Bülent Ufuk Ateş

BARIŞ ELÇİLERİ


Irkçılık ve barış karşıtlığı toplumların bir arada huzur, refah içinde yaşama mücadelesini başarısızlığa uğratmak adına zerkedilen bir zehirdir. Panzehiri ise barışı ve halkların kardeşliğini inatla, ısrarla savunmaktır.

Bilindiği gibi Sırrı Süreyya Önder’in 3 Mayıs 2025 tarihinde ölümünün ardından Tarsus Belediyesi yaptırmakta olduğu okuma salonuna zamansız yitirdiğimiz TBMM Başkanvekili’nin adını verme kararı aldı. Öneri CHP Grup Başkanvekili, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır’ın önerisini Belediye Başkanı Ali Boltaç’ın sahiplenmesiyle gündeme gelmişti. Tarsus Belediye Meclisi’nde grubu bulunan CHP, MHP ve AKP’li üyelerin oybirliğiyle öneri karar haline geldi.

Bir anımsatma daha yapılırsa; Meclis’te gerçekleşen cenaze töreninde ve sonrasında CHP ile DEM Parti’nin yanı sıra AKP, MHP, İYİ Parti, DEVA, Gelecek sözcüleri ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Önder’i saygıyla, sevgiyle anmaları kayıtlara geçmiştir. Bu mutabakatta, kimilerince ‘Terörsüz Türkiye’, toplumun önemli kesimlerince ise ‘Demokrasi ve Barış’ diye tanımlanan süreç etken olmuştur.

Özellikle gençlerin ‘Sırrı Abe’ diye seslendiği Önder, Meclis’i yönettiği oturumlarda keskin zekâsı ve esprileriyle kavgaya mahal vermediği gibi toplumsal barışın yaşama geçmesi için her türlü riski almıştı. Ne yazık ki, düşlediği ‘barış içinde bir arada yaşama’ Türkiyesi’ni göremeden ayrıldı.

Tarsus Belediyesi başta Ali Boltaç olmak üzere Meclis üyeleriyle birlikte Sırrı Süreyya Önder’in hayallerini diri tutmak amacıyla anılan kararı aldı. Ancak, barış karşıtları harekete geçmekte gecikmedi. Siyasetlerini Türk-Kürt gençlerinin kanları üzerine kuran azınlık kimi çevreler, yürüttükleri sosyal medya kampanyalarıyla rahmetli barış elçisine olmadık hakaret ve iftiralara başvurdu. Başkan Boltaç ile okuma salonunun kitaplarını temin sözü veren Ali Mahir Başarır da hedefe konulan isimler arasında. Yürütülen ırkçı kampanya bir Kürt gencinin kurşunlara hedef olarak öldürülmesiyle neticelendi. DEM Parti milletvekilleri ve yöneticilerinin de katıldığı bir eylemde açılan ateş ‘Barışa sıkılmış kurşun’ anlamını taşıdı.

Bu noktada siyasetlerini ırkçılık, kan ve anaların gözyaşlarıyla besleyenlere sevgili Sırrı’yı kısaca anlatmak farz oldu;

- Sırrı Süreyya Önder 1962’de Adıyaman’da Türkmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babası Türkiye İşçi Partisi’nin kurucu il başkanıydı.

- Yoklukla geçen çocukluk ve ilk gençlik yıllarının ardından Türkiye’nin en önemli sanat insanları arasına girdi. Yönetmen, senarist, yapımcı, gazeteci olarak sürekli üretti. Tarsus’ta çekimi gerçekleşen ‘Beynelmilel’ filmi başta olmak üzere çok sayıda sanatsal yapıta imza attı.

- Cumhuriyet’in ilk yılları ile Atatürk’ü anlatan ‘Bir Cumhuriyet Şarkısı’ filminin senaryosunu yazdığını özellikle vurgulamak gerek.

- HDP tarafından 2015 yılında ısrarla önerilen aktif siyasete girme gerekçesi ise, toplumsal barışa katkı sağlamaktı. Milletvekili seçilerek TBMM’yi de yönettiği gibi ilkesel duruşundan ödün vermediği için hapis edilerek bedel de ödedi.

- Kısacası; farklı halkların, inançların, siyasi düşüncelerin bir arada yaşadığı, çeşitli dillerin konuşulduğu, şarkıların birlikte söylendiği Türkiye tezini savundu, bundan ödün vermeden yaşamını yitirdi.

Bütünlük taşıyan ‘Demokrasi ve Barış’ mücadelesi ‘Türk-Kürt gençlerinin ölmediği, annelerin ağlamadığı Türkiye’ şiarıyla sürerken provokasyon girişimleri de eksik olmuyor. Nusaybin’de bayrağın indirilmesi ve Tarsus’ta Kobanili Baran Abdi’nin öldürülmesi öne çıkanlardan.

Barışı ve demokrasiyi savunanlara düşen görev ise, geri adım atmadan huzura ve refaha giden kardeşleşme sürecine kararlı katkı koymaktır. Barış elçisi Sırrı Süreyya Önder’in adı okuma salonunda yaşayacak. Ali Boltaç gibi barış savunucusu belediye başkanları, aynı istemle, yani barışı isterken yaşamlarını yitiren ‘Hırant Dink, Musa Anter’lerin isimlerini parklarda, caddelerde, meydanlarda yaşatmalıdır.



ARŞİV YAZILAR