Kamu emekçilerinin Cumhuriyet tarihinin en ağır geçim krizlerinden birini yaşadığını belirten Eğitim-Sen Mersin Şubesi, yazılı bir açıklama yaparak iktidarın ücret politikalarını sert bir eleştirdi. Enflasyonun gerçek etkisi karşısında ücretlerin her geçen gün eridiğini vurgulayan sendika, milyonlarca kamu emekçisinin ve emeklinin açlık ile yoksulluk sınırları arasında yaşam savaşı verdiğini kaydetti.
Açıklamada BES-AR’ın son ekonomik verilerine yer verilerek açlık sınırının 35 bin 758 liraya, bekâr bir çalışanın yaşama maliyetinin 46 bin 248 liraya ve yoksulluk sınırının ise 116 bin 478 liraya ulaştığı gözler önüne serildi. Bu rakamların sadece birer istatistikten ibaret olmadığının altını çizen Eğitim Sen Mersin Şubesi, her ay maaşı cebine girmeden eriyen eğitim emekçilerinin büyük kentlerde artık insanca yaşayabilecek bir konut kiralamakta dahi zorlandığını, kiraların maaşların büyük kısmını tek başına yuttuğunu ifade etti.
"FATURA, AKARYAKIT VE ULAŞIM GİDERLERİ İŞE GİTMEYİ BİLE LÜKS HALE GETİRDİ"
Elektrik, su, doğalgaz, internet faturaları ile akaryakıt zamları ve toplu taşıma ücretlerinin artık taşınamaz bir yük haline geldiği belirtilen açıklamada, gıda fiyatlarındaki durdurulamayan artışın, çocukların eğitim ve kırtasiye masraflarının kamu emekçilerini nefessiz bıraktığı vurgulandı.
TÜİK’in resmi verileri ile halkın çarşı pazarda karşılaştığı gerçek enflasyon arasında devasa bir uçurum olduğuna değinilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"İktidarın 'enflasyon kadar zam' söylemi, gerçekte yoksulluğu kalıcı hâle getiren bir ücret politikasıdır. Bu kriz yalnızca ekonomik değil, siyasal tercihlerin sonucudur. Sermayeye vergi ayrıcalığı sağlayan, kamu kaynaklarını belli çevrelere aktaran anlayış; sıra emekçiye geldiğinde 'kaynak yok' demektedir. Oysa kaynak vardır. Sorun, kaynakların kimden yana kullanıldığıdır."
EĞİTİM SEN MERSİN ŞUBESİ'NDEN ACİL ÇÖZÜM TALEPLERİ
Temmuz 2026 döneminden itibaren geçerli olmak üzere, enflasyon farkından bağımsız en az yüzde 35 oranında ek zam talep eden sendika, acil çözüm bekleyen diğer taleplerini de sıraladı. Bu kapsamda; tüm ek ödemeler ile tazminatların taban aylığa yansıtılması ve ağır vergi yükü altında ezilen kamu emekçileri için vergide adaletin sağlanması talep edildi. Ulaşım, kira ve barınma gibi temel yaşam maliyetlerini karşılayacak sosyal desteklerin ivedilikle hayata geçirilmesi istenirken; eğitim emekçilerinin ek ders ücretlerinin günümüz ekonomik koşullarına uygun şekilde revize edilmesi ve gerçek sendikal iradeyi esas alan, demokratik bir toplu sözleşme düzeninin kurulması gerektiği vurgulandı.
"HAKLARIMIZI ALANA KADAR ALANLARDA OLACAĞIZ"
Açıklamanın son bölümünde kararlılık mesajı veren Eğitim-Sen Mersin Şubesi, insanca yaşamanın bir lütuf değil anayasal bir hak olduğunu hatırlatarak; "Maaşlarımızın her ay biraz daha erimesini, çocuklarımızın geleceğinin yoksulluğa teslim edilmesini kabul etmiyoruz. Yüzde 35 ek zam artık bir talep değil, yaşamanın asgari koşuludur. Haklarımızı alana kadar işyerlerinde, alanlarda ve meydanlarda mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. (Haber Merkezi)


