Küresel ticarette artan jeopolitik risklerin tedarik zincirlerini yeniden şekillendirdiğine dikkat çeken Aytek, özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimin ardından Batılı alıcıların güvenilir ve yakın tedarikçilere yöneliminin hız kazandığını ifade etti. Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı, yüksek kalite standartları ve hızlı teslimat kabiliyetiyle bu süreçte önemli bir avantaj elde ettiğini belirten Aytek, AHKİB olarak ortaya çıkan fırsatları etkin şekilde değerlendirdiklerini kaydetti.
“İHRACATIMIZI YÜZDE 24,6 ARTIRDIK”
AHKİB’in 2026 yılının ilk altı ayında 289 milyon dolarlık ihracata ulaştığını açıklayan Aytek, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24,6 oranında büyüme sağlandığını söyledi. Küresel ekonomideki zorlu koşullara rağmen elde edilen bu performansın, Birlik üyelerinin güçlü üretim altyapısını ve pazar çeşitlendirme stratejilerini başarıyla uyguladığını gösterdiğini vurguladı. Türkiye’nin aynı dönemde toplam 7,98 milyar dolarlık hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı gerçekleştirdiğini hatırlatan Aytek, sektörün en önemli gündem maddesinin ise artan maliyet baskısı olduğunu ifade etti.
“MALİYET YAPISI ALICILARI ZORLUYOR”
Türkiye’nin güvenilir tedarikçi kimliğini koruduğunu belirten Aytek, kalite ve hızlı teslimat için belirli ölçüde fiyat farkı ödemeye hazır olan alıcıların, mevcut maliyet yapısı nedeniyle yüksek hacimli siparişlerde daha temkinli davrandığını söyledi. Aytek, “Fırsat kapımızda. Ölçülü destek mekanizmalarının hayata geçirilmesiyle gelen siparişleri kalıcı hale getirebiliriz” dedi.
“YEŞİL MUTABAKAT BÜYÜK FIRSAT”
Avrupa Yeşil Mutabakatı sürecinin sektörde yeni bir dönemi başlattığını ifade eden Aytek, sürdürülebilir üretim, stok optimizasyonu ve hızlı tedarik kabiliyetinin önümüzdeki yıllarda rekabetin belirleyici unsurları olacağını söyledi.Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlığı, güçlü sanayi altyapısı ve esnek üretim yapısıyla bu dönüşümden en fazla fayda sağlayabilecek ülkeler arasında yer aldığını belirten Aytek, “Talebi doğru okuyabilen, stoklarını etkin yöneten ve müşteri taleplerine en hızlı şekilde cevap verebilen firmalar öne çıkacak” diye konuştu.
“DİJİTALLEŞME ARTIK ZORUNLULUK”
Hazır giyim sektöründe dijital dönüşümün rekabet gücünü belirleyen en önemli unsurlardan biri haline geldiğini vurgulayan Aytek, dijitalleşmenin üretimden planlamaya, kalite kontrolden sipariş yönetimine kadar tüm süreçlerin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
Süreçlerini etkin şekilde izleyemeyen ve veriye dayalı karar alma mekanizmalarını hayata geçiremeyen işletmelerin küresel pazarlarda varlıklarını korumasının her geçen gün zorlaştığını dile getiren Aytek, dijital dönüşüm yatırımlarının desteklenmesinin büyük önem taşıdığını kaydetti.
“KATMA DEĞERLİ ÜRETİM ODAĞIMIZ OLACAK”
Sürdürülebilir rekabet gücünün yalnızca üretim kapasitesiyle sağlanamayacağını ifade eden Aytek, tasarım, inovasyon, dijitalleşme ve markalaşmanın sektörün geleceği açısından kritik önemde olduğunu söyledi. Önümüzdeki dönemde AR-GE, özgün tasarım ve markalaşmaya daha fazla ağırlık vereceklerini belirten Aytek, kilogram başına ihracat değerini artırmanın sektörün en temel hedeflerinden biri olduğunu vurguladı.
HEDEF: AVRUPA’DA PAZAR PAYINI ARTIRMAK
Yeni pazar stratejilerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Aytek, önceliklerinin Avrupa Birliği pazarındaki mevcut payı artırmak olduğunu belirtti. Türkiye’nin AB’nin hazır giyim ithalatındaki payının yaklaşık yüzde 10 seviyesinde bulunduğunu hatırlatan Aytek, bu oranın yüzde 15’e yükseltilmesi halinde yaklaşık 6 milyar avroluk ilave ihracat potansiyeli oluşacağını ifade etti.
Aytek, “Güçlü üretim altyapımız, yüksek kalite standartlarımız, hızlı teslimat kabiliyetimiz ve sürdürülebilir üretim anlayışımız sayesinde Avrupa pazarındaki konumumuzu daha da güçlendirebilecek önemli bir potansiyele sahibiz. Mevcut avantajlarımızı kalıcı kazanımlara dönüştürmek sektörümüz için en gerçekçi büyüme stratejisidir” dedi. (Haber Merkezi)


