ELVAN PEHLİVAN
Tarsus Belediyesi Meclis toplantısında Günyurdu Mahallesi’nde yapılması planlanan Tuz Madeni Çözelti İşletmeciliği Projesi gündeme geldi. CHP’li meclis üyeleri projenin su kaynakları ve tarım arazileri üzerindeki olası etkilerine dikkat çekerken, Belediye Başkanı Ali Boltaç da belediyenin süreçte görüşünün alınmadığını belirterek konunun araştırılacağını söyledi.
Tarsus Belediyesi Meclisi, Belediye Başkanı Ali Boltaç başkanlığında toplandı. Toplantıda, Günyurdu Mahallesi’nde Kıvanç Maden AŞ tarafından yapılması planlanan “Tuz Madeni Çözelti İşletmeciliği Projesi” için verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı ele alındı.
AK: VATANDAŞLAR SUYUNU VE TOPRAĞINI KAYBETMEKTEN ENDİŞELİ
ÇED sürecinde Günyurdu halkının görüşünün alınmadığını söyleyen CHP’li Meclis Üyesi Hüseyin Ak, “Köye yaptığım ziyarette vatandaşlarla görüştüğümüzde hiç kimsenin bu projeyi istemediğini, suyunu ve toprağını kaybedeceği korkusuyla endişe içerisinde olduğunu gördüm” dedi.
Projenin yaklaşık 1800 dekarlık alanı etkileyeceğini belirten Ak, narenciye ve sert çekirdekli meyve üretimi yapan çiftçilerin mağduriyet yaşayabileceğini ifade etti. Ak, daha önce Sanlıca’da yapılması planlanan çimento fabrikasına karşı verilen ortak desteğin Günyurdu için de gösterilmesi gerektiğini söyledi.
BOLTAÇ: BİZE HERHANGİ BİR GÖRÜŞ SUNULMADI
Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, projenin belediye sınırları içerisinde bulunmasına rağmen kendilerine süreçle ilgili herhangi bir görüş sorulmadığını belirtti. Boltaç, “Bize bu konuyla ilgili bir görüş sunulmadı. Herhangi bir görüş gelmedi, bu konuda bir bilgimiz yok. Dolayısıyla direkt bakanlık onayıyla yapılmış bir durum” dedi.
Konuyu araştıracaklarını ve takipçisi olacaklarını ifade eden Boltaç, projenin su ihtiyacının özellikle incelenmesi gerektiğini söyledi. Projenin 71 yıl sürmesinin öngörüldüğünü belirten Boltaç, bunun çevresel etkilerinin de değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. Bölge halkının ve belediyenin süreçte dikkate alınmasının önemine değinen Boltaç, “Bölgenin belediyesinin dikkate alınması, bölgedeki vatandaşların dikkate alınması, en azından bu bölgede yaşayan insanların da bu konu hakkında fikirlerinin ne olduğunun sorulması bence şık olur, etik olur” ifadelerini kullandı.
AKKAYA: MEVCUT MADEN İŞLETMESİNİN ETKİSİNE BAKALIM
AKP’li Meclis Üyesi Serkan Akkaya ise bölgede yaklaşık 7 yıldır faaliyet gösteren bir maden işletmesi bulunduğunu belirterek, yeni proje değerlendirilirken mevcut işletmenin çevresel etkilerinin de incelenmesi gerektiğini söyledi.
Projenin istihdam oluşturacağını dile getiren Akkaya, “Bunu bir izlemek lazım, onların çevreye verdiği etkiye bakalım. Köy halkına da bakalım, hepsini değerlendirelim” dedi. Madenlerin Türkiye ekonomisine yüksek katma değer sağladığını ifade eden Akkaya, projenin ekonomik katkılarının da çevresel etkilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
DURMAZ: BİZİM İTİRAZIMIZ MADENCİLİĞE DEĞİL
CHP’li Meclis Üyesi Şerif Durmaz, projenin yaklaşık 2 bin 400 kişinin yaşadığı, geçimin büyük ölçüde tarım ve narenciye üretiminden sağlandığı Günyurdu’nun hemen yanında planlandığını söyledi.
Projede 71 yıllık işletme süresi ve 120 kuyu açılmasının öngörüldüğünü belirten Durmaz, itirazlarının madenciliğin kendisine yönelik olmadığını vurguladı. Durmaz, “Bizim itirazımız madene karşı olmak gibi basit bir karşıtlığa dayanmıyor. Biz bilimin, kamu yararının, ekolojik yaşamın ve halkın yaşam hakkının yanında duruyoruz” diye konuştu.
“YILLIK YAKLAŞIK 2 MİLYON METREKÜP SU KULLANILACAK”
Şirket tarafından hazırlanan proje dosyasındaki verilere dikkat çeken Durmaz, günlük yaklaşık 5 bin 376 metreküp yeraltı suyu kullanımının öngörüldüğünü ve bunun yıllık yaklaşık 2 milyon metreküpe karşılık geldiğini söyledi.
Projenin su ihtiyacının saniyede yaklaşık 60 litre olduğunu, bölgeden güvenli şekilde çekilebilecek su miktarının ise saniyede yaklaşık 25 litre olarak değerlendirildiğini belirten Durmaz, “Emniyetli kapasitesi saniyede 25 litre olarak ifade edilen bir bölgede, 60 litre su ihtiyacı bulunan bir proje hangi bilimsel hesapla sürdürülebilir kabul edilmektedir?” diye sordu.
Su çekiminin tarımsal üretime etkisinin açıkça ortaya konulması gerektiğini belirten Durmaz, “71 yıl boyunca bu su çekildiğinde yeraltı suyunun seviyesi ne olacak? Çiftçinin kuyusuna ne olacak? Limon ve portakal bahçelerine ne olacak?” ifadelerini kullandı.
TUZLANMA VE YERALTI BOŞLUKLARI İÇİN UYARI
Durmaz, proje kapsamında oluşacak yüksek yoğunluktaki tuzlu suyun taşınmasının tarım arazileri açısından risk oluşturabileceğini söyledi. Olası boru hattı sızıntılarının da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Durmaz, “Yıllarca emek verilerek yetiştirilen bir limon bahçesine tuzlu su karışsa bunun telafisini kim yapacaktır?” diye konuştu.
Proje kapsamında açılması planlanan 120 kuyu nedeniyle yer altında büyük boşluklar oluşacağını belirten Durmaz, bu durumun çökme ve göçme gibi riskler açısından bilimsel olarak incelenmesi gerektiğini ifade etti. Durmaz, “Bu kaygılara ‘bir şey olmaz’ denerek cevap verilemez. Bilimsel güvenliği ortaya koyacaksınız, riskleri açıkça hesaplayacaksınız” dedi.
“18 KİŞİLİK İSTİHDAM İÇİN BU RİSK ALINIR MI?”
Projenin işletme döneminde 18 kişilik istihdam öngörüldüğünü belirten Durmaz, ekonomik katkı ile çevresel risklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Durmaz, “18 kişilik bir istihdam için binlerce insanın suyunu, toprağını ve yaşam alanını ilgilendiren bir risk almaya değer mi?” diye sordu.
ÇED dosyasında çeşitli kamu kurumlarının görüşlerinin yer aldığını belirten Durmaz, bu görüşlerin projenin tüm yönleriyle onaylandığı anlamına gelmediğini savundu. “Taahhüt etmek başka şeydir, izin almak başka şeydir” diyen Durmaz, özellikle tarım dışı kullanım izni ve su tahsisi gibi süreçlerin durumunun kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini ifade etti.
“GÜNYURDU HALKI SÜRECİN ASIL ÖZNESİDİR”
Projenin bütün yönleriyle şeffaf biçimde değerlendirilmesi ve Günyurdu halkının karar sürecine dahil edilmesi gerektiğini belirten Durmaz, “Orada yaşayan insanlar bu projenin üçüncü kişileri değildir, bu sürecin asıl öznesidir. Suyu içen onlar, toprağı eken onlar, bahçeyi büyüten onlar, çocuklarını orada yetiştiren onlar” dedi.
1 Eylül Dünya Barış Günü’ne de değinen Durmaz, barışın doğayla kurulan ilişkiyi de kapsadığını ifade ederek, “Barış aynı zamanda adalettir. Barış ekolojik yaşamdır. Barış halkın kendi geleceğinde söz sahibi olmasıdır” diye konuştu.
Durmaz, Günyurdu halkının mücadelesinin takipçisi olacaklarını belirterek, “Bir madenin rezervi bittiğinde başka bir rezerv bulabilir ama bir ovanın suyunu tüketir, toprağını kaybederseniz yeni bir ova yaratamazsınız” sözleriyle konuşmasını tamamladı.


