Ergün Parlat | DÜŞLER DE DEĞİŞTİ | Güney Gazetesi Mersin
Ergün Parlat

Ergün Parlat

DÜŞLER DE DEĞİŞTİ


            Bana; “Düşleri boş ver” diyeceksiniz belki. Peki ama inandığımız gerçekler ne kadar gerçek?

 

            Düşlerimizin kaynağı endişe ve belirsizlikler mi yoksa? Uyku düzenimizin bozulması mı? Çünkü sabahları erken kalkmak zorunda olmayan insan, geceleri daha geç yatar.

 

            Çözmek için kafa yorduğumuz sorunların yanı sıra çok uzun süreler boyunca akılda tutmak istediğimiz, geçmişte bize mutluluk vermiş olayların da bulunması, gördüğümüz düşlerin içeriğini etkiliyor.

 

            Belki de günlük yaşamımızda kafamıza üşüşen hiç de akılcı olmayan, çılgınca düşüncelerimiz, uykuda gördüğümüz düşler yoluyla kabul edilebilir ölçülere çekilmekte.

 

            Anımsamak istenilmeyen bazı anıların yıkıcı etkilerinden sıyrılabilmek için uzaklara gitme olanağı bulamadığımız zamanlarda, gördüğümüz kimi düşler üstleniyor belki de bu kurtarma işlevini.

 

Yağmur damlalarının tonlarca yükünü omuzlamış siyah bulutlar, evlerin üzerinden aşarak ağır ağır uzaklaşıyorlar.

 

            Gökyüzünün tonu griye döndüğünde, sonsuz bir zamanın daraldıkça daralan kızıl ufukları bizi boğmaya başlar. Kim bilir biz kendimiz olarak yoktuk, yalnızca kimilerinin somutlaşmış fantezisiydik.

 

            Onlar senin yeteneğine değil, kendi takımlarında olup olmadığına bakarlar. Bizim için canını vermeye hazır canciğer arkadaşımızın gerçek yüzünü ise, arkadaşlığımız sona erdiğinde görüyoruz.

 

            Onun da diğerlerinden farksız biri olduğunu ayrımsaman seni üzer. Kimsenin yaşamı göründüğü gibi değil. “Sen kimsin?” sorusunu yanıtlamak da  o denli kolay değil.

 

            Evet, kuşkusuz orman çok sayıda tehlikelerle doludur, ama her çocuk o ormanın içinden geçecektir.

 

            Aleksandr Blok’tan iki dize:

“Gece. Şehir uyumuş,

  Kocaman pencerenin ardında.”

 

            Kum saatini ters çevirdiğimizde, ters yöne akan kumlarla birlikte zamanın da geriye doğru akması gerekmez mi? Yanıtınız evetse, peki neden hep ileriye doğru gidiyor zaman?

 



ARŞİV YAZILAR