EMO Mersin Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alkan Alkaya, “Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği” kapsamında uygulanan Neredeyse Sıfır Enerjili Bina (NSEB) düzenlemelerine ilişkin yazılı basın açıklaması yaptı. Alkaya, yenilenebilir enerji uygulamalarında proje ile saha arasındaki farkın giderilmesi ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Alkaya, 19 Şubat 2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikle hayata geçirilen NSEB kavramının, yüksek enerji performansını yenilenebilir enerji kullanımıyla birleştiren bir yapı standardı olduğunu belirtti.
Yönetmeliğin geçiş takvimine de dikkat çeken Alkaya, 1 Ocak 2023-1 Ocak 2025 döneminde toplam yapı inşaat alanı 5 bin metrekarenin üzerindeki binalarda enerji ihtiyacının en az yüzde 5'inin yenilenebilir kaynaklardan karşılanmasının zorunlu olduğunu, 1 Ocak 2025 itibarıyla ise sınırın 2 bin metrekareye düşürüldüğünü ve yenilenebilir enerji oranının yüzde 10'a yükseltildiğini aktardı.
“KÂĞIT ÜZERİNDE VAR OLMASI YETERLİ DEĞİL”
NSEB niteliğindeki binaların Enerji Kimlik Belgesi sınıfının en az “B” olması gerektiğini hatırlatan Alkaya, Bakanlık verilerine göre her yıl yaklaşık 30 bin yeni binanın NSEB şartlarında inşa edilmesinin öngörüldüğünü kaydetti.
Bu dönüşümün önemli bir enerji tasarrufu ve karbon emisyonu azaltımı potansiyeli taşıdığını belirten Alkaya, denetimin önemine şu sözlerle dikkat çekti:
“Mevzuatın öngördüğü bu dönüşümün gerçek anlamda hayata geçmesi, yalnızca kuralın var olmasına değil, projeden iskâna kadar uzanan zincirde her aşamanın etkin biçimde denetlenmesine bağlıdır.”
Sahada denetim ve kontrol açısından eksiklikler bulunduğunu ifade eden Alkaya, “Uygulamada denetim ve kontrol açısından eksiklikler bulunduğu görülmektedir; bu durum, mevzuatın amacına ulaşmasını riske atmaktadır” dedi.
“ÇATIYA BİRKAÇ PANEL YERLEŞTİRMEKTEN İBARET DEĞİL”
Yenilenebilir enerji sistemlerinin yalnızca çatıya panel yerleştirilmesinden ibaret olmadığını vurgulayan Alkaya, elektrik mühendisliği açısından sistemlerin güvenli ve verimli çalışması için çok sayıda teknik unsurun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Alkaya, “Yenilenebilir enerji sistemlerinin bina çatısına birkaç panel yerleştirmekten ibaret olmadığının, ciddi bir mühendislik ve denetim süreci gerektirdiğinin kamuoyuna anlatılması önemlidir” ifadelerini kullandı.
Bir güneş enerjisi sisteminde doğru inverter seçimi, DC ve AC kablolama standartlarına uygunluk, aşırı akım ve aşırı gerilim koruması, yıldırımdan korunma tesisatı, topraklama sistemi, kaçak akım koruma düzenekleri, şebekeye bağlantı uygunluğu ve yangın güvenliği önlemlerinin eksiksiz sağlanması gerektiğini belirten Alkaya, enerji izleme ve sayaçlandırma altyapısına da dikkat çekti.
İSKAN ÖNCESİ KABUL TESTİ ÖNERİSİ
Alkaya, sistemlerin devreye alınması sırasında kabul testleri yapılması gerektiğini belirterek, kurulu kapasitenin projede belirtilen değerle örtüştüğünün teyit edilmesinin önemini vurguladı. “Bu unsurların tamamının, sistemin devreye alınması sırasında yapılan kabul testleriyle doğrulanması ve kurulu kapasitenin projede belirtilen değerle örtüştüğünün teyit edilmesi gerekmektedir” diyen Alkaya, doğrulama eksik kaldığında enerji verimliliği hedeflerinin yanı sıra bina sakinlerinin can ve mal güvenliğinin de risk altına girebileceğini söyledi.
“EKSİKLİK VARSA İSKAN VERİLMEMELİ”
Denetim sürecinin proje, ruhsat, yapım, kabul-iskan ve sonradan denetim aşamalarının tamamını kapsaması gerektiğini ifade eden Alkaya, özellikle iskan öncesinde yenilenebilir enerji sisteminin gerçekten kurulmuş ve çalışır durumda olduğunun ölçüm ve kabul testleriyle doğrulanmasını istedi.
Alkaya, projede belirtilen yenilenebilir enerji kapasitesi ile gerçekleşen kurulu kapasite arasındaki uygunluğun denetim raporlarına açıkça yansıtılması gerektiğini belirterek, “Projesine göre eksiklik tespit edilen binalarda, gerekli düzeltmeler tamamlanmadan yapı kullanma izni verilmemelidir” çağrısında bulundu.
HUKUKİ BELİRSİZLİĞİN GİDERİLMESİ ÇAĞRISI
Sonradan denetim yetkisine ilişkin hukuki belirsizliğe de dikkat çeken Alkaya, ilgili kurumların bu konuyu ivedilikle netleştirmesi gerektiğini ifade etti.
Alkaya, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın sonradan denetim yetkisine ilişkin belirsizliği gidermesi, BEP-TR üzerinden üretilen verilerin denetim amacıyla etkin kullanılmasını sağlaması gerektiğini belirtti. Ruhsat veren idarelerin Ön Hesap Sonuç Formu kontrolünü teknik içerik denetimine dönüştürmesi, yapı denetim kuruluşlarının ise yenilenebilir enerji sistemlerine ilişkin saha denetimlerini standart kontrol listeleriyle yürütmesi gerektiğini kaydetti.
Açıklamasının sonunda yönetmeliğin uygulanmasının denetlenmesinin de kamu görevi olduğunu vurgulayan Alkaya, NSEB uygulamasının enerji arz güvenliği, enerji ithalatının azaltılması ve iklim hedefleri açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirtti. Alkaya, “Bu hedeflerin kâğıt üzerinde kalmaması, sahadaki denetim zincirinin her halkasının güçlü işlemesine bağlıdır” dedi. (Haber Merkezi)


