Yeterince hareket et, yeterince uyu, yeterince beslen

Psikolog Çağla Aykın Kuriş, koronavirüs salgını sürecinin herkeste korku ve kaygı yaratabileceğini belirterek, “Kaygılarımızın kaynağı aynı olabilir ama başa çıkma biçimlerimiz farklılaşabilir” dedi.

Yeterince hareket et, yeterince uyu, yeterince beslen

ESRA ŞASİ YAĞMUR

Koronavirüs salgını son 2 aydır gündelik alışkanlıklarımızdan temizlik anlayışımıza, çalışma biçimimizden sosyalleşme şartlarımıza kadar hayatımızın her alanını etkiledi. 65 yaş üstü ve 20 yaş altı bireylere uygulanan sokağa çıkma yasağının yanı sıra hafta sonları uygulanacak sokağa çıkma yasaklarıyla sosyal izolasyon genişletildi. Peki, bu süreç bireylerin psikolojik durumunu nasıl etkiliyor? Psikologlar eve kapanmak ya da sosyalleşmeyi en aza indirmek zorunda kalan, hastalık korkusu yaşayan insanlara neler öneriyor?

Psikolog Çağla Aykın Kuriş,  salgınla ilgili tedbirlerin, güvende hissettiren bir yanı olsa da değişen yaşam koşullarına hem de belirsizliklerle dolu yeni yaşam koşullarına adaptasyonun her bireyde aynı olmayacağına dikkat çekiyor.

 

‘KAYGILARIMIZIN KAYNAĞI AYNI OLABİLİR AMA BAŞA ÇIKMA BİÇİMLERİMİZ FARKLILAŞABİLİR’

Kuriş, “Her birimiz bu süreçte kaygı, korku, panik, öfke gibi olumsuz duygular hissedebiliriz. Küresel afet olarak değerlendirilen bu durumda böylesi duygular hissetmek oldukça doğal bir süreçtir. Sokağa çıkma yasağı her bireyde kaygı duygusunu yarattı diyebilmemiz çok mümkün değil. Çünkü her birey biriciktir dolayası ile olaylara verdiğimiz duygusal ve davranışsal tepkiler ve bunların nedenleri insan sayısı kadar çeşitli olabilir. Hastalık tehdidi ve alışılmadık bir yaşamı sürdürme zorunluluğu elbette her birimizde korku yaratabilir.  Korku ve kaygılarımızın kaynağı aynı olabilir ama başa çıkma biçimlerimiz farklılaşabilir. Çünkü her bireyin bu koşulda en temel ihtiyaçlarımızdan biri güvende hissetmek. Bu güvenli alanı oluşturma biçimimiz birbirinden farklılık gösterebilir” diyor.

 

 ‘AÇ KALACAĞIM’ KORKUSU İNSANLARI STOK YAPMAYA İTMİŞ OLABİLİR’

Sokağa çıkma yasağı uygulanacak söylentilerinin çıktığı ilk günlerde insanlar stok yapmış, marketlerde makarna, un kalmamıştı. Sokağa çıkma yasağının ilan edildiği gün de binlerce insan marketlere, fırınlara akın etmişti. Çağla Aykın Kuriş bu süreci, “Stok yapma ihtiyacı muhtemelen kişilerin kendilerini güvende hissetme ihtiyacı ile ilişkilidir diye düşünüyorum.  Kim bilir belki de bazılarımız ‘aç kalacağım’ korkusu ile stok yapmıştır. Ancak böyle bir genelleme yapamayız. Önce 65 yaş üzeri bireyler ve sonra 20 yaş altı genç ve çocuklara sokağa çıkma yasası gelmesi ve ardından günün geç saatlerinde 2 günlük sokağa çıkma yasağı bilgisi insanları paniğe sürüklemiş olabilir. Sokağa çıkma yasağının uzama ihtimali, evin ihtiyaçlarını tedarik etme işini hafta sonuna bırakmış olma hali, maddi imkansızlıklar yüzünden günü o gün içinde kurtararak ihtiyaçları karşılayabilme durumları gibi burada sayamayacağımız bir çok nedenden ötürü insanlar sokağa dökülmüş ve stoklama ihtiyacı içine girmiş olabilir” sözleriyle yorumluyor.

 

‘UNUTMAYALIM Kİ BU GÜNLER GEÇECEK’

Peki, insanlar bu süreçte korkularından, kaygılarından uzaklaşmak için neler yapabilir? Psikolog Çağla Aykın Kuriş şunları söylüyor:

“Kaygı ve korku tüm diğer duygular gibi hayat kurtaran duygulardır. Atalarımız korkmuyor olsalardı muhtemelen türümüz bu gün hayatta olmazdı. Bu sürece kadar yaşamımızın çeşitli dönemlerinde kaygı ve korku duygularını elbette deneyimlemişizdir. Aslında bize çok yabancı duygular değil her ikisi de. Geçmişte bu duyguları hissettiğimizde neler yapmıştık? İşlevsel başa çıkma yöntemlerimizi hatırlayıp bu gün onlardan yararlanmak işimizi kolaylaştırabilir.  Bu süreçte yeterince hareket etmenin, yeterince uyumanın ve yeterince beslenmenin yani temel ihtiyaçların karşılanabilmesinin önemi büyük. Her birimiz sosyal varlıklar olduğumuzdan sevdiklerimizle dijital araçlar kullanarak da olsa bağlantıda kalmanın, dayanışma içerisinde olmanın psikolojik iyi oluşu arttırdığı bilinmektedir. Yoğun kaygı durumlarında nefes egzersizleri, kademeli gevşeme egzersizleri rahatlatıcı olabilir. Bu süreç içerisinde inişli çıkışlı duygular yaşamanın oldukça doğal olduğunu kendimize hatırlatalım,  bu gün içimizden gelerek yaptığımız bir eylem, ertesi gün hiç zevk vermeyebilir. Olumlu olumsuz tüm duyguları yaşamayı kendimize hak görebilirsek işimiz biraz kolaylaşabilir.  Unutmayalım ki bu günler geçecek.”