YAŞAR ÖZTÜRK
Çin’in 2018’de plastik atık alımını durdurması ile dün çapında başlayan atık sorununda Türkiye’nin bir açık kapı durumuna düşürüldüğünü vurgulayan Av. Ayşe Doğan: “Türkiye’de de Adana ve Mersin’in seçilmesi bir tesadüf değil. Dünyanın çöplüğünün depo alanı haline getirildi. Denizlere, nehirlere, tarım arazilerindeki drenaj kanalarına dökülenler suyumuzu, yakılanlar havamızı, arazilere dökülenler toprağımızı kirletiyor. Bu giderek artacak ve altından kalkılmayacak bir yük haline gelecek. 2016 yılında 160 bin ton olan plastik atık hacmi 660 bin tonu aştı. 200-240 kamyon ithal çöpün bölgemize boca ediliyor. 4.7 Milyon ton İngiltere ve AB’den atık Merin limanından yurda giriyor. Çukurova’nın geniş arazileri, Mersin limanı seçildi. İthal yasaklanmadıkça sorun sürecek. Dünyanın çöplerinin Türkiye’ye sokulması yasaklanmalıdır” dedi.
Ortak basın açıklamasını okuyan Avukat Ayşe Doğan, plastik ve mikroplastik kirliliğinin artık yalnızca belirli bölgeleri değil, Akdeniz kıyılarının geniş bir bölümünü etkileyen ciddi bir çevre sorununa dönüştüğünü söyledi. Yaklaşık beş yıldır ithal plastik atıkların yarattığı risklere karşı uyarılarda bulunduklarını belirten Doğan, yerel yönetimler, bakanlıklar ve uluslararası kurumlar nezdinde girişimlerde bulunulduğunu ancak gerekli önlemlerin yeterince alınmadığını ifade etti. Plastik kirliliğinin İskenderun Körfezi’nden Mersin kıyılarına, Antalya-Kumluca sahillerine kadar uzanan geniş bir alanda görüldüğünü dile getiren Doğan, sahillerde görülen plastik atıkların sorunun yalnızca görünen kısmı olduğunu vurguladı. Mikroplastiklerin deniz canlıları aracılığıyla besin zincirine dahil olduğunu belirten Doğan, bilimsel çalışmaların mikroplastiklerin içme suyu, gıdalar, insan kanı ve plasentada dahi tespit edildiğini ortaya koyduğunu söyledi. Doğan, “Mikroplastik sorunu yalnızca bir çevre sorunu değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunudur” dedi.
Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye gönderilen plastik atıklara da tepki gösteren Doğan, “Türkiye, Avrupa’nın çöp bertaraf merkezi değildir” ifadelerini kullandı. Plastik geri dönüşümü adı altında yürütülen faaliyetlerin sıkı şekilde denetlenmesi gerektiğini belirten Doğan, yetersiz denetimlerin hava, su ve toprak kirliliğine yol açtığını savundu. Baca gazları, yeterince arıtılmayan atık sular ve geri kazanılamayan plastiklerin çevresel tehdit oluşturduğunu ifade etti. Çevre Kanunu’nun temel amacının çevreyi korumak olduğunu hatırlatan Doğan, mevcut tablonun bu amacın yeterince yerine getirilmediğini gösterdiğini belirterek, plastik atık politikalarının yeniden ele alınması ve etkili denetim mekanizmalarının hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Formun Üstü
Mersin Çevre Platformu ve toplantıya katılan vatandaşlar adına çağrıda bulunan Doğan, Avrupa’dan plastik atık ithalatının durdurulması, tek kullanımlık plastiklerin yasaklanması ve geri dönüşüm tesislerinin daha etkin denetlenmesi gerektiğini söyledi. Mikroplastik kirliliğinin boyutunun bilimsel araştırmalarla ortaya konulmasını isteyen Doğan, çevre izinleri ve atık yönetimi kurallarına uymayan işletmeler hakkında gerekli yaptırımların uygulanması çağrısı yaptı. Doğan, “Çocuklarımızın mikroplastiklerle kirlenmiş bir çevrede yaşamasını istemiyoruz. Kıyılarımızın, toprağımızın ve havamızın kirletilmesine sessiz kalmayacağız. Akdeniz sahipsiz değildir” dedi.
Toplantıya katılan vatandaşlar bir komite oluşturdu. Komite önümüzdeki günlerde seslerini duyurmak, tehlikeli atıkların denizleri, havayı, toprakları kirletmesinin önüne geçmek için yapılacak işleri düzenleyecek.”


