ONLAR OYNAR, BİZ BAKARIZ

ONLAR OYNAR, BİZ BAKARIZ


NECDET CANARAN

 

‘Onların Çocukları’ oynuyor.

‘Bizim Çocuklar’ seyrediyor.

Onların hakemleri yönetiyor...

Onların taraftarı eğleniyor…

Biz, onların icat ettiği televizyona bakıyor, ağzımız açık onları seyrediyoruz.

Cümbür cemaat, çoluk çocuk, yediden yetmişe, yedi mahalle, cümle âlem iç çekiyoruz.

 

*

Pek neden?

Cevabı çok açık:

- Çünkü biz, kendimizi dev aynasında görüyoruz.

- Çünkü biz, hava gazıyla çalışıyoruz.

- Çünkü biz, boğazını balon gibi şişiren kurbağaya benziyoruz, şişinip duruyoruz.

Ve onlar; Hans, Sam, Tony, Johnny, Frank, Nestory, Connor, Matias gazımızı alıyor, balonumuzu söndürüyor, bizi eve yolluyor.

*

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı turnuva öncesinde “Dünya Kupası’nda şampiyon olacağız” dediydi.

TFF Başkanı, bizim için biten turnuva sonunda, daha önce verdiği villa sözüne tüy dikti:

- Kesinlikle söz verdiğim gibi futbolculara o villaları vereceğim!

 “Kendimi yüzde 110 Türk hissediyorum” diyen A Milli Takım Teknik Direktörü ise kupadan elenmemizi tek kelimeyle özetlediydi: Kader!

*

Hadi oradan “sizi gidi gulu gulucular.”

Bayatladı bu senfoni.

Züğürt tesellisi bunlar!

“Kişi noksanını bilmek gibi irfan olamaz” diye bir laf vardır.

Ne kadarsan o ‘kader’sin!

*

Ha bir de şu mesele var.

Suudi Arabistan’da, Futbol Federasyonu Başkanı istifa etti.

Güney Kore’de, Devlet Bakanı başarısızlığın araştırılmasını istedi.

Tunus, İskoçya, Güney Kore, Çekya, Uruguay, Hollanda, Ekvador, Almanya, Cezayir başarısız sonuçların ardından peş peşe teknik direktörlerine yol verdi.

Biz başarısız sonuçları “kader”e bağlayan teknik direktörle ‘yola devam’ kararımızı, ‘Bizim Çocuklar’a ise ‘villa vereceğimizi’ deklare ettik.

Bir laf vardı.

“Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir” miydi, neydi o laf ya?