“Üretici kaybedilirse herkes kaybeder”

Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz, 2026 yılının Mersin’de meyve, sebze, narenciye ve örtü altı üreticileri açısından ağır kayıplarla geçtiğini söyledi. Gübre, ilaç, mazot, elektrik, sulama, işçilik ve nakliye giderlerinin artmasına rağmen birçok ürünün maliyetinin altında satıldığını belirten Yılmaz, bazı ürünlerin ise alıcı bulamadığını ifade etti.

“Üretici kaybedilirse herkes kaybeder”


Tarım ve Orman Bakanlığının yaklaşık 542 milyar TL olan bütçesinin 2027 yılı ödenek teklifinde 383 milyar TL’ye düşürülmesinin öngörülmesine de tepki gösteren Yılmaz, bunun yüzde 29,3’lük bir azalma anlamına geldiğini belirtti. Yılmaz, “Üretim maliyetleri ve çiftçi borçları artarken tarım bütçesinin nominal olarak dahi küçültülmesi kabul edilemez. Tarımsal üretim bir milli güvenlik meselesiyse bunun bütçede de karşılığı olmalıdır” dedi.

Özellikle meyve suyu ve suma fabrikalarının açıkladığı alım fiyatlarının üreticinin bakım ve hasat giderlerini karşılamadığını dile getiren Yılmaz, üreticinin zarar ederken tüketicinin aynı ürünü yüksek fiyatla almak zorunda kalmasının mevcut sistemdeki sorunu ortaya koyduğunu söyledi.

 

 “ÜRETİCİ KAZANIRSA ŞEHİR KAZANIR”

 

Tarım sektöründeki kaybın yalnızca çiftçiyi etkilemediğini vurgulayan Yılmaz, üretimin işçiden esnafa, gübre ve ilaç bayisinden nakliyeciye kadar çok sayıda sektörü doğrudan etkilediğini kaydetti. Mersin’de limon üzerinden örnek veren Yılmaz, “Limon para ettiğinde bahçeler bakılır, işçi çalışır, borçlar ödenir, nakliye ve ticaret hareketlenir. Limon para etmediğinde ise zarar bahçede kalmaz; Mersin ekonomisinin tamamına yayılır. Kısacası üretici kazanırsa şehir kazanır, üretici kaybederse herkes kaybeder” diye konuştu.

Türkiye’de tarımda çalışanların sayısının 2025 itibarıyla yaklaşık 4 milyon 560 bine gerilediğini belirten Yılmaz, Adana ve Mersin’i kapsayan TR62 Bölgesi’nde tarımsal istihdamın da bir yılda 263 binden 255 bine düştüğünü söyledi. Özellikle 1-10 dekar arasındaki küçük aile işletmelerinin üretimden kopma riskiyle karşı karşıya olduğunu ifade eden Yılmaz, “Küçük üreticinin bir sezon zarar etmesi yalnızca gelir kaybı değil, üretim hayatının sona ermesi demektir” dedi.

Trabzon hurması hasat döneminde Azerbaycan’dan yapılan ithalatın yerli üreticinin fiyatlarını baskıladığını belirten Yılmaz, yeni sezonda kivi için de benzer bir uygulamanın gündeme gelebileceği yönündeki iddialara dikkat çekti. Henüz resmi bir açıklama bulunmadığını vurgulayan Yılmaz, yerli ürün hasat edilirken kontrolsüz ithalat yapılmaması gerektiğini söyledi.

“İthalat, ihtiyaç karşılamak için kullanılabilir; yerli üreticinin fiyatını bastırmak için değil” diyen Yılmaz, ithalat kararlarının önceden ve şeffaf biçimde açıklanmasını istedi.

 

TARIM KREDİ’YE DOĞRUDAN ALIM ÇAĞRISI

 

Tarım Kredi Kooperatifleri ve bağlı zincir marketlerin pazarlama sorunu yaşayan bölgelerde doğrudan ürün alımı yapması gerektiğini belirten Yılmaz, yerli ve bölgesel ürünlere raflarda öncelik verilmesi çağrısında bulundu.

Üreticinin mevcut borcunun yeni borçlarla kapatılmasının kalıcı bir çözüm olmadığını da ifade eden Yılmaz, “Borcu borçla çevirmek çözüm değil, çöküşü ertelemektir” dedi.

Mersin Ziraat Odası olarak taleplerinin net olduğunu belirten Yılmaz; yerli üretimin hasat takvimi dikkate alınmadan ithalat yapılmaması, sanayiye giden ürünlerde maliyeti gözeten bir alım sistemi kurulması, Tarım Kredi marketlerinin bölgesel ürün alımında sorumluluk üstlenmesi ve küçük aile işletmelerinin korunması gerektiğini söyledi.

Yılmaz, 2027 yılı tarım bütçesinin de yeniden değerlendirilerek üretimin sürdürülebileceği seviyeye çıkarılmasını istedi. Açıklamasını, “Üreticinin sabrı da sermayesi de tükenmektedir. Çiftçi üretmekten vazgeçmiyor; uygulanan politikalar çiftçiyi üretimden vazgeçmeye zorluyor” sözleriyle tamamladı. (Haber Merkezi)