FAİLİ BESBELLİ CİNAYETLER
Sanatsal tanımını bakmadan söyleyemem ama bence ‘fotoğraflar, kimse gitmesin diyedir’…
Var oluşunun sağlam kanıtı,
Yaşamdan kalan en somut izdir.
Ve bazı fotoğraflar bizi incitir
İnsani dokularımıza ilişir.
Hem suçlu hem çaresiz hissettirir.
Ama aslında fotoğraflar ‘kimse gitmesin’ diyedir!

Gülistan Doku’nun kendinden başka sarılacak kimsesinin kalmadığı, çaresizliğin en yalın haline şahit olduğumuz bu fotoğrafına 10 saniye bakınca tam olarak böyle hissettim.
Hem suçlu hem çaresiz…
6 yıldır bulunamayan Gülistan’ın son fotoğrafı da hiç bir yere gitmediğini gösterdi.
Bu vahşette nihayet gerçek suçlular ceza almaya başladı.
Diğer faili meçhul kadın cinayetlerinin aydınlatılmasında örnek olacağını umarak alkışlıyorum.
Aslen faili belli cinayetlerin her ne sebeple olursa olsun ‘şimdi’ araştırılmaya başlanmasının bundan sonraki vahşetlerin önünü keseceğini düşünüyorum.
Ancaaak yeni bir vaka değil ‘Gülistan Doku’
Hatırlayalım:
Başlarda ailesi annesi, babası ve kız kardeşi sıkça gündeme geldi. Muhalif kanallarda nerdeyse tüm programlarda yer aldı. Daha sonra vali ve dönemin İçişleri Bakanı, olayın bizzat takipçisi olduklarını ve mutlaka bulacaklarının sözünü kameralar önünde verdi.
Aile, evlatlarının baraja atıldığını düşünerek günlerce direniş sergiledi. Baraj boşaltıldı ancak Gülistan yerine başka bir kadın cesedine ulaşıldı.
Sevdikleri bir kez daha yıkıldı.
Sorular hep havada kaldı.
Bu arada kızın intihar ettiği ailenin saldırgan davrandığı algısı yayıldı.
Deliller karartıldı, dosya yavaşladı,
Zamana yayarak unutturma projesi yine devreye girdi.
Ta ki bu zamana kadar!
Yahu bayılıyorum şu atanan bakanların, döneminden öncekileri kendi iktidarları yapmamış gibi davranma çevikliğine!
Ortalama zekâya sahip bir yurttaş olarak haliyle kafamda böyle deli sorular dolaşmaya başladı:
Ekrem İmamoğlu ve CHP davalarının baş aktörü, taze Adalet Bakanı’nın PR Şov’unu mu izliyoruz?
Neden 6 yıl sonra bu vakanın tam anlamıyla üstüne gidilmesine karar verildi?
Bundan önceki ‘Bakan-lar’ niçin kılını kıpırdatmadı?
Gülistan gibi Mehmet Ağar’ın oğlunun karıştığı Yeldana olayı da gün yüzüne çıkarılacak mı?
Ya AKP Milletvekilinin evinde ölü bulunan Nadire Kadirova?
Rojin Kabaiş… İnşaat işçisi babası yıllardır gözyaşları içinde Van Üniversitesi’nde okurken katledilen kızı için gerçeği ararken rektörün delil kararttığını haykırıyor. Başta rektör ve işbirlikçileri de bir gün hesap verecek mi?
Lojmanda polis sevgilisinin evinde yaşamını kaybeden Yeşim Akbaş?
Çağla, Rabia Naz ve nice kadının ailesi, biraz olsun umutlanabilir mi?
Peki, aradığımız adalete ulaşmak için ‘büyük abiler!’ arasındaki çekişme, klik savaşını mı beklemek gerekiyordu?
Genç kızları şantajla, tehditle zenginlere peşkeş çeken, işlerine gelmeyenleri öldürüp örtbas eden üst düzey şebeke mi var?
Ve son olarak valisinden, polisine, doktoruna çürüyen bu sistemin kendisini ortadan kaldırma cesareti bulmamız için daha kaç kadın ve çocuğun katledilmesi gerekiyor?


