“Glutatyon bağışıklık sistemini güçlendirir”

Dermatoloji Uzmanı Dr. Bilal Bulut, sağlıklı kalmak, hastalıkları önlemek ve yaşlanmanın etkilerinden korunmak, bağışıklık işlevi ve enflamasyonun kontrolü için glutatyon düzeylerinin yüksek tutulması gerektiğini belirterek, glutatyon terapisi ile bağışıklığın güçlendirilebileceğini söyledi.

 “Glutatyon bağışıklık sistemini güçlendirir”

Çevresel faktörler, hastalıklar ve yanlış beslenme sonucunda vücutta biriken toksik maddelerin hastalığa dönüşmesini engelleyerek koruyuculuk sağlayan güçlü antioksidan kaynaklarından biri olan glutatyon, sağlık için önemli işlevler üstleniyor. VM Medical Park Mersin Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Bilal Bulut, glutatyonun hücrelerin enerji santralleri olan mitokondrilerin sağlıklı bir şekilde çalışması için gerekli olduğunu vurguladı.

Glutatyonun önemine ilişkin açıklama yapan Uzm. Dr. Bulut, hasarlanmış veya işlev bozukluğu olan mitokondrilerin kanserleşme sürecinde kritik bir rolü olduğunu ifade ederek, “Sağlıklı kalmak, performansınızı artırmak, hastalıkları önlemek ve yaşlanmanın etkilerinden korunmak, bağışıklık işlevi ve enflamasyonun kontrolü için glutatyon düzeyleri yüksek tutulmalıdır. Glutatyona ‘ana antioksidan’ denilmesinin sebebi, serbest radikalleri yakalayarak karaciğere taşıması ve burada kendisini yenileyerek tekrar işine geri dönmesidir” dedi.

 

“YAŞLANMAYLA BİRLİKTE AZALIYOR”

Vücudun doğal yoldan glutatyon ürettiğini ancak zamanla yaşlanmayla birlikte azaldığını belirten Bulut, “Toksinler de glutatyon düzeylerinin azalmasına neden olmaktadır. Azalan glutatyon oranı ise otoimmün hastalıklara, kanser gibi kronik hastalıklara yol açabilir. Glutatyon azaldığında serbest radikallere karşı korunamadığımız için bu moleküller vücut yapılarına zarar verebilmektedir. Vücudumuzdaki glutatyon düzeylerindeki eksiklik iç ve dış faktörler olmak üzere iki kategoriye bağlı olabilir. Dış faktörler her gün maruz kaldığımız toksik ve zararlı maddeler, iç faktörler ise vücudumuzda bağışıklık, DNA onarımı, oksidatif stresten korunma gibi çeşitli süreçlerin önemli bir parçası olan glutatyona duyulan gereksinimin artmasıyla ilgilidir” diye konuştu.

 

“MEYVE VE SEBZELERDEN GLUTATYON ALABİLİRSİNİZ”

Glutatyonun doğal yollardan alınabileceği besinler bulunduğunu kaydeden Uzm. Dr. Bulut, bunları şöyle sıraladı: “Kuşkonmaz, avokado, ıspanak, bamya, brokoli, kavun, domates, havuç, greyfurt, portakal, kabak, çilek, karpuz gibi besinler glutatyon yönünden zengindir. Bu besinleri doğal yolla alabileceğimiz gibi glutatyon terapisi uygulaması ile dışarıdan da alabiliriz.”

 

“GLUTATYON TERAPİSİYLE BAĞIŞIKLIĞINIZI GÜÇLENDİRİN”

Glutatyon terapisi hakkında da bilgiler veren Bulut, bu terapinin bağışıklığı güçlendirdiğini dile getirdi. Bulut, “Doğal olarak tüm vücutta üretilen, yoğun bir şekilde karaciğerde ve beyin hücrelerinde etki gösteren bir molekül olan glutatyonun üretimi, kötü beslenme, alkol, ilaçlar ve toksik maddelerden dolayı azalmaktadır. Bu yüzden dışarıdan alınması gerekmektedir. Glutatyon terapisinde, doktor muayenesi sonrasında uygun hastalarda glutatyon bir hemşire yardımıyla enjeksiyon ile damardan uygulanır. Uygulama 10-15 dakika sürer. Haftada bir toplam 5 seans gerçekleştirilir” ifadelerini kullandı.

Uzm. Dr. Bulut, Alzheimer, otizm, kanser, KOAH, kronik yorgunluk, kistik fibrozis, diyabet, HIV, ağır metal oksisitesi, Lyme hastalığı, parkinson, inme, Huntington hastalığı gibi rahatsızlığa sahip kişilerde tedavinin uygulanabileceğini; ancak hamile, emziren anneler ve kanser tedavisi sırasında kemoterapi ilaçları kullanan kişilerin bu tedaviye uygun olmadığını da sözlerine ekledi. (İHA)