BOZKIRIN ORTASINDA BİR VAHA
Geçtiğimiz hafta sonunda Eskişehir Gazeteciler Cemiyetinin ev sahipliğinde yapılan Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanlar Konseyi toplantısına katıldım.
Eskişehir’e yıllar öncesinde gitmiştim.
Bir şehrin ancak bu kadar hızlı değişebileceğini gördüm.
Bu değişimin mimarı olan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen hocayla tanışma fırsatını buldum.
Yılmaz Büyükerşen hocanın Belediye Başkan olmasıyla sıradan bir Anadolu şehri olan Eskişehir, “Bozkırın ortasında bir vahaya” dönüşmüş.
Yılmaz Büyükerşen,1999-2023 yılları arasında görev yaptığı süre boyunca sadece bir belediye başkanı olmadı,
Bir şehrin kaderini değiştiren isim oldu.
Bugün Eskişehir Türkiye’nin en yaşanabilir şehirlerinden biri olarak anılıyorsa, bu bir vizyonun sonucudur.
Eskişehir’de şunu gördüm:
Bir şehri değiştiren şey, sadece beton, asfalt ya da projeler değil, o şehre hayal kurabilen ve o hayali hayata geçirebilen iradedir.
Hocanın yaratıcılığı belediye başkanı olmadan önce de vardı.
Anadolu Üniversitesi’nin Kurucu Rektörü olarak göreve geldiğinde “Açık Öğretim Fakültesini” kurarak üniversite okuma fırsatını kaçıran on binlerin üniversite mezunu olmasını sağlamıştı.
Bu girişimiyle yüksek öğretimde bir devrimi gerçekleştirmişti.
Belediye başkanı olduğunda kenti adeta yeniden yaratmış.
Eskişehir’in içinden geçen Porsuk çayını ve çevresini yeniden yapılandırarak deniz olmadan plaj yaratmış.
İnsanlar yazın sıcak günlerinde plajda serinlenirken diğer tarafta Porsuk çayının üzerinde kanolarla gezinti yapabiliyor.
Toplantılardan arta kalan sürede kenti gezme olanağımız da oldu.
Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen hocanın kendi elleriyle yaptığı balmumu heykellerin sergilendiği “Yılmaz Büyükerşen Balmumu Müzesi” kente farklı bir kimlik kazandırmış.
Restore edilen Odunpazarı evlerinin olduğu bölgedeki Balmumu Müzesi’ne ülkenin her tarafından gelen insanların uzun kuyruklar oluşturduğunu gördüm.
Balmumu Müzesi’nde siyasiler, sanatçılar ve Eskişehir sporun efsaneleri de bulunmakta.
Kent gezimizde bizlere rehberlik eden Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Turizm Müdürlüğü görevlisi, 2015 yılında kurulan Yılmaz Büyükerşen Balmumu Müzesi’ni 5 milyon 400 kişinin ziyaret ettiğini söyledi.
En ilginç olan ise müze giriş ücreti geliri kız çocuklarının ve engelli bireylerin eğitimine aktarılıyormuş.
Kentin cadde ve sokaklarında gezerken planlı bir yapılaşma ve yeşil bir kentte olmanın huzurunu yaşıyorsunuz.
En çok dikkatimi çeken ulaşım sorununun olmaması.
Yılmaz Büyükerşen hoca ikinci döneminde ulaşıma önem vererek raylı sisteme geçmiş. İlk etapta 15 kilometre olan raylı sistem bugün 50 kilometreye ulaşmış durumda.
Eskişehir’de raylı sistem sayesinde ulaşım sorunu çözülmüş.
Çok güzel bir planlamayla tramvaylar adeta sokak aralarına dahi sefer yaparak insanların konforlu ve rahat ulaşımını sağlıyor.
Mersin Büyükşehir Belediyesi metro ile zaman kaybetmeden yer üstü raylı sisteme dönmeli.
Raylı sistem metroya göre hem daha ucuz hem de daha hızlı yapılabilmekte.
Önümüzde Eskişehir gibi güzel bir uygulama var.
Mersin de en kısa zamanda raylı sisteme geçerse ulaşımın çile olmaktan çıkacağına inanıyorum.

