Ali Adalıoğlu

Adaletin bu mu dünya?


İki ay önce canım, yoldaşım ağabeyimi toprağa verdim.

Daha acımı sindiremeden, ikinci bir acı yüreğimi dağladı.

Ağabeyimin büyük oğlu Tolga’nın Almanya’dan gelen ölüm haberiyle yıkıldım!

Ben yıkıldım ama yengemin durumunu düşünemiyorum bile.

Önce eşi, sonra aslan gibi oğlu gözlerinin önünde can verdi.

Bu acıya yürek mi dayanır?

“Evlat acısı zordur”,  derler!

Allah kimseye yaşatmasın!

*

Amca baba yarısıymış!

Yeğen de evlat yarısı gibi.

Ama Tolga oğlum gibiydi.

Yoktu Emrah’tan, Ali Deniz’den farkı.

Munis, güler yüzlü, kimseyi kırmayan sevecen bir yapıya sahipti.

Selda’nın tek aşkı,

Lara’nın biricik babasıydı.

Her ölüm erken ölümdür!

Ancak, Tolga’nın ölümü çok erken oldu.

Böyle anlarda insan şaşırıyor!

Ne diyeceğini bilemiyor.

Sözün bittiği yerdeyiz” derler ya aynen öyle.

Ama benim bir çift sözüm var!

İsyanla, kahırla, sitemle haykırıyorum:

- Adaletin bu mu dünya?

 

 

Sözün Özü;

 

 

Çarşamba günü, öğle vakti Karacaahmet’te sonsuzluğa uğurlayacağız canım Tolgam’ı.

İçim acıyor, yüreğim dağlı, gözüm yaşlı. İsyan, kahır, sitem doluyum.

Selda Bağcan’ın efsanevi sesiyle, haykırışıyla uğurluyorum canım Tolgam’ı:

“Adaletin bu mu dünya?

Kötülerinsin sen dünya

İyileri öldüren dünya…”



ARŞİV YAZILAR