“İşçi 12 gün devlete, 18 gün evine çalışıyor”

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, çalışanların yaşadığı ağır geçim krizine ilişkin yaptığı değerlendirmede AKP iktidarının 24 yıllık ekonomi politikalarını eleştirdi. Türkiye’de emeğin hiç olmadığı kadar değersizleştirildiğini belirten Kış, artık milyonlarca işçinin ayın önemli bir bölümünü kendi ailesi için değil, vergiye, kesintilere ve hayat pahalılığına çalıştığını söyledi.

“İşçi 12 gün devlete, 18 gün evine çalışıyor”


“Bugün Türkiye’de işçi ayın 30 gününün yaklaşık 12 gününü devlete; vergiye, kesintilere ve enflasyona çalışıyor. Kendi evi, mutfağı ve çocukları için geriye sadece 18 gün kalıyor. Bu tablo ekonomik başarı değil, Saray iktidarının emekçiye çıkardığı faturadır.” diyen Kış, çalışanların her geçen gün daha fazla yoksullaştığını ifade etti.

 

“33 BİN LİRALIK BRÜT ASGARİ ÜCRETİN ALIM GÜCÜ 23 BİN LİRAYA DÜŞTÜ”

 

AKP’nin sürekli ücret artışlarından söz ettiğini ancak vatandaşın cebindeki gerçeğin bambaşka olduğunu vurgulayan Gülcan Kış, “İktidar 33 bin 30 liralık brüt asgari ücretle övünüyor. Oysa vatandaşın yaşadığı gerçek çok farklı. Kesintiler ve enflasyonun ardından bugün 33 bin 30 liralık brüt asgari ücretin gerçek alım gücü 23 bin 89 liraya kadar gerilemiş durumda. Daha yılın ilk altı ayında yaklaşık 10 bin lira buharlaşıyor. Maaş yerinde duruyor ama hayat pahalılığı koşuyor. İşçinin cebi her ay biraz daha boşalıyor. O kaybolan 10 bin lira; çocuğun beslenme çantasıdır, sofradan eksilen ettir, ödenemeyen kiradır, alınamayan ayakkabıdır, ertelenen doktordur. Ekonomiyi rakamlarla anlatabilirsiniz ama vatandaş hayatı fişlerle, faturalarla ve boşalan mutfağıyla yaşıyor” dedi.

 

“17 MİLYON EMEKÇİNİN CEBİNDEN 1 TRİLYON 167 MİLYAR LİRA ÇIKTI”

 

Türkiye’de çalışanların yalnızca enflasyonla değil, ağır vergi yüküyle de mücadele ettiğini belirten Gülcan Kış, ilk altı ayda milyonlarca emekçinin toplam gelir kaybının 1 trilyon 167 milyar lirayı aştığını söyledi.  Ortalama ücretle çalışan bir işçinin yalnızca haziran ayında 25 bin 922 liralık kayıp yaşadığına dikkat çeken Kış, bunun Türkiye’de ücretlilerin nasıl bir ekonomik baskı altında olduğunu açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. Kış, “Bugün ortalama ücretle çalışan bir işçi maaşının yaklaşık yüzde 40’ını daha cebine koyamadan kaybediyor. Bunun anlamı şudur; işçi önce devlete çalışıyor, sonra evine çalışıyor. Böyle bir düzenin adı sosyal devlet olamaz. Böyle bir düzen emeği koruyan değil, emeği cezalandıran düzendir. 24 yıldır ‘ekonomi büyüyor’ dediler. Peki kim büyüdü? İşçi mi büyüdü? Emekli mi büyüdü? Asgari ücretli mi büyüdü? Hayır. Büyüyen tek şey Saray’ın harcamaları oldu. Büyüyen tek şey faiz yükü oldu. Büyüyen tek şey vergi yükü oldu. Vatandaşın maaşı büyümedi, borcu büyüdü. Sofrası büyümedi, faturası büyüdü. Bugün Saray tasarruf etmiyor ama vatandaşa kemer sıkmasını söylüyor. Saray israftan vazgeçmiyor ama işçiye sabır tavsiye ediyor. Vatandaşın cebinde para kalmadı, ama iktidar hâlâ her şey yolundaymış gibi davranıyor” diye konuştu.

 

“ASGARİ ÜCRETİ 45 BİN 800 LİRAYA ÇIKARMAK TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR”

 

İktidara çağrıda bulunan Kış, “Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in açıkladığı gibi asgari ücretin 45 bin 800 liraya yükseltilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kanun teklifimizi verdik. Bu teklif siyasi bir tercih değil, milyonlarca emekçinin yaşamını sürdürebilmesi için zorunlu bir adımdır.” Meclis toplanır toplanmaz ilk gündemlerden biri bu teklif olmalıdır. Genel Kurul, milyonlarca işçinin sesine kulak vermeli ve emekçiyi sevindirecek bu kanun teklifini kabul etmelidir. Çünkü ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek var; daha yılın ilk altı ayında 33 bin 30 liralık brüt asgari ücretin alım gücü 4 bin 986 lira eridi. Vatandaşın beklemeye tahammülü kalmadı. Bu nedenle asgari ücretin artırılması artık keyfi bir tercih değil, sosyal devletin yerine getirmesi gereken anayasal bir sorumluluktur” dedi. (Haber Merkezi)