Ergün Parlat

Ergün Parlat

BALİNALARIN ARASINDAKİ KARİDES


Çalışma çağındaki her 3 gençten biri evde oturuyor.

Yaşamının bir bölümünde içinden kırılmamış bir insan var mıdır ki? Zamanın iyileştirici bir gücünün olduğu doğrulanmış olsa da kırılan kimi şeyler eski haline dönmüyor.

Gelir eşitsizliği, derin yoksulluk, fırsat eşitsizliği diye bir şey yoktur diyebilmeyi ne kadar çok isterdim bilemezsiniz. Ustaca gizlenerek görünmez biçimde gerçekleştirilen ne çok şey var. Geçmişte öşür vergisini toplayan aşir memurlarından korkmayan var mıydı?

Suskunlaşmış, böyle kalması için yeni yeni önlemler, yöntemler icat edilen bir toplum.    

Sonra, yine balinaların arasında yaşamak zorunda kalacağı bir dünyaya geri dönmek ister miydi acaba karides? Kurtlar sofrasında bir kuzu olmaktan kurtulabilmek elbette çok önemli bir şeydir. Karides deyip geçmeyin. Bir canlı olarak o da soluk alabilmeli, güneş ışığını görebilmeli ve asla bir çamur ırmağında boğulmamalıdır.

Okumak istediğimiz ne kadar çok kitap var ve ne kadar az zaman.

Tove Jansson; Tiyatronun bize ne olabileceğimizi ne olmak istediğimizi ve ne olduğumuzu gösterdiğini söyler.        

Görüyoruz ki, popülizmi toplumun yalnızca bir kesimi değil, farklı katmanları da iktidara taşıyor.

Keşke umutlarımızın ışığı, tehlikelerin şimşeğinden daha güçlü olsaydı. Özgürlük bir kez kapıdan çıktıktan sonra, onu geriye döndürmek ne kadar da zordur, bilirsiniz.

Yaşam sahnesinin en kötü yanlarından biri nedir biliyor musunuz? Sizden daha az yetenekli biri rolünüzü elinizden alır. Seyirci koltuğunuzdan onun alkışlanmasını ve çiçeklere boğulmasını izlersiniz. Çağrıldığınızda gidersiniz, ama bütün iyi roller paylaşılmıştır. Figüranlık önerisiyle karşılaşırsınız.

Biz, bir kurgu olan kimliğimizi yüceltmeye çabalarken, çevremizdekiler ise hep onu küçültmek için uğraşır dururlar. Günlük yaşamımızda bizden daha güçlü birilerinin varlığına inanıp ona teslim olmaya çalışmamız çok saçma değil midir? Hem böyle bir güç yok.

Ama yine de biz bazı şeylerin önceden belirlenmiş olduğunu bilmiyorduk. Başımıza geldikten sonra anladık. Bir şeylerin yanlış gittiğini önceden nasıl da anlayamadık. Yoksa sessiz çoğunluk kaostan korktuğu için mi boyun eğmeyi sürdürür? 

Bir insanın ölmesi üzücüdür. Bir köpeğin ölmesi de üzücüdür. Ama bir insanın köpeğiyle birlikte kaza geçirip ölmesi daha da kötüdür.

Ölmeden önce, gelen kutusundaki iletilerini okumayı kim istemez ki?

Sınırlar koyan, ‘Sakın denemeye kalkma, başarısız olacaksın!’ diyen balinanın canı cehenneme. Yol açık, kısıtlanma diye bir şey yok. Bize ne öğretmişlerdi? ‘Bisiklete binmeyi öğrenirken ayaklarına, akarsu üzerindeki sırıktan geçerken de suya bakmayacaksın,’ demişlerdi değil mi?



ARŞİV YAZILAR