BUTLAN-ŞUTLAN
Aylardır tartışılan ‘mutlak butlan’ kavramı ‘mutlak şutlan’a evrilmek üzere. Ana Muhalefet Partisi’ni girdiği ilk seçimlerde birinci parti konumuna getiren Özgür Özel ve arkadaşları, ‘Hiçbir başarı cezasız kalmaz!’ lafzını doğular biçimde hedef tahtasına kondu.
TV ekranlarında her gün saatlerce konuşulanları yinelemek gereksiz. Ancak, kimi vurgular gerekiyor. CHP içi iktidar, yargı eliyle 13 seçim ve kurultay yitirmiş Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘kayyum’ olarak devredildi. Ne ki; gösterilen tepki umulanın üstünde oldu. Sadece kendi parti örgütleri, milletvekilleri, üyeleriyle sınırlı kalmayan karşı koyuş yaşanıyor. Siyasal ve toplumsal muhaliflerin yanı sıra iktidar ortaklarının seçmenlerinden de itiraz seslerinin yükselmesini özellikle Saray cephesi beklemiyordu.
Kurultay talebiyle eyleme geçen seçilmiş CHP yönetimi Ankara ve İzmir’de yüzbinlerin aktif desteğini gördü. Atılan sloganlardan anlaşılıyor ki, Kemal Kılıçdaroğlu CHP tabanı başta olmak üzere muhaliflerce ‘nefret objesi’ olarak algılandı. Tablonun bu hale gelmesinde Genel Merkez’e polis zoruyla, gazla, mermiyle giren ‘resmi yönetim’in, AKP’nin yıllardır uygulayageldiği yöntemleri, benzer stratejiyi benimsemesinde aramak gerekir.
Görünen o ki; ‘kayyum siyaseti’ cürette el yükselterek tasfiyeye hazırlanıyor. Niyetini açıkça dillendiriyor. Gizli tanık, itirafçı ifadeleriyle yargılanmaları süren belediye başkanları (İmamoğlu başta olmak üzere), meclis üyeleri, bürokratlar ilk elden hedefe konmuş durumda. Bu da yetmiyor! Özgür Özel ve Mersin’in güçlü siyasi figürü Ali Mahir Başarır’ın da aralarında olduğu bir grup milletvekili için ihraç istemli disiplin süreci her an başlayabilir.
Öte yandan, çok sayıda CHP milletvekili için hazırlanan fezlekeler ‘Demokles’in kılıcı’ gibi başlar üzerinde sallandırılıyor. Dokunulmazlıkların kaldırılarak tutuklamaların başlaması kimse için sürpriz olmasın. AKP’lilerin bile söylemeye çekindikleri ‘casusluk’ suçlaması Kayyum Genel Başkan tarafından pervasızca dillendiriliyor. Ona göre Özgür Özel’in yanı sıra gazetecilik onurunu her daim korumuş Merdan Yanardağ da casus!
Havuz ve yandaş medya tarafından ‘Bay Kemal’likten ‘Kemal Bey’liğe terfi ettirilen atanmış Genel Başkan, “Her şeyi yasa ve hukuk çerçevesinde yapıyoruz…” demeye devam ediyor. Evet, doğrudur! AKP’nin hukuku, yasaları ve yargı kolları çerçevesinde işletiliyor. Bunu en iyi bilenlerden biri de ‘hak, hukuk, adalet’ diye yürüyen Kılıçdaroğlu’dur. Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala gibi daha niceleri Anayasa ve AHİM kararlarına karşın AKP hukuku gereğince hâlâ tutsaklar.
Sorunun esasına inmek farz oldu. Dünyada otokratik, faşizan yönetimlerin yükselişte olduğu, bunun yönlendiricisinin de ABD olduğu bir gerçek. Kimi ülkelerdeki demokratik yönelimlerin önünün kesilmeye çalışıldığı da bir başka gerçeklik. İspanya’da 10 yıldır iktidarını sürdüren Sosyalist İşçi Partisi ve lideri Pedro Sanchez aleyhine Türkiye’dekine benzer kampanya sürdürülüyor. İspanyol lideri, Filistin halkına uygulanan soykırıma karşı dik duruşuyla sevdik. ABD-İsrail’in İran’a açtığı savaşta da Trump’ın isteklerini ret etmesiyle düşman ilan edildiğini de biliyoruz. Sözünü ettiğimiz karşı saldırı İspanyol aşırı sağı ve sermaye sahiplerince sürdürülüyor. Ben Falanjist (İspanya faşizmi) artıkları diye tanımlıyorum.
ABD’nin Ortadoğu’yu dizayn etmede en çok BOP Eşbaşkanı R. T. Erdoğan’a güvendiği yabancı medyada sıkça yazılıp çiziliyor. Biri iktidar, diğeri güçlü iktidar alternatifi iki özneye düzenlenen eş zamanlı operasyon tesadüf mü dersiniz!!!
Yazacak, söylenecek çok şey var. Kestirmeden tavrımızı belirtik kılalım. Yaşananlar CHP içi kavga değildir. Otokrasiye, emperyalist kuşatmaya karşı kimilerinin yaptığı gibi ‘orta yolculuk’ yapmayacağız. Anlaşılıyor ki; Saray Rejimi saldırılarını artırarak sürdürecek. Tutuklamalar, gösteri ve eylem yasakları peşi sıra gelecek.
Rejim gerçekte azınlığı temsil ediyor. İktidarı yitirmek korkusuyla her türlü gayri meşru yöntemlerle cephesini genişletmeye çalışıyor. Meşruiyetini ise Trump’da arıyor. Seçme seçilme hakkının bile yitirilme tehlikesine karşı tüm muhalifler demokratik haklar çerçevesinde bir arada durmalı.
Yeni bir yol açmanın tam zamanıdır. Kahramanlar aramamıza gerek yok. Temiz siyasetin sahipleri işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler siyasal özne olmalıdır. Andığımız sosyolojik gruplar butlancılarla birlikte Saray sahiplerini de şutlayabilir. Umudu büyütmek için cesaret ve kararlılık gereklidir. Özgürlük, adalet, eşitlik bu yoldan gelecek…


