“Yasa işçileri açlığa mahkum edecek”

DİSK-Genel İş Sendikası Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, işçi çıkarmanın yasaklanmasının ardından ücretsiz izne çıkarılacak işçilere verilecek 1177 liraya tepki göstererek bunun işçileri yoksulluğa ve yokluğa mahkum etmek olacağını kaydetti.

“Yasa işçileri açlığa mahkum edecek”

Hasan KÜÇÜK

İşçi çıkarmayı 3 yasaklayacak yasa teklifi ile ilgili Güney’e açıklamalarda bulunan DİSK Genel İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, “Bizim işten atmalar yasaklansın talebimizde açık olan bir şey vardı. İşçiler işlerinden olmasın. Mecburi işe gidenler zaten gidiyor. farklı gerekçelerle, farklı bahanelerle kimisi fırsatçılık yapıyor, kimisi gerçekten işleyemez duruma geliyor. Bu tür durumlarda orada çalışan işçilerin en azından İşsizlik Fonu’nda 131 milyar dolar paramız var. Kim ne yapmış nereye göndermiş nasıl yapmış duruyor mu durmuyor mu vakıflara mı aktarılmış bilmiyoruz. Ancak bildiğimiz 131 milyar dolar işsizlik fonundaki paramızın 122 milyarı devlet tahvillerinde. Durup durmadığını bilmiyoruz. Devlet bonolarında olduğu söyleniyor. Duruyorsa devlet tahvillerinde durmasının bir anlamı yok. Bu 3 milyon insana 3 milyon işçiye aylarca yetecek kadar bir paradır.  Bu parayı en azından orada mağdur olan işçilere o ödenekte aktarılarak bu geçici süreç atlatılabilir. İşçiler işinden olmaz” şeklinde konuştu.

 

“BU İŞÇİLERİ AÇLIĞA MAHKUM ETMEKTİR”

“Bunu vermek yerine işten çıkarılmayıp ücretsiz izne gönderilecek işçiye ayda verilecek 1177 lira ne açlık sınırına denk geliyor, ne asgari ücrete denk geliyor ne de yaşanılabilir bir ücrete denk geliyor” diyen Göksoy, “Bu, toplumu gerçekten diri diri açlığa, sefalete, yoksulluğa, yokluğa mahkum etmektir. Bu para ile geçinilemeyeceği için ayrıca ölüme mahkum etmek gibi bir şeydir. Biz bunu kabul etmiyoruz.  Bu işçilerin yıllarca kesintisi yapılan fonlarda parası var.  O fonlarda biriktirilen para kara günler olan bugünler içindir. Bugünlerde çıkarılıp harcanması gereken paraların nerede olduğu bile belli değil. Biz aslında bunun hesabını soruyoruz. O bizim güvencemizdi. O güvencemizi bile ortadan kaldırıp bize farklı şeyler dayatmalarını biz kabul etmiyoruz. Kendi kafalarına göre ücret belirlemelerini kafalarına göre gir-çık yapılmasını insanların işinden olmasını kabul etmiyoruz” dedi.

 

“BU ÜLKENİN KALKINMASINA ZARAR VERİR”

Yıllarca fabrikalarda ve kamu kurumlarında çalışan işçiler kalifiye eleman konumuna geldiğini anlatan Göksoy, “Bunları işinden gücünden çıkarıp açlığa sefalete mahkum ederek hem iktidar hem de sermaye kendisine zarar verecek. Hemde işçilere, ailelerine ve ülkenin kalkınmasına, ülkenin gelişimine zarar vereceklerdir. Biz onun için fonlarımızda paralarımız varken bizi varlık içinde yokluğa düşürenler bizim paralarımızı ne yaptılar bir kere onu soruyoruz” dedi.

 

“İŞÇİLERİN İŞİNDEN OLACAĞI BİR TUTUMU KABUL ETMİYORUZ”

Hiçbir işçinin işinden gücünden olmasını istemediklerini ifade eden Göksoy şunları söyledi:

“Biz işten atmalar yasaklansın derken bunu fırsata çevirip, kafalarına göre fiyat belirleyip işçileri işinden edecek bir tutumu asla kabul etmiyoruz. Etmeyeceğiz. Devlet burada işçiye değil işverene destek sunuyor. Burada işvereni kurtarıyor. Çıkarılan yasaların hiçbiri işçi lehine değil. Geçmişte de böyle idi şimdi de böyle. Bu işvereni kurtarmaya yöneliktir. Ne kadar verecek 3 ay. 3 ayda Cummhurbaşkanı uzatsa ne olacak 6 ay. Ondan sonra ne olacak. Biz korona virüs diyoruz da korona öldürmese bunlar bizi açlığımızdan öldürecekler. Koronadan ölmesek açlıktan öleceğiz.”

 

“TARIM İŞÇİLERİ ÇALIŞMAYA GİDEMİYOR”

Tarım işçilerinin nakliyesi sırasında yaşanan sıkıntılara da değinen Göksoy,”30 kişilik arabaya 10 kişi binecek deniliyor. 30 kişinin gideceği işe 3 araba kalkması lazım. Buna kimsenin gücü yetmiyor. Belediyelerden talep ediyorlar yapacak bir şey yok. Valilikten talep ediyorlar yapacak bir şey yok. Adamlar işe gidemese üretim duracak. Yarın patates, soğan, pırasa, maydanoz ekilmeyecek. Bunlar ekilmezse yarın ne yiyeceğiz. Tarım işçisi çalışmaya gidemiyor. Buna çözüm bulunması lazım. Ülkemiz ciddi bir süreçten geçiyor. Bu süreci birlikte atlatmamız gerekiyor. Kimseye ötelemeden, işçiyi, işçi sendikalarını, sağlık örgütlerini bu kentin demokratik kitle örgütlerini  bu ülkenin diğer siyasi partilerini ötelemeden becerebiliriz. Ben yaparım demekle kendimize de ülkemize de zarar veririz ve bir yere varamayız. Eğer birliği bütünlüğü korumak istiyorsak işçilerimize üreticimize sahip çıkacağız bu kentin dinamiklerine sahip çıkacağız bu kentin ortak dinamikleri ile barışacağız. Kimseyi ötelemeyeceğiz. Ortak hareket etmezsek koronadan kurtulsak bile  bu ekonomik krizden çıkmamız mümkün değil.”