Mersin hakkını arıyor
Türkiye’de merkezi bütçeye net katkı sağlayan yalnızca 10 il var. Bu iller arasında 6’ncı sırada yer alan Mersin, üretim gücüyle ilk 3’ü zorlayabilecek potansiyele sahipken yatırım eksikliği nedeniyle geride bırakılıyor. Kaybeden sadece Mersin değil, Türkiye ekonomisi oluyor.
MERSİN ARTIK BÖLGESEL DEĞİL, ULUSAL VE KÜRESEL BİR AKTÖR
2025 yılı merkezi bütçe performans verileri Türkiye ekonomisinin yapısal dengesizliğini bir kez daha ortaya koydu. Açıklanan rakamlara göre yalnızca 10 il merkezi bütçeye net katkı sağlayabiliyor. Bu iller İstanbul, Kocaeli, İzmir, Ankara, Bursa, Mersin, Antalya, Tekirdağ, Yalova ve Muğla. Bu tablo içinde Mersin 124,7 milyar TL net katkı ile Türkiye genelinde 6’ncı sırada yer alıyor. Aynı zamanda kent, 2024 yılı Gayrisafi Yurt İçi Hasıla sıralamasında Gaziantep ve Adana’yı geride bırakarak Türkiye’nin 7’nci büyük ekonomisi konumuna yükselmiş durumda. Bu iki veri birlikte okunduğunda ortaya çıkan gerçek nettir: Mersin artık yalnızca bölgesel bir üretim merkezi değil, ülkeye küresel ölçekte katkı veren stratejik bir ekonomik aktördür.
ÜRETİYOR AMA YATIRIMDA GERİ PLANDA BIRAKILIYOR
Ancak bu gücün kentte karşılık bulduğu söylenemez. Mersin merkezi bütçeye yüksek katkı sağlamasına rağmen, bu katkının yatırım olarak geri dönüşü sınırlı kalmaktadır. Kent üretiyor, ihracat yapıyor, dış ticaret kapısı olarak Türkiye’yi dünyaya bağlıyor; fakat ulaşım altyapısı, su yatırımları, sanayi ve lojistik projeler aynı hızda ilerlemiyor. Bu tablo yalnızca Mersin için değil, Türkiye ekonomisi için de ciddi bir fırsat kaybı anlamına geliyor.
DOĞRU YATIRIMLARLA İLK ÜÇÜ ZORLAYABİLİR
Eğer Mersin, ilk 10’da yer alan diğer üretim merkezleriyle benzer ölçekte altyapı yatırımları alabilseydi, bugün yalnızca bütçe katkısında ilk 6’da değil, ilk 3’ü zorlayan bir kent, GSYH büyüklüğünde ise Türkiye’nin en büyük üç ekonomisi arasına aday bir il konumunda olabilirdi. Bu potansiyel hâlâ vardır. Ancak zaman kaybı, maliyetleri her geçen gün artırmaktadır.
ULAŞIM TIKANIRSA TİCARET YAVAŞLAR
Mersin’in en kritik başlıklarından biri ulaşım altyapısıdır. Türkiye’nin en büyük limanlarından birine sahip olan kentte liman-demiryolu entegrasyonu yetersizdir. Bölgesel yük koridorları tamamlanmamış, kent içi ve bölgesel lojistik kapasite sınırına dayanmıştır. Bu tablo Mersin’in lojistik üs olma gücünü zayıflatmakta, Türkiye’nin dış ticaret rekabetçiliğini aşağı çekmektedir.
KÜRESEL KURAKLIK ÇAĞINDA SU GÜVENLİĞİ STRATEJİK MESELE
Bugün Mersin açısından belki de en hayati konu su güvenliğidir. Küresel kuraklığın hızla derinleştiği bir dönemde Mersin, coğrafi konumu ve hidrolojik potansiyeli sayesinde daha fazla su toplayabilecek nadir illerden biridir. Buna rağmen Pamukluk Barajı başta olmak üzere devam eden baraj ve gölet yatırımlarının gecikmesi büyük bir stratejik kayıptır. Üstelik yalnızca barajların değil, suyu kente ve tarım alanlarına taşıyacak isale hatlarının ve modern sulama altyapısının da eş zamanlı tamamlanması gerekmektedir. Bu yatırımlar yapılmadığı sürece Mersin’in tarımsal üretim kapasitesi, gıda arz güvenliği ve iklim krizine karşı dayanıklılığı zayıflamaya devam edecektir.
ANA KONTEYNER LİMANI MERSİN’İN STRATEJİK HAKKIDIR
Mersin coğrafi konumu, hinterlandı, üretim gücü ve mevcut liman kapasitesiyle Doğu Akdeniz’in doğal ana konteyner limanı olmaya aday kentidir. Bu yatırımın Mersin dışında planlanması sadece kente değil, Türkiye’nin küresel ticaret pozisyonuna da zarar vermektedir. Mersin merkezli bir ana konteyner limanı yatırımı Türkiye’nin lojistik ağını güçlendirecek, transit ticaret gelirlerini artıracak ve ülkeyi bölgesel bir ticaret merkezine dönüştürecektir.
KAYBEDEN SADECE MERSİN DEĞİL, TÜRKİYE
Mersin’in yatırım alamaması sadece bir şehir sorunu değildir. Çukurova’nın büyümesi yavaşlamakta, İç Anadolu’nun ihracat kapısı daralmakta, Türkiye’nin tarım, lojistik ve sanayi zincirleri zayıflamaktadır. Yani mesele yerel değil, ulusal kalkınma meselesidir.
SON SÖZ: MERSİN HAKKINI ARIYOR
Bugün Mersin Türkiye ekonomisinin yükünü taşıyan, küresel ticaret ağlarına entegre olmuş, ülkeye döviz kazandıran bir kenttir. Artık bu katkının karşılığını istemektedir. Mersin hakkını arıyor. Çünkü bu sadece bir şehir talebi değil, Türkiye’nin geleceğiyle doğrudan bağlantılı bir kalkınma meselesidir.
Mersin potansiyeliyle ilk üçü zorlayabilecek bir kenttir. Bu potansiyelin heba edilmesi yalnızca Mersin’e değil, Türkiye’ye kaybettirmektedir.
