Prof. Dr. Erkan Aktaş 

Prof. Dr. Erkan Aktaş 

Yanlış paradigmanın en temel söylemi: “Çiftçi görmeden inanmaz”


Yıllardır tekrar edilen bu söylem, çiftçiyi pasifleştiren ve tarımda yapısal sorunları derinleştiren yanlış bakış açısının en açık göstergesidir.

Bu yazının çıkış noktası, bir toplantıda yaşadığım küçük ama çok şey anlatan bir diyalog oldu. Konuşmamın ardından bir çiftçi dostumuz bana şu soruyu sordu: “Hocam, iyi güzel söylüyorsunuz da çiftçi görmeden nasıl anlayacak?”

Ben de şu cevabı verdim: Bunu bir metafor olarak düşünelim. Çiftçiyi tek bir duyu organına indirgemek doğru mu? Çiftçiyi yalnızca gözüyle karar veren, düşünmeyen, analiz yapmayan, ortak akıl üretmeyen biri gibi mi konumlandıracağız? Oysa çiftçi yalnızca bakmaz; hesap yapar, risk tartar, deneyiminden öğrenir, komşusuna danışır ve geleceği düşünür. Yani çiftçi aklıyla üretir.

Sorun burada çiftçinin “görmesi” değil, bizim çiftçiye nasıl baktığımızdır.

“Çiftçi görmeden inanmaz” söylemi, masum bir tespit gibi sunulsa da, aslında yıllardır yanlış uygulanan bir anlayışın ürünüdür. Bu yaklaşım, çiftçiyi pasif bir uygulayıcıya indirgerken tarımı insandan koparmakta, kırsalı yalnızca teknik bir üretim alanı olarak görmektedir. Bugün karşı karşıya kaldığımız örgütsüzlük, kooperatiflerin zayıflaması ve dayanışma kültürünün aşınması bu zihniyetin doğal sonuçlarıdır.

Ne yazık ki bu bakış açısı tarımsal yayım ve eğitim çalışmalarında da uzun yıllar boyunca yeniden üretilmiştir. Çiftçiyi bilgi üreten değil, sadece uygulayan bir aktör olarak konumlandıran bu yaklaşım, kırsal eğitimin niteliğini de zayıflatmıştır.

Bu tabloya bir de giderek yaşlanan üretici profili eklendiğinde sorun daha da derinleşmektedir. Ortalama yaşı 60’a yaklaşan bir çiftçi kitlesiyle karşı karşıyayız. Bu durum yalnızca demografik bir veri değildir; kırsalda kopuşun, kuşak aktarımının zayıflamasının ve tarımın geleceğinin risk altına girmesinin açık göstergesidir.

Bugün artık şu soruyu yüksek sesle sormak zorundayız: Mevcut kuşak üretimden çekildiğinde, Türkiye’de tarımı kim yapacak?

Hele hele teknolojinin hızla ilerlediği, dijital dönüşümün, yeşil dönüşümün ve iklim uyum politikalarının gündemde olduğu, yapay zekânın hayatın her alanına girdiği bir çağda, tarımı hâlâ eski kalıplarla okumakta ısrar etmek doğru değildir. Eğer bugün tarımsal yayım çalışmalarında hâlâ “çiftçi görmeden anlamaz” yaklaşımı sürdürülüyorsa, bunu açıkça söylemek gerekir: Bu yaklaşım yanlıştır.

Tarımın geleceği, çiftçiyi sadece üreten değil; düşünen, karar veren ve sürecin parçası olan bir özne olarak gören yeni bir bakış açısıyla mümkündür. Aksi halde kaybedeceğimiz şey yalnızca üretim değil, kırsal yaşamın kendisi olacaktır.

Bu da elbette yeni nesil bütünleşik heterodoks kırsal kalkınma modelleri ile mümkün olabilir.



ARŞİV YAZILAR