Küresel Organize Suç Endeksi’nin (Global Organized Crime Index – GOCI) 2024 sonuçları yayımlandı. 193 ülkeyi kapsayan bu endeks, iki yıllık veri toplama süreciyle suçluluk düzeyini ve ülkelerin organize suçla mücadele kapasitesini ölçüyor.
Global Organize Suç Endeksi, Cenevre merkezli bağımsız araştırma ağı GI-TOC (Global Initiative Against Transnational Organized Crime) tarafından hazırlanıyor. Uyuşturucu, göçmen kaçakçılığı, silah ticareti, finansal suçlar ve çevre suçları gibi 10 suç piyasası üzerinden yapılan değerlendirme, ülkeleri 1 ile 10 arasında puanlıyor. Listenin üst sıralarında Myanmar, Kolombiya, Meksika, Ekvador, Paraguay, Demokratik Kongo, Güney Afrika, Nijerya ve Lübnan yer alırken, Türkiye bu yıl ilk kez suçluluk düzeyi en yüksek ilk 10 ülke arasına girdi.
Bu tablo, Türkiye’nin yalnızca güvenlik yönünden değil, ekonomik açıdan da ciddi kırılganlıklar yaşadığını gösteriyor. 2022 yılında yayınladığımız “Suç ve Ekonomi: 118 Ülke Üzerine Bir Uygulama” başlıklı akademik çalışmamızda suçun rasyonel bir davranış olduğunu; gelir eşitsizliği, işsizlik ve düşük gelir düzeyinin suç oranlarını belirleyen temel makroekonomik faktörler olduğunu ampirik verilerle ortaya koyduk. Bulgularımız netti: Gelir eşitsizliği arttıkça suç oranı artmakta, işsizlik yükseldikçe suç artmakta, kişi başına düşen gelir düştükçe suç eğilimi güçlenmektedir. Ekonomik baskı altındaki bireyler için suçun fırsat maliyeti düşmekte ve illegal ekonomi bir “alternatif geçim alanı”na dönüşmektedir.
Türkiye’de gelir dağılımı adil biçimde iyileşmediği, genç nüfus işsizliğinin yüksek seyrettiği ve çalışanların büyük bölümünün asgari ücret seviyesine sıkıştığı mevcut ekonomik düzende suç oranlarındaki artış şaşırtıcı değildir. Yüksek lisans tezine dayanan bu çalışmanın da gösterdiği gibi suçun en temel kaynağı makroekonomik dengesizliklerdir. Gelir adaletsizliği, ücret baskısı, güvencesizlik ve yoksullaşma derinleştikçe suç ekonomisi için uygun zemin güçlenmekte; resmi suç istatistikleri de bu yapısal bozulmayı açık biçimde yansıtmaktadır.
2024 GOCI sonuçları, Türkiye’nin bu ekonomik modelle birebir örtüştüğünü gösteriyor. Bir yanda Türkiye’de servet ginisinin %74’leri bulması; diğer yanda ülkenin dünyada en hızlı milyoner artan ülke olması dikkat çekici bir çelişkidir. Lüks tüketimde büyüme ile çalışan yoksulluğu arasındaki bu derin makas, suç ekonomisinin beslendiği eşitsizlik yapısını daha görünür hâle getirmektedir. İlk 10’daki diğer ülkelere bakıldığında da aynı ortak özellikler görülüyor: yüksek eşitsizlik, zayıf kurumlar ve ekonomik güvensizlik.
Bu nedenle suçla mücadelede yalnızca güvenlik tedbirlerine yaslanan politikalar sonuç üretmez. Gelir dağılımı düzeltilmeden, istihdam genişletilmeden, ücret adaleti sağlanmadan ve sınır–liman ticareti şeffaflaştırılmadan, sınır güvenliği sağlamadan suç ekonomisinin zayıflaması mümkün değildir. Ekonomik adaleti, fırsat eşitliğini ve bölgesel kalkınmayı merkeze alan bütüncül politikalar artık zorunluluktur.
Türkiye’nin suç endeksinde ilk 10’da yer alması bir sonuçtan çok güçlü bir uyarı işaretidir. Ekonomik kırılganlık giderilmeden toplumsal güvenlik kalıcı olmaz; suç ekonomisi ancak ekonomik adaletle geriletilebilir.