Dr. Öğretim Görevlisi Alaiddin Koşar

Gıda İsrafının Görünmeyen Faturası


Bir lokma ekmeği çöpe atmak küçük bir an gibi gelir; oysa dünya ölçüsünde bakınca bu “küçük anlar” bir iklim politikası kadar büyük. UNEP’in Food Waste Index 2024 verilerine göre 2022’de perakende, yeme-içme ve hanelerde toplam 1,05 milyar ton gıda israf edildi; bu kişi başı yılda 132 kilogram demek. Daha çarpıcısı: tüketiciye ulaşan gıdanın yaklaşık %19’u bu üç aşamada çöpe gidiyor.

İsrafı “ayıp” diye konuşuruz; ama asıl mesele, bunun aynı zamanda dev bir kaynak ve emisyon kaybı olması. Aynı rapor, 2022’deki israfın %60’ının evlerde, %28’inin yeme-içme hizmetlerinde, %12’sinin perakendede oluştuğunu söylüyor. Yani sorumluluk sadece tarlada, nakliyede ya da markette değil; mutfağın içinde. Çöpe giden her ürünle birlikte, onu büyüten suyu, gübreyi, enerjiyi ve emeği de çöpe atıyoruz.

Evdeki israf çoğu zaman “kötü niyet”ten değil, küçük sürtünmelerden çıkıyor: plansız alışveriş, akşam geç saatte verilen “ne yesek?” kararı, dolabın arkasında unutulanlar, “belki yeriz” diye alınan fazlalık. Bu yüzden gıda israfı, kişisel iradenin sınandığı bir alan olmaktan çok, gündelik hayatın dağınıklığının aynası. Bir düzen kurmadığımızda, en iyi niyet bile raf ömrüne yeniliyor.

İşin bir başka kilit noktası tarih etiketleri. “Son tüketim tarihi” ile “tavsiye edilen tüketim tarihi” arasındaki farkı bilmediğimizde, çoğu gıdayı güvenli olduğu hâlde erkenden eliyoruz; bazen de tam tersi, riskli ürünleri “kokla-bak” yöntemiyle tutmaya çalışıyoruz. İsrafı azaltmanın en pratik yolu, bu iki etiketi doğru okumayı bir tür mutfak okuryazarlığına çevirmek: sağlık ve israfı aynı anda yönetmek.

Bir de porsiyon meselesi var: özellikle dışarıda ve toplu beslenmede, “bol görünsün” kültürü çöpe dönüşebiliyor. Çoğu işletme için tabakta kalan aslında maliyet; ama müşteri gözünde “cimri” görünme korkusu ağır basıyor. Burada çözüm, romantik çağrılardan ziyade tasarım: yarım porsiyon seçeneği, küçük tabak varsayılanı, kalan yemeği paketlemeyi normalleştiren dil, gün sonu indirimleri ve bağış/yeniden yönlendirme altyapısı.

İsrafın global bir ölçekte büyümesinin nedeni, sadece evlerin dağınıklığı değil; sistemin “fazlayı üretip fazlayı yönetememesi.” UNEP’in bulguları, hanelerde günde 1 milyardan fazla öğüne denk israf yaşandığını vurguluyor; bu da problemin “bazı insanların savurganlığı” değil, dünyanın her yerinde tekrarlanan bir davranış kalıbı olduğunu anlatıyor.

O zaman çözüm basit: İsrafı azaltmak için büyük sloganlardan çok, küçük ama tutarlı standartlara ihtiyacımız var. Evde: haftalık plan, “önce tüket” rafı, artanları ertesi günün öğünü olarak kurgulamak. İşletmede: ölçümlemek (ne kadar çöpe gidiyor?), porsiyon ve menü tasarımı, bağış/yeniden dağıtım iş birlikleri. Kamuda: veri toplama, teşvik ve regülasyonla “israfı normal” olmaktan çıkarmak. Çünkü gıda israfı, çöpe atılan yemekten önce, çöpe attığımız bir gelecek ihtimali.



ARŞİV YAZILAR