Son dönemde CHP'nin iç dinamiklerinde yaşanan değişimler ve parti içindeki liderlik tartışmaları, partinin geleceği açısından kritik bir öneme sahiptir. CHP'nin son dönemde yaşadığı değişim rüzgarı, partinin sokak hareketleriyle olan bağlantısını güçlendirmiştir. Ancak, parti içindeki liderlik tartışmaları ve adaylık konuları, birliğin sağlanması açısından önemli bir sınavdır.
Özellikle CHP’nin kayyum tartışmaları ve olağanüstü genel kurula gitme kararı, partinin içindeki liderlik mücadelesinin boyutlarını derinleştirmiştir. Bu süreçte, son Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan başarısızlığın sorumlularından biri olan Kemal Kılıçdaroğlu'nun tekrar aday gösterilmesi ya da yeni bir liderin ortaya çıkması, parti içinde çatlakları büyütebilir. Bu gibi kararlar, CHP'nin tarihsel bir hata yapmasına neden olabilir. Liderlik değişiminin, partinin hem toplumsal tabanındaki hem de içindeki birlikteliği zedeleyebileceği ve gelecekteki başarıyı tehlikeye atabileceği öngörülebilir. Bu nedenle, bu tür önemli kararların dikkatle ve tüm parti içi dengeler gözetilerek alınması gerekmektedir. Parti içi demokratik mücadele elbette desteklenmelidir, ancak birlik ve bütünlük gözetilmelidir.
KEMAL KILIÇDAROĞLU’NDAN BEKLENEN SAĞDUYULU TAVIR
Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti içinde uzun yıllara dayanan bir liderlik geçmişi bulunmaktadır. Ancak, 2023 cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçim sürecini hatalı yönetmiş, kendisinden daha fazla oy alabilecek potansiyel adaylar varken kendi adaylığını ön planda tutmuş ve bu süreçte sağ partilere CHP listesinden milletvekilliği verilmesine yol açmıştır. Dahası, bu konuda bugüne kadar açık bir özeleştiri yapmamış olması, Kılıçdaroğlu'na olan güveni sarsmaktadır.
Mevcut siyasi atmosferde CHP'nin toplumsal desteğini koruması ve ileriye dönük bir vizyon oluşturması gerekmektedir. Bu noktada, Kılıçdaroğlu’ndan sağduyulu bir hareket beklenmektedir. Kılıçdaroğlu'nun tekrar CHP genel başkanlığına aday olması, yalnızca kendisinin azalan kredibilitesini sıfırlamakla kalmaz, aynı zamanda CHP'yi, geniş halk kesimlerinin çıkarlarından çok dar çevrelerin önceliklerini gözeten bir yapıya dönüştürebilir. CHP’nin daha demokratik ve şeffaf bir yapıya kavuşması için bu kurultayın, ön seçimi temel alan yeni bir yaklaşıma yönelmesi ve gençlerin partide daha fazla yer almasını sağlaması gerekmektedir. Bu yüzden, kurultay öncesinde Kılıçdaroğlu ile görüşülerek bu konunun hassasiyeti kendisine anlatılmalıdır. Kılıçdaroğlu ve destekçilerinden de sağduyulu bir tutum beklenmektedir. Parti içi demokratik mücadeleye saygı duyulmakla birlikte, sürecin CHP’yi ileriye taşıyacak şekilde yönetilmesi önemlidir.
CHP, HALKIN VE ÖRGÜTLERİN PARTİSİ OLMALIDIR
CHP, kişilerin değil, halkın partisi olmalıdır. Belediye başkanlarının değil, örgütlerin güçlendirdiği bir yapıya dönüşmelidir. Bu bağlamda, geçmişte Kılıçdaroğlu’na yazdığım açık mektupta da vurguladığım gibi, "Tarih keşke beni doğrulamasaydı" demek zorunda kalmamak için dikkatli adımlar atılmalıdır. Kemal Bey'in cumhurbaşkanı adayı olmaması gerektiğini söylemiştim, seçimden sonra istifa etmesi gerektiğini de ifade etmiştim. Mersin’de CHP’de değişim hareketini oluşturduk ve bu hep doğru bir hamleydi. Yerelde tek adamcı yaklaşımlar olmamalıdır. İlerleyen süreçte bu konuda ne kadar haklı olduğum bir kez daha ortaya çıkacaktır. CHP, halkla ve gençlerle var olmalıdır. Devrimci bakış açısını korumalı ve bu doğrultuda hareket etmelidir.
SONUÇ
CHP, yaşanan bu süreci ne kadar doğru okuduğunu bu kurultayda gösterecektir. Ya tam demokratik bir ülkenin inşasında öncü olacak ya da mevcut sorunların bir parçası haline gelecektir.
Son olarak, Özgür Özel’e olağanüstü genel kurulda başarılar dilemek isterim. Bu kurultay, liderlik tartışmalarının gölgesinde kalmamalı, CHP’nin ve Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek bir adım olmalıdır.