Ergün Parlat

Ergün Parlat

GÖNÜL TELİMİZDE TEPİNENLER


Bir başka gezegene göçtüğümüzde, içimizdeki ahlaksızlıklar azalacak mı?

Siegfried Sassoon savaşların, kapitalist beyinlerin ve doymak bilmez politikacıların kanlı kurguları olduğunu söyler.

Politikacıların, bazı insanlara kazanç sağlayacak kaynaklar aramanın yanında insan haklarını korumaya da odaklanmaları, seçim zamanlarının dışında da köylere kasabalara uğramaları, çocuklarımızın okuyup iş sahibi olmalarıyla da ilgilenmeleri gerekmez mi?

Yoksul insanların işledikleri suçları ortaya çıkarmak ne kadar kolay, onların dışındakilerin ise ne kadar da zordur, değil mi? Ve söze gelince herkes kopkoyu bir demokrat kesiliverir.

Güçlü yanlarınızı gereğinden fazla abartmış ya da gereğinden fazla açığa vurmuşsanız, yandınız demektir. Deneyimlerimiz de her zaman başarılı olmamızda yeterli olmuyor. Tatmak zorunda kaldığımız bir yenilginin ardından, tuzakların her zaman deneyimlerin bir adım önünde ilerlediğini anlıyoruz. ‘Amerika’yı nasıl cezalandıracağız?’ diye öyle uzun boylu düşünmenin umarım insanlığa büyük yararları olur.

***

Bizim fidanlarımız kaldırıma sarktığında, bunda şaşılacak hiçbir taraf görmeyiz. Ama bir komşunun dalları bahçesini aşıp da kaldırıma doğru uzandığında, bunun antidemokratik bir yayılma olduğunu savunuruz.

Duygularımız, gönül telimizde tepinenlere karşı etkisiz kalacağı önceden belli olan bir silah. Müslüman ülkelerin çoğunda seçimi kimin kazanacağı önceden belli oluyor. Bazılarında ise zaten seçim hiç yapılmıyor. Bugünün Amerika’sında da yoksul bir insanın sonradan zengin olması çok düşük bir olasılık.

Jacques Prevert bir şiirinde, “Sefaletin samanı topların çeliğinde çürür” der. “Bir süre sonra yalnızlığa alışırsın” diyorlar. Bu size inandırıcı geliyor mu? Eğer sahneye çıkmanıza izin verilmiyorsa, büyük oyuncu olmuşsunuz neye yarar ki?

İnsanın neleri ciddiye alacağını, nelere gülüp geçeceğini öğrenmesi gerçekten çok önemli bir şeymiş, ancak biz bunu öğrenmekte çok geç kaldık.

Aslına bakarsanız, suskunluk da bir anlatı olabilir, anlayana.

Dünyamızdaki bu kadar sevgi ve merhamet çok az, yetmez. Biz insanların daha çok sevgi ve merhamete ihtiyacımız var.

Gözlemcinin gerçekten tarafsız olduğuna inanıyor musunuz? Altı köşeli yıldızdan ablukadaki çocuklara yalnızca oyuncak misketler fırlatıldığına? Kumlara gömülen yalnızca misketler değil. Durmaksızın öğrenip durduğumuz şey, hayatın bir taş gibi sert olduğu. Kimileri için güneşin batışı çok hızlı oluyor: Onlar, delikanlı olmak, bir genç kız olmak nedir hiç bilmeyecekler.

Soluk alıp vermemiz hayatta olduğumuzu gösterse de bu hayatımızı yaşayabildiğimiz anlamına gelmiyor. Bir belirsizlikler denizinin ortasında uzun vadeli planlar yapmak…  Güldürme beni.

Birkaç yıl önce, ‘Nasıl daha ileri gidebilirim?’ diye soruyorduk. Şimdi ise, ’Aşağıya doğru bu kayışımı nasıl durdurabilirim?’ diye düşünüyoruz.

Onların ‘Her şey yoluna girecek’leri bir türlü bitmek bilmedi gitti.             



ARŞİV YAZILAR