Bülent Ufuk Ateş

KÜRESELCİLERE KARŞI DAYANIŞMA


‘Dünyayı yönetenler’in bir araya geldiği Bilderberg Toplantısı bu yıl 9-12 Nisan günlerinde Washington’da yapıldı. Kuzey Amerika ve Avrupa’nın 23 ülkesinden 128 katılımcı arasında 5 Türk de yer aldı.

Anti Komünist amaçla 1954 yılından beri süren toplantılar yüksek güvenlik ve büyük gizlilik içerir. Katılımcılar NATO başta olmak üzere emperyal kurum yöneticileri, siyasetçiler ve elit iş adamlarından oluştu. Amaçlarının başında küresel sermayenin çıkarlarını korumak, ulus devletler arası rekabete engel olmak gelmektedir. Toplantılarda alınan kararlar yazıya dökülmeksizin ülkelerde eş zamanlı uygulanır.

Anlaşılan o ki; gizlilik içinde süren çalışmalar sonucu elitlerin aldığı kararlar yerel hükümetler kanalıyla yaşama geçirilir. Çünkü, kurulan sistem iktidarları uluslararası sermayenin belirlemesine yöneliktir. Küreselciler ‘bekçi politikacılar’ isterler.

Sermayenin karşı devrim çabaları şiddet ve savaşlarla dünya halklarını teslim almak amaçlıdır ve son dönemde yoğun biçimde Ortadoğu’da yaşanıyor. Türkiye yerelinde hak mücadelelerine kolluk kuvvetleri marifetiyle; gazla, copla saldırılırken muhalif siyasilere, gençlere, gazetecilere, aydınlara ve toplumsal temsiliyet taşıyanlara yargı eliyle cezalandırma yoluna gidiliyor. Ekonomik şiddet ise işsizlik, güvencesizlik, yoksullaştırma vb. biçimde yaşama geçiriliyor.

Ali Koç (Koç Holding), Murat Özyeğin (FİBA Holding), Mehmet Tara (Enka Holding), Feridun Sinirlioğlu ve Ayşe Zarakol, Bilderberg 2026’nın katılımcıları arasındaydı. Uluslararası sermayenin yerel temsilcilerinin gücünü küçümsememek gerek. Dünyayı ve ülkemizi yönetmek fikri ve eyleminden vazgeçmezler.

Özetlemeye çalıştığımız, dünya ve ülke bazında oluşan statükodur. Patronlar, yönetirken sömürüyü yoğunlaştırmak, çoğunluğu oluşturan emekçileri kaderlerine itiraz edemeyecek duruma getirmek amaçlı ‘düzenin bekası ve millilik’ söylemlerini dillerinden düşürmezler. Ama toplumlara kapalı toplantılarda dünyanın diğer kapitalistleriyle dayanışma ve iş birliğini sürdürürler.

Emekçiler, yoksullar verili olana rıza göstermiyorsa statükoya karşı koymak, küreselcilere meydan okumak zorunda. Bilderberg Toplantısı’nın yapıldığı günlerde emekleri gasp edilen maden işçileri direniş başlatmıştı. Bilindiği gibi, kararlı direniş ve dayanışma madencilerin zaferini getirdi.

Hemen ertesinde dünya işçi sınıfının mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs İşçi Bayramı vardı. Ülkenin dört bir yanında emekçiler meydandaydı. Ne ki; iktidarın yaşattığı korku iklimi başta olmak üzere türlü nedenlerle kitlesel katılım zayıftı. En vahimi, İşçi Bayramı’nda işçiler eksikti. Bu realite, bir başka statükonun daha değişmesi gerektiğine işaret ediyor; ‘sendikal yapı’. Eskişehirli maden işçileri ve sendikal örgütlenmesi örnek alınmalı.

Peki olumlayacağımız gelişmeler olmadı mı 1 Mayıs eylemlerinde? Üç tanesini aktarayım:

* Mersin’in en muhafazakar, sağ politikalarının etkin olduğu ilçelerinden Bozyazı’da kent tarihinin ilk 1 Mayıs’ı kutlandı.

* Tarsus 1 Mayıs’ında halkın helal oylarıyla milletvekili seçilen Can Atalay’ın posteri polisçe alana alınmayarak yasaklanmak, dahası suç aracı yapılmak istendi. Gözaltı tehditlerine karşın katılımcı tüm öznelerin dayanışmasıyla TİP’li milletvekili fiziki olarak Silivri zindanındayken düşüncesi ve ruhu miting kürsüsünde yerini aldı.

* İktidar bu yıl da Taksim’i yasakladı. Yasağa rağmen, gerçekte işçilerin adıyla anılması gereken alana TİP başta olmak üzere kimi sol örgütler ve sendikalar ‘1 Mayıs’ta Taksim’ çağrısı yaptı. Düzenin tepkisi sert oldu. Binlerce emekçi ve devrimci gaz, tazyikli suyla şiddet görürken 580 kişi de gözaltına alındı. Ancak, 1977 katliamının 50’inci yılı olan 2027 1 Mayıs’ına başta CHP olmak üzere Taksim çağrısı yapıldı. Kitlesel kararlı güç bu yasağı yenecektir.

Son olarak; sermayenin uluslararası iş birliğine karşı dünya işçi ve emekçilerinin dayanışması için adımlar atılmalıdır. Bunun ilk adımı da temmuz ayında Türkiye’de yapılacak NATO zirvesini protesto etmektir. Diyeceğim; küreselcilerin huzuru kaçırılmalıdır.



ARŞİV YAZILAR