Prof. Dr. Erkan Aktaş 

Prof. Dr. Erkan Aktaş 

Türkiye yeni aile rejimine giriyor


Dün TÜİK evlenme ve boşanma istatistiklerini açıkladı. Rakamlar ilk bakışta büyük bir kırılma göstermiyor gibi görünse de veriler oranlar üzerinden incelendiğinde Türkiye’de aile yapısının son yirmi yılda derin bir dönüşüm yaşadığı görülüyor.

2001 yılında yaklaşık 544 bin evlilik gerçekleşirken boşanma sayısı 92 bin civarındaydı. Bu tablo her 100 evlilikten yaklaşık 17’sinin boşanma ile sonuçlandığını gösteriyordu.

2025 yılına gelindiğinde evlilik sayısı sınırlı biçimde gerileyerek yaklaşık 550 bin seviyesinde kalırken boşanma sayısı 194 bine yükseldi.

Yaptığımız hesaplamaya göre artık Türkiye’de her 100 evlilikten yaklaşık 35’i boşanma ile sonuçlanıyor. Başka bir ifadeyle boşanma oranı yirmi yılda iki katına çıktı.

Türkiye’de sorun evliliklerin bitmesi değil, evliliklerin daha kırılgan hale gelmesi.

İl Bazlı Analiz: İlk 10 İl

2025 verilerine göre boşanma oranının en yüksek olduğu ilk 10 il şunlar:

İzmir, Antalya, Aydın, Ankara, Muğla, Mersin, Çanakkale, Balıkesir, Denizli ve Tekirdağ.

Bu illerde her 100 evlilikte boşanma oranı yaklaşık yüzde 40 ve üzeri seviyelerde seyrediyor.

Mersin’de oran yaklaşık yüzde 43, İstanbul’da ise yüzde 36 civarında. İl verileri boşanmanın bireysel değil, ekonomik ve toplumsal koşullarla ilişkili yapısal bir süreç olduğunu gösteriyor.

Ekonomi Aileyi Belirliyor

Reel ücretlerdeki erime, yüksek konut fiyatları, kira baskısı, işsizlik ve güvencesiz çalışma aile kararlarını doğrudan etkiliyor. Gençler evliliği erteliyor, evlilikler daha kısa sürüyor ve çocuk sahibi olma kararı gecikiyor.

Bu nedenle boşanma artışı aynı zamanda ekonomik bir göstergedir.

Sonuç

Türkiye artık yüksek evlilik–düşük boşanma modelinden uzaklaşıyor. Yerine artan boşanma, ertelenen evlilik ve düşen doğurganlığın belirlediği yeni bir yapı ortaya çıkıyor.

Bu eğilim devam ederse doğurganlık daha da düşecek, nüfus giderek yaşlanacak ve demografik baskılar ekonomi üzerinde belirleyici hale gelecektir.

Bugün açıklanan TÜİK verileri yalnızca aile istatistiği değildir. Bu rakamlar ekonomik belirsizliğin, gelecek kaygısının ve toplumsal yorgunluğun sayılara yansımış halidir.

Artan boşanma, ertelenen evlilik ve düşen doğurganlık; mevcut ekonomik politikanın gizlenemeyen toplumsal sonuçları olarak karşımızda durmaktadır.

Evlilik sürüyor olabilir; ancak Türkiye’de aile giderek daha zor koşullar altında ayakta kalmaya çalışıyor. Ve bu tablo, geleceğin en kritik sosyal ve ekonomik meselesi olmaya aday.

Ailedeki kırılma, ekonomideki kırılmanın en görünür göstergesi haline geliyor.



ARŞİV YAZILAR