Dr. Öğretim Görevlisi Alaiddin Koşar

Sosyal Medya Olmasaydı


Sosyal medya olmasaydı, hayatımız daha sessiz ama belki de daha sahici olurdu. Günün her anını belgelemek, her duyguyu duyurmak gibi bir refleksimiz olmazdı. Yaşadıklarımızı “paylaşılabilir” olup olmadığına göre değil, gerçekten yaşamak isteyip istemediğimize göre seçerdik. Belki de bazı anlar sadece anı olarak kalır, ekran ışığına hiç maruz kalmadan hafızamıza yerleşirdi.

Sosyal medya olmasaydı, siyasilerin davranışları da ister istemez başka bir ölçekte şekillenirdi. Yapılan bir yol, açılan bir okul, edilen bir yardım; kaç beğeni alacağı ya da nasıl bir algı yaratacağı üzerinden değil, gerçekten gerekli olduğu için yapılır mıydı? Kameraların olmadığı, canlı yayınların yapılmadığı bir ortamda, iyilik yine aynı sıklıkla ve aynı görünürlükle sürer miydi? Yoksa bazı işler, alkışsız kalacağı için rafa mı kalkardı?

Lüks restoranlarda çekilen tabak fotoğrafları, pahalı kahveler, özenle seçilmiş dekorlar… Sosyal medya olmasaydı, bu mekânların cazibesi aynı olur muydu? İnsanlar gerçekten damak zevkleri için mi giderdi, yoksa bir statü göstergesi olarak mı? Belki de birçok kişi, başkalarına göstermek zorunda kalmadığında, daha sade ama kendini daha iyi hissettiği yerleri tercih ederdi.

Hayır yapmak meselesi ise en çarpıcı sorulardan biri. Sosyal medya olmasaydı, yapılan yardımlar yine yapılır mıydı? Yapılırdı elbette, ama belki sayısı değil, niteliği değişirdi. Bir yardımın fotoğrafı çekilmediğinde, videosu paylaşılmadığında, sadece ihtiyaç sahibinin bilmesi yeterli olur muydu? İyilik, başkalarının görmesiyle mi değer kazanıyor, yoksa kimsenin bilmemesiyle mi daha anlamlı hale geliyor?

Sosyal medya olmasaydı, fikirler de daha az sloganlaşırdı. Herkes her konuda anında görüş bildirmek zorunda hissetmez, düşünceler daha yavaş ama daha derin oluşurdu. Tartışmalar belki daha dar çevrelerde kalırdı ama daha samimi olurdu. İnsanlar, karşısındakini ikna etmekten çok, anlamaya çalışırdı.

Belki de sosyal medya olmasaydı, kendimizle daha çok baş başa kalırdık. Başkalarının hayatlarına bakarak kendi hayatımızı ölçmez, eksik ya da geride hissetmezdik. Daha az karşılaştırır, daha çok kabullenirdik. Mutluluk, başkalarına gösterilen bir vitrin değil, içten gelen bir hal olurdu.

Sonuçta sosyal medya var ve hayatımızın bir gerçeği. Ama “olmasaydı ne olurdu?” sorusu bize şunu hatırlatıyor: Yaptıklarımızı gerçekten istediğimiz için mi yapıyoruz, yoksa başkaları görsün diye mi? Belki de asıl mesele sosyal medyanın varlığı değil, onsuz da aynı insan kalıp kalamayacağımızdır.



ARŞİV YAZILAR