“Derdimiz büyük”

Göç İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Dr. Gökçe Ok, 3.6 milyon geçici koruma statüsüne sahip Suriyeli’nin yaşadığı Türkiye’nin dünyanın hiçbir ülkesinin yapamadığını sığınmacılara yaptığını söyledi. Türkiye’nin göçe hedef ülke haline geldiğini anlatan Ok, “Son 5 aydır “yabancı terörist savaşçı” olarak kavramlaştırılan insanlar sınır dışı edildi. Türkiye kimsenin oteli değil. Hem bu coğrafyayı karıştıracaksınız hem de bu savaşçıları almayacaksınız. Kardeşi, kardeşe kırdıracaksınız. Derdimiz büyük. Büyüdükçe de büyüyecek. Ama bunlarla hep birlikte mücadele edebiliriz.” dedi.

“Derdimiz büyük”

Yasemin TOKLUCU / Haber

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü (GİGM) Uyum ve İletişim Dairesi Başkanlığı ile Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) işbirliğinde Mersin’de ‘Uluslararası Öğrenci ve Akademisyenler Sosyal Uyum Buluşması’ gerçekleştirildi. Akdeniz Bölgesini kapsayan ve "Akıl, bilim, mantık ve uyum" sloganıyla bir otelde düzenlenen toplantıya, Mersin Valisi Ali İhsan Su, GİGM Genel Müdür Yardımcısı Dr. Gökçe Ok, GİGM Uyum ve İletişim Dairesi Başkanı Dr. Aydın Keskin Kadıoğlu'nun yanı sıra Mersin, Isparta, Antalya, Burdur, Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye ve Adana illerinde göç alanında çalışan akademisyenler ile Göç İdaresinde çalışan uzmanlar katıldı.

 

OK: “TÜRKİYE CUMHURİYETİ GÖÇ POLİTİKALARINI BİLİMLE VE MANTIKLA KURGULUYOR”

Etkinlikte konuşan Göç İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Dr. Gökçe Ok, yaklaşık 2 yıldır Türkiye’de göç politikaları ve uyum faaliyetleri adına önemli işler yapıldığını belirterek, “Türkiye Cumhuriyeti bugün göç politikalarını dünyanın hiçbir ülkesinin geliştiremediği, gerçekleştiremediği bir kapasite ile akılla, bilimle ve mantıkla kurguluyor, yürütüyor ve yönetiyor. Bu çok açık ve net.” ifadelerini kullandı.

 

OK: “ANADOLU GÖÇE HEDEF ÜLKE HALİNE GELDİ”

Türkiye'nin, dünyanın hiçbir ülkesinin yapamadığını sığınmacılara yaptığını söyleyen Ok, “Geçtiğimiz senelerde Balkanlar üzerinden Avrupa’ya gitmeye çalışan Suriyelilere çelme takıldığını, Kuzey Afrika’dan Avrupa’ya geçmeye çalışan insanların teknelerinin batırıldığını, Amerika sınırında yaşanan insanlık dışı dramı gördük. Biz onlardan farklı olarak hem düzenli, hem düzensiz göçü gayet güzel bir şekilde yönetiyoruz. Ama biz bu işi yaparken zeminimizi bir noktaya basıyoruz; oda insanlık ve vicdandır. Türkiye’ni farkı budur. Çok yakın bir geçmişte, bir imparatorluktan bir cumhuriyet kurduk. Cumhuriyet geleneklerimiz kural ve kanun bazlı yaşamı hepimize öğretti. Ama bir zamanlar köprü vazifesi gören Anadolu bugün artık göçe hedef ülke haline geldi. Göçün transit olarak geçtiği bir ülkeden ziyade hedef durumundayız. Çok yakın coğrafyamızda insani dramlar yaşanıyor. Bugün ülkemizde 3.6 milyon geçici koruma statüsüne sahip Suriyeli var. Göç terminolojisinde sığınmacı, mülteci, uluslararası, geçici koruma statüleri var diyebilirsiniz ama biz kardeşlerimiz ve misafirimiz kavramını, insanlık ve vicdan sorumluluğumuzdan alıyoruz. Elbette ki göç terminolojisinde bu iki terminolojisi yok ama siz bundan uzak durduğunuz müddetçe göçü bir politika olarak yönetmeniz mümkün değil. Göç yolculuğu hiç durmayacak, artarak ve katlanarak devam edecek. Bu aynı zamanda siyasi değil, sosyal da bir mesajdır.”

 

OK: “BATININ KANLI BİR ELİ VE AKLI VAR”

Yapılan araştırmalara göre 2050 yılında 350 milyona yakın insanın yerinden edileceğini ifade eden Ok, “Biz bununla ilgili kısa ve uzun vadeli politikalar geliştirmek zorundayız. Bu yolda akıl alabileceğimiz, fikirlerine başvurabileceğimiz tek nokta akademi noktasıdır. Dünya 5’ten büyüktür. Medeniyeti elinde tutanlar dünyanın geri kalan kısmının kaynaklarını bu kadar hoyratça tüketmemelidir.

Bu fotoğrafı çekmemiz gerekiyor. 100 yıldır Cumhuriyet geleneklerimizle, batının bilimi, sanatı, teknolojisine hayır demiyoruz. Ama batının bir de insanlık ve vicdan saç ayağına oturmayan bir başka yüzü var. Batının kanlı bir eli ve aklı var. İşte o ikinci Avrupa elini bu coğrafyadan çeksin. Bu coğrafyanın zenginlikleri bu coğrafyanın çocuklarına yeterde artar. Bir tufan, bir kasırga bugünleri çok ararız” diye konuştu.  

 

“İKİ SENE İÇİNDE TÜRKİYE’YE 50 MİLYON İNSAN DOLAR”

’Sınır kapılarını açalım Avrupa’ya gitsinler’ söylemini ve yapılan eleştirileri de değerlendiren Ok, “Sınır kapılarını açıp da sığınmacıların, mültecilerin, göçmenlerin Avrupa’ya geçmesi noktasında bir akıl yürütürseniz, iki sene içinde Türkiye’ye 50 milyon insan dolar. Bu rakamı akademik bir modülleme ile veriyorum. Teknelerin batırıldığı bir Akdeniz’den Afrikalılar geçemediğine göre, Avrupa’ya gidebilmek için Ortadoğu üzerinden Anadolu’ya yönelecekler. Bu kadar açık ve nettir. Bangladeş, Afganistan, Pakistan zaten akın akın geliyorlar. Batı sınırlarınızı açtığınız zaman Anadolu’ya yönelecekler” şeklinde konuştu.

 

OK: “TÜRKİYE KİMSENİN OTELİ DEĞİL”

Son 5 aydır “yabancı terörist savaşçı” olarak kavramlaştırılan insanların sınır dışı edildiği bilgisini veren Ok, “Derdimiz büyük. Büyüdükçe de büyüyecek. Ama bunlarla hep birlikte mücadele edebiliriz. Türkiye kimsenin oteli değil. Hem bu coğrafyayı karıştıracaksınız hem de bu savaşçıları almayacaksınız. Kardeşi, kardeşe kırdıracaksınız. Hem terörü üreteceksiniz hem de terörün maiyetini, terörize ettiğiniz ülkelere yükleyeceksiniz. Böyle bir şey yok. Düzensiz göç ile mücadele edeceğiz. Yakalama, geri gönderme sayılarının artması göçle gelen insan sayısının arttığı anlamına gelmiyor. Etkin bir şekilde mücadele ettiğimiz anlamına geliyor.” dedi.

 

OK: “GÖÇÜ FIRSATA ÇEVİRMELİYİZ”

Ok, "yabancı"nın, "göçmen"in adının Türkiye'de sadece "Suriyeli" olarak anıldığını, bunun çok büyük bir haksızlık olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Akademik unvan sahibi insanların göçü Suriyeliler üzeninden anlatmaya çalışması ve modern zamanlarda göçün adının Suriyeliler olması büyük bir haksızlık. İnsanları ayırmamalı ve ayrıştırmamamız gerekiyor. Suriyeliler bugün misafir olarak kalıyorlar, günü geldiğinde geri dönecekler. Bunların yetişmiş insan gücüne Türkiye neden vatandaşlık vermesin? Vatandaşlık dediğiniz bir aidiyet, ruh ve kimliktir. Burası için üretebilecek herkese kapı açık. Tüm dünya zaten bu tip göçlerle, vatandaşlıkla ileriye gidiyor. Göç alıp da ileriye gitmemiş bir ülke yoktur. Göçü kriz değil, fırsat olarak görüp, yönetmeyi konuşuyoruz.”

 

SARAYDIN: “TÜRKİYE 4,5 MİLYON MÜLTECİ İLE EN ÇOK MÜLTECİ BARINDIRAN ÜLKE KONUMUNDA”

BMMYK Uluslararası Koruma Müdür Yardımcısı Gökçe Saraydın ise, dünyada yaklaşık 70 milyon insanın farklı sebeplerle yerinden yurdundan edildiğine dikkati çekti. "Bu kişilerin yaklaşık 25 milyonu, uluslararası koruma ihtiyacında olan mültecilerden oluşmaktadır." diyen Saraydın, "25 milyonun yarısını da 18 yaş altındaki çocuklar oluşturmaktadır. Türkiye 4 milyon mülteci ve sığınmacı ile dünyada en fazla mülteciyi barındıran ülke konumundadır." ifadelerini kullandı.

 

İLDAY : “ULUSLARARASI ÖĞRENCİ SAYISINDA YÜZDE 75 ARTIŞ OLDU”

Mersin İl Göç İdaresi Müdürü Hüseyin Kemal İlday, Türkiye’nin 192 ülkeden göçle gelen 5 milyonu aşkın insanı misafir ettiğini söyledi. Türkiye’de son yıllarda üniversite, araştırma merkezi akademisyen sayısı ve uluslararası boyutta yüksek öğrenim alanında büyük bir değişim yaşandığına dikkat çeken İlday, şunları söyledi: “Son 10 yılda yüksek öğretim kurumlarımızda okuyan uluslararası öğrenci sayısında yüzde 75 oranda bir artış kaydedildi. Ve 25 bin burslu olmak üzere 148 bin öğrenci ile uluslararası arenada en fazla öğrenci ağırlayan ülkelerden biri halene geldik. Dünya genelinde kendi ülkesi dışında eğitim görenlerin sayısı hızla artış göstermektedir. Kendi ülkelerinden başka ülkede eğitim görenlerin sayısı 1975’de 800 bin iken 2010’da 4,5 milyona ve bugün 7,5 milyona ulaşmıştır. Yabancı öğrenci sayısının 2030 yılında 20 milyona çıkacağı tahmin edilmektedir. Diğer yandan tüm dünyada yüksek öğrenime kayıtlı öğrenci sayısı da artmaktadır. 2009’da yüksek öğrenime kayıtlı öğrenci sayısı 170 milyon iken 2025’de bu sayının 262 milyon olacağı tahmin edilmektedir. Ülkemiz bu alandaki çalışmalarını öncelik olarak diğer ülkelerle kurulacak ilişkiler açısından çok önemli bir fırsat olacağını değerlendirmektedir. Mersin İl Göç idaresi olarak, Göç İdaresi Genel Müdürlüğümüzün 2019 yılını ‘uyum yılı’ olarak ilan etmesi üzerine uyum çalışmalarımıza 2020 yılı içerisinde de hız kesmeden devam edeceğiz.”

 

“İNSANA İNSAN OLDUĞU İÇİN DEĞER VERİYORUZ”

Göçün insanlık ile beraber var olan bir olgu olduğuna dikkat çeken Mersin Valisi Ali İhsan Su ise, “Dünyanın her yerinde refah olsa insan yine göçecek. Bu yüzden insandan bahsediyorsak, göç de insanlığın kaçınılmaz bir olgusu. Bulunduğumuz coğrafya itibariyle dünyanın en merkezi konumundayız. Bölgemizde, çevremizdeki ülkelerde var olan istikrarsızlıklar, savaşlar, açlıklar da göç olayını tekliyor. Önemli olan göçü yönetebilmektir. Ülkemizde 5 milyon civanında göçmen var ama gururla söylüyorum ki; göç konusunu çok güzel yönetiyoruz. Dünyada bu konuyu en iyi şekilde idare eden, yöneten bir ülkeyiz. Bu da bizim artı değerlerimizden. Çünkü biz insana insan olduğu için değer veriyoruz.” dedi.

Etkinlikte "Yabancıların Toplumsal Uyumları, Yabancıların Hak ve Yükümlülükleri, Yabancıların Göç ve Toplumsal Uyum Süreçleri, Bu Süreçlerde Yaşanan Güçlükler ve Nedenleri, Saha Gözlemleri, Toplumsal Uyum Sürecine Dair Saha Çalışmaları, Toplumsal Uyum Sürecinde İyi Uygulama Örnekleri, Yaşanan Aksaklıklar ve Nedenleri, Akademisyenlerin Görüş ve Önerileri" konularında sunum yapıldı.

Buluşmanın ikinci gününde, Türkiye'de öğrenim gören uluslararası öğrencilerle bir araya gelinerek sahip oldukları hak ve yükümlülükler ile toplumsal uyum süreçlerine ilişkin bilgilendirmelerde bulunulacak.