İrem Yıldız

Hasta eden diyetler


Günümüzde kilo verme isteği hiç olmadığı kadar yaygın. Bunun en önemli nedenlerinden biri, ideal beden algısının popüler kültür aracılığıyla sürekli yeniden üretilmesi. İnce olmak; sağlıklı, mutlu ve başarılı olmakla eş değer gösteriliyor.  Her hafta yeni bir diyet modasıyla karşılaşıyoruz. “10 günde 5 kilo”, “Göbek eriten mucize liste”, “Şok diyetle yaz formu”… Başlıklar cazip, vaatler büyük. Ancak bir uzman diyetisyen olarak yıllardır şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Hızlı kilo kaybı vaat eden pek çok diyet, zayıflatmaktan çok sağlığı zayıflatıyor.

Diyet kavramı, ne yazık ki toplumda hâlâ “az yemek”, “kendini aç bırakmak” ya da “tek tip beslenmek” olarak algılanıyor. Oysa gerçek anlamıyla diyet; bireyin yaşına, cinsiyetine, sağlık durumuna, yaşam tarzına ve kültürel alışkanlıklarına uygun sürdürülebilir bir beslenme planıdır. Bu tanımın dışına çıkan her yaklaşım, kısa vadede kilo kaybı sağlasa bile uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlar.

Çok Düşük Kalorili Diyetler; Metabolizmanın Freni: Günlük 800 kalorinin altında planlanan şok diyetler, vücut için adeta bir alarm durumudur. Vücut, kıtlıkta olduğunu düşünerek metabolizma hızını düşürür, kas dokusunu harcamaya başlar. Sonuç tartıda hızlı düşüş, aynada yorgun bir beden. Bu tür diyetler; halsizlik, baş dönmesi, saç dökülmesi, konsantrasyon bozukluğu ve adet düzensizliklerine yol açabilir. Diyet bırakıldığında ise verilen kilolar genellikle fazlasıyla geri alınır.

Metabolik Hasar ve Yo-Yo Etkisi: Şok diyetlerin en önemli sonuçlarından biri “yo-yo kilo döngüsü”dür. Kişi kısa sürede kilo verir, diyet sürdürülemez hale geldiğinde eski beslenme düzenine döner ve verdiği kilodan daha fazlasını geri alır. Bu döngü her tekrarlandığında metabolizma biraz daha yavaşlar. Bir süre sonra kişi “Eskiden aynı diyeti yapınca zayıflıyordum, artık vermiyorum” demeye başlar. Bu bir irade sorunu değil, fizyolojik bir sonuçtur.

Tek Tip Beslenme; Sessiz Tehlike: Sadece protein, sadece meyve, sadece çorba… Tek besin grubuna dayalı diyetler vitamin, mineral ve posa eksikliklerine neden olur. Örneğin karbonhidratı tamamen dışlayan diyetlerde; beyin için temel enerji kaynağı olan glikoz yetersiz kalır. Bu durum sinirlilik, unutkanlık ve performans düşüklüğüyle kendini gösterir. Uzun vadede ise böbrek, karaciğer ve kalp sağlığı olumsuz etkilenebilir.

Detokslar ve “Arınma” Masalları: “Vücudu toksinlerden arındıran” detoks içecekleri ve kürler, bilimsel temelden yoksundur. Vücudun en güçlü detoks organları karaciğer ve böbreklerdir. Günlerce sadece sıvı tüketmek, kan şekeri dengesini bozar, kas kaybına neden olur ve bağışıklık sistemini zayıflatır. Tartıdaki kısa süreli tartı düşüş ise çoğunlukla su kaybıdır, yağ kaybı değil.

Sosyal Medya Diyetleri; Herkese Aynı Beden, Aynı Liste: Sosyal medyada popüler olan diyet listeleri en riskli gruplardan biridir. Çünkü bu listeler kişisel değildir. Bir başkası için uygun olan bir beslenme planı; tiroid hastası, insülin direnci olan ya da gebelik planlayan bir birey için ciddi sorunlar yaratabilir. “Komşum yaptı, çok zayıfladı” cümlesi, sağlıklı beslenme için bir referans değildir.

Sağlıklı Zayıflamak Ne Demektir? Sağlıklı kilo kaybı; haftada ortalama 0,5-1 kg arasında, yağ kaybı odaklı ve kas dokusunu koruyarak gerçekleşir. Aç kalmadan, tüm besin gruplarını içeren, keyif alınabilen bir planla mümkündür. En önemlisi de bu sürecin öğretici olmasıdır. Kişi diyet bittikten sonra da nasıl besleneceğini bilmelidir. Kısa sürede incelten ama uzun vadede yoran, hasta eden diyetler yerine; sabır, denge ve bilim temelli yaklaşımlar tercih edilmelidir. Çünkü sağlıklı bir beden, hızlı çözümlerle değil; doğru alışkanlıklarla inşa edilir. Vücudunuz cezalandırılacak bir düşman değil, iyi bakılması gereken bir yol arkadaşıdır. Ona ne verirseniz, karşılığını mutlaka alırsınız.



ARŞİV YAZILAR