ESİNTİLER

İlkay Adalıoğlu

Tarih : 10.11.2022
E-Mail : ilkayalideniz@hotmail.com

EPİSTOMOLOJİK KOPUŞ


Her şeyi devletten beklemeyelim. Lütfen dır dır etmeyelim.

Bu ülkede her vatandaş, tüm felaketlerde kendinden sorumlu. Herkes baksın başının çaresine.

Yanlış anlamayın bizim amacımız, kendi ayakları üzerinde duran, özgüveni yüksek, yaratıcı bireyler olarak yaşama gücü ve yeteneğine erişmenizi sağlamak.

Bunu unutmayalım. İnancımız azaldığında bol bol dua edelim.

Yoksulluk, açlık ve her türlü yoksunlukla aynı anda mücadele ederek azim, hırs, kararlılık ve dayanıklılığınızı artırmak üzerine projelerimizi hazırladık. 

Kendi hazırladığımız felaketler karşısında en azından ne yapıp, ne yapmayacağınızı söyleyebiliriz ancak doğal afetler karşısında fıtrat ve kader demekten başka çare kalmıyor ne yazık ki.

Her türlü deprem, yangın, sel ve göçük gibi olaylarda herkesin yaratıcılığını konuşturma zamanı geldi.

Survıvor gibi düşünün yani.

Takdir edersiniz ki itibardan tasarruf olmaz. Biz saraylar yaparak, uçaklar alarak, filomuza son model araçlar katarak ülkemizi en iyi şekilde temsil etme gayretindeyiz.

First Lady’nin 15 milyonluk çantası zaten çakma.  NewYork’da, Londra’da yaptırdığımız gökdelenler hayır hasenat işleri

Yerli otomobilimiz TOGG banttan indi. Yakında dünya markası olacak. Tasarımı İtalyan, batarya Çin’den, motoru Alman, şasisi Alman, araç entegrasyon sistemi İngiliz ama son derece yerli bir otomobil.

Aya dört şeritli yol yapma çalışmalarımız hızla devam ediyor. O vakte kadar hayatta kalmayı başaranlarla aya gidip dünya manzarası eşliğinde keyif çayı içeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Efendiim neymiş “Halk pazar artıklarını topluyormuş. İşsizlik büyüyormuş, yoksulluk, açlık artıyormuş…”  İngiltere’de insanlar markete gidip bisküvi bulamıyor. Siz ne diyorsunuz? En azından  ürünlere yakından bakabiliyorsunuz. Avrupa bunu da yapamıyor. Halinize şükredin. Ekmek bulabiliyorsanız aç değilsinizdir zaten.

Ayrıcaaa hiçli köfte, boş baklava devrine geçilmesini Türk Mutfağına katkı olarak düşünün. Sonuçta unutmayalım ki yokluk, yaratıcılığımızı geliştirir.

Zaten meseleleri mesele olarak görmezseniz ortada mesele falan kalmaz.  

Örneğin bizler saraylarımızda, ejder meyveli ‘smoothielerimizi yudumlarken hiç böyle sorunlar görmüyoruz.

Neysee ne diyorduk? Evet hepinize çok önemli müjdem var. Yakında tüm dünyaya gaz dağıtacağız. Acayip rezervler bulduk. Kısa bir zaman sonra kimse doğalgaza bu memlekette para ödemeyecek. Şimdilik zam üstüne zamları önemsemeyin. Kombiyi çok açmaz, evde iki kazakla oturursunuz olur biter.

Size enflasyonu şu şekilde açıklayayım: “ Neo klasik ekonomi düşüncesinden epistomolojik kopuşu temsil eden heteredoks yaklaşım, günümüzde giderek ön plana çıkan davranışsal ekonomi ve nöro ekonomi daha fazla önem kazanmaktadır..”

Yaaniii bunları bana yazıp vermişler zaten okuyamadım ama sanırım fiyat artışlarını pardon pardon ‘zam’ veya ‘fiyat artışı’ demiyorduk. Ne diyorduk? ‘Yeni fiyat düzenlemelerini’ kafaya takmayın tamam mı? Gözlerimdeki ışıltı size umut vermiyorsa artık ne diyeyim? Bir nefes egzersizi veya yogaya gidin. Meditasyon yapın.

Bununla birlikte şunu ifade etmeliyim ki ‘faiz sebep, enflasyon sonuçtur..’ tezinden hareketle dünyada benzeri olmayan ekonomik modelimizden sadece en alt sınıftakiler zarar görüyor. Kaymak tabaka için sıkıntı yok yani ya. Rahat olun. Fakirler düşünsün.

Bütün yaşadığınız zorlukları tevekkül ve kanaat etme erdemine ulaşmanız açısından vesile olarak görürseniz hafiflersiniz.  Yüce Rabbim bizim yanımızda. İnancınız azaldığında A Haber izleyin, moraliniz düzelir.

Diğer taraftan izlememeniz gereken şeyleri de sizin için ayıklayıp, yayın yasağı getiriyoruz. Cumhurbaşkanı danışmanlarının rüşvet borsası oluşturduğunu öğrenip de ne yapacaksınız? Durduk yere canınız sıkılacak. Türkiye’nin dünyanın uyuşturucu merkezi haline nasıl geldiğini, baronların şehrin göbeğinde birbirini indirdiğini seyredince ne olacak? Boş yere korkup endişeye kapılacaksınız. Ne gerek var değil mi?

Vatandaşlarımız endişe etmesin demiştik sanırım?  Toplumda bölünmeyi Allah’a şükür iyice tamamladık. Her bir insanımız birbirinden nefret eder hale geldi. 

O yüzden merak etmeyin  aslında hastalık öldürmüyor, insan öldürüyor. Yani böyle düşünürsek  psikolojik olarak rahatlamış oluruz.

Çok da kafaya takmayın bunları. Sırası gelince herkes bir şekilde bu hayattan göçüp gidecek.

Yıldız Savaşları’ndaki Yoda bile 900 yıl yaşadı da ne oldu? Bir mağarada üzerinde yırtık hırkasıyla öldü gitti.

Şu ana kadar yaşamını kaybedenler için zaten sorun kalmadı.

Sırasını bekleyenlere de şöyle ifade edeyim: Epey dayanıklı çıktınız. Bayağı mücadeleden sonra ayakta kalmayı başarmışsınız maşallah.  Öteki tarafta kralsınız. 

İsyan etmeyenlerin cennette yeri hazır.

Hadi yine iyisiniz.

Buna karşın başkaldıranlar ise haindir, teröristtir, bölücüdür, alçaktır, namerttir…

 
  YAZARIN ARŞİVİ
 
 
 


 



ANASAYFA
MASAÜSTÜ GÖRÜNÜM
HABER ARŞİVİ


KÜNYE


İLETİŞİM

guneygazetesi.com © Copyright 2026 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden
yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz.


URA MEDYA