Anadolu türküleri bazen meydan okur.
Önce bir hey çeker, sonra şöyle der:
“Tokat ellerinden aldım bakırı
İncitmeyin fukarayı fakiri
Boz bulanık seller gibi rakıyı
İçirin beylere ben gelene dek”
*
Fakat her devrin beylerinin keyfi farklıdır.
Kimi rakı içer kimi içmez.
Bazı dönemler beyler hatta rakıya da düşman olur.
*
Rakı içmez diye yemek yemez de değil ya.
Anadolu türküsü onlara da meydan okur:
“Atımı bağladım ben bir hozana
Merhamet etmeyin oyun bozana
Yetmiş batman pirinç bir çift kazana
Yedirin beylere ben gelene dek”
*
Kimdir bu meydan okuyan.
Trol müdür?
Devletten maaşlı mafya özentisi midir?
Hayır, onun adı sanı vardır, gizli vuruşmaz üstelik devletten geçinmeli de değildir.
Şöyle atar imzasını:
“Ben bir Köroğluyum dağda gezerim
Esen rüzgarlardan hile sezerim
Demir külünk ile kafaz ezerim
İlişmen fakire ben gelene dek”
*
Böyledir Anadolu türküleri...
Hangi devirde dinlenirse o devri anlatır.
*
Anadolu türküleri bazen kitabın tam ortasından, lafı uzatmadan konuşur:
"Gücü yeten soyar gücü yettiğin
Papak belli değil, börk belli değil"
*
Ozan burada, eşkıyalığın yayılmasını anlatır.
Soymak soymaktır da papak nedir, börk nedir?
*
Börk Osmanlı'da askerlerin taktığı başlığın genel adı.
Türküde devleti simgeliyor olmalı.
Papak ise bir başka başlık.
*
Genelde halk takıyor desek yanlış olur.
Papak o dönem ağaların takabileceği kadar pahalı olmalı.
Gösterişli, çalımlı...
*
Belki de ağaların adamları da takıyor.
*
Muhtemelen türküde hem devletin hem ağaların otorite kurmak istediği anlatılıyor.
*
Peki niye papak?
Türkünün sahibi Ruhsati.
Sivas ili Kangal kazası, Deliktaş köyünden.
19.yüzyılda yaşamış.
O dönem, Karapapak denilen bir etnik grubun Sivas'ta etkili olduğu bir dönem.
Onları mı kast etti?
Ozana bırakılalım sözü:
"Ruhsati de dediğini bilmiyor
Yazı belli değil hat belli değil"