MERSİN’İN İLK İMAR PLANI
Mersin’de bahar yüzünü göstermeye başladı. Eskiden 1 Mayıs bahar bayramı olarak kutlanırdı. Çoluk çocuk kamyona doluşup Erdemli Çamlığı’na gider bahar bayramını kutlardık. Bahar geldiğinde şehirde hummalı bir çalışma başlardı, ağaçlar budanır, parklar sulanır, çay bahçeleri ve yazlık sinemalar sezon hazırlığı yaparlardı. Mersin’in güzel küçük parkları vardı ama ne yazık ki bir imar planı bile yoktu.
Alman mimar ve şehir plancısı Hermann Jansen, Mersin'in ilk modern imar planını 1938 yılında hazırlamıştır. Bu plan, Mersin'in kentsel gelişiminde bir dönüm noktası olarak kabul edilir ve kenti ticaret ve plaj şehri olarak iki ana bölgeye ayıran düzenlemeler içermiştir.
20 Mayıs 1938 yılında onanan plana göre mevcut durumda en önemli cadde Uray Caddesi’ydi. O zamanki adı Kurtuluş olan İstiklal Caddesi İstasyon ile İleri İlkokulu arasındaydı. Ancak bu plan da yeterli olmamış ve tam olarak uygulanmamıştır.
Daha sonra İller Bankası Planı devreye girmiş, planın onanmasından hemen sonra bu planda da değişiklik yapılması istenmiştir. Yeni Mersin gazetesindeki haberlerden de anlaşılacağı gibi 2 Mayıs 1964 tarihli sayıda yer alan “İmar Planı Üzerinde Ciddi Olarak Durulmalı” başlığı ile yapılan haberde yeni tadilat taleplerinin çokluğu nedeniyle imar planı gelir gelmez derhal tadilata gidilmesi istenmiştir.
Hatta 20 Mayıs 1938 yılında Mersin’i ziyaret eden Atatürk bile bu konuya değinmiş, 23 Mayıs’ta garda son kez uğurlandığı sırada Belediye Başkanına elindeki bastonla şehrin kuzeyini göstererek “Kuzeye doğru beş geniş cadde açılmasını bildirmiştim. Neden bugüne kadar başlamadınız?” demiş, Başkanın cevabı üzerine “Olmaz öyle şey. Bu caddeler açılmalıdır. Güneyden kuzeye doğru olmasına dikkat ediniz. İskân sahası o tarafa kaysın” diye uyarmıştı. Ancak bu talimatlar uygulanmadı. (İçel Sanat Kulübü Nisan 1999-80 no.lu Bülteni)
18 Mayıs 1968’de Mersin’in en büyük parkı “Atatürk Parkı” açıldı, parkın içinde Çakıl Gazinosu adında küçük bir çay bahçesi de vardı. Yine bir mayıs ayında Gümrük Meydanı ve Yeni Cami yıkıldı. Mersin’de hummalı bir yıkım çalışması vardı. Sahil yolu dolgusu yapılıyor, eski binalar yıkılıyor çok katlı binaların temelleri atılıyordu.

Mimar Oktay Temel’in bu konuda söyledikleri ilginçtir: “Son günlerde Mersin’de bazı müteahhit firmalar önlerine gelen yerde istedikleri gibi çok katlı binalar yapıp bu binaları fahiş fiyatlarla satmaktadırlar. Şehirde yaşayanlarla alay edercesine beldenin en güzel semtlerine hançer saplar gibi, imar planına ve talimatına aykırı bina yapanlar, kendilerinin de inanmadıkları bir terane tutturmuşlar; ‘Efendim biz şehri güzelleştiriyoruz, imar ediyoruz’ diyorlar. Yirminci asırda, Mersin gibi 80 bin nüfuslu bir deniz şehrinde sahilde çok katlı binalara gitmenin sözü bile edilemez. Mersin denizden ortalama 10 metre yüksekliğinde bir şehirdir. Şehrin güney rüzgârını sahilde çok katlı binalarla kesmek faciadır." (6 Kasım 1968, Yeni Mersin Gazetesi)
Mersin’in çarpık ve düzensiz kentleşmesi ciddi bir sorundur. Şehrin doğal ve kültürel değerlerini korumak hepimizin asri görevidir. Mersin’in merkez mahalleleri ve sahil kesimi, geçmişte yapılan yanlış imar uygulamaları, plansız yapılaşma ve kıyı kenar çizgisi ihlalleri neticesinde ciddi yapısal, çevresel ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya kalmıştır.
Mersin'de yoğun yapılaşma ve sürekli genişleyen yeni konut alanları ciddi bir sorun olarak öne çıkmaktadır. Bu durum doğal alanların azalmasına neden olmaktadır. Sürdürülebilir bir ekosistem gelecek nesiller için hayati önem taşır. Doğal kaynaklarımız tükenmeden, biyoçeşitliliği korumaya ve çevre kirliliğini önlemeye gayret edelim. Gelecek nesillere temiz ve yaşanabilir bir Mersin bırakalım.
“Bu dünya bize atalarımızdan miras kalmadı. Biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık.”


