci müsveddeleri’, yargı ve polis marifetiyle gerçekleşen operasyonları günler öncesinden duyurmalarıyla tanınır. Hedef seçilenlere yönelik yapılan çoğunlukla mesnetsiz haber ve yorumlarla ‘iktidar suikastçısı’ görevini yürüttüler. Peki ne oldu da bu kez insanların gözünü korkutmaya çalıştıkları zindanda kendilerini buldular?
Ağırlıklı görüş, AKP içinde yaşanan ‘taht kavgaları’nın neden olduğu yönünde. Reis’in mutlak hâkimiyetine rağmen ‘Erdoğan sonrası’ için parti içinde büyük bir mücadele sürdüğü artık gizlenemiyor. Klikler arası savaşta kullanılan adı geçenler ilk kurbandır. Devamının gelmesi de pek mümkündür.
Ancak kavganın bu boyuta gelmesinde daha etken olan, gücü kendinden menkul gören ‘müsveddelerin’ inisiyatif olarak çekilen çizginin dışına çıkmasıdır. Her biri ‘siyasetçi’ veya ‘güçlü bürokrat’ların elemanı olan şahıslar limon gibi sıkılıp kenara atılacaklarını hesaplayamamışlardır. Şantajla, tetikçilikle, bulaştıkları kirli işler-ilişkilerle edindikleri servet ve güçlerine güvenmişlerdir.
Dikkatinizi çekti mi; tutuklanan bu adamlar için dayanışmacı kimse çıkmadı. Ne tek bir satır ne de atılan bir tivit!.. Oysa sadece gerçekleri yazan gazeteci dostlarımıza yapılan operasyonlarda büyük dayanışma görülür. Yalnız olmadığı hissettirilir. Turnusol kağıdı bu aşamada devreye girer. Mesleğini onuruyla yapan gazeteciler ile ‘birilerinin elemanı müsveddeler’ ayrışmıştır.
Bir sözüm de, (ukalalık sayılmasını istemem) Mersin yerelinde çalışan genç gazetecilere olsun. Kamusal bir meslek ile iştigal ettiğinizi unutmadan sadece ‘hakikat’in peşinde olmalısınız. Her türlü iktidara karşı (genel, yerel) araştıran, sorgulayan, eleştiriden kaçınmadan hakikatin peşinden koşulduğu zaman gazeteci olunuyor. Bilinen bir gerçektir; yerel gazetecilik zordur, güvencesizdir, hatta açlığa mahkûmiyettir. Bunları bilerek seçiminizi yapmışsanız onurunuzu yere düşürmeyin.
‘Nimet-İhsan Tufan’ların mirasını yaşatan (az sayıda da olsa) gazetecilerin varlığı umudumuzu diri tutuyor. Öte yandan, günden güne daha çok kirlenen ‘Mersin medyası’ karamsarlığa itiyor.
Biz yine de enseyi karartmadan hakikatin peşinden giden gerçek gazetecilerin çoğalacağı umudunu diri tutalım, gençlere güvenelim.


