Yeşilovacık’ta yaşam savunusu

Mersin Çevre Platformu, Silifke’ye bağlı Yeşilovacık Mahallesi’nde planlanan maden atık depolama tesisine ilişkin bölge halkını bilgilendirmek amacıyla bir buluşma gerçekleştirdi. Yeşilovacık kahvehanesinde düzenlenen toplantıda çevre aktivistleri, hukukçular ve sağlık uzmanları, projenin çevre ve insan sağlığı üzerindeki olası etkilerine dikkat çekerek tesisin hayata geçirilmemesi çağrısında bulundu. Toplantıda konuşan katılımcılar, maden atıklarının bölgeye taşınmasının hava, su ve toprak kirliliğine yol açabileceğini savunurken, vatandaşları yaşam alanlarını korumak için sürece sahip çıkmaya davet etti.

Yeşilovacık’ta yaşam savunusu


YAŞAR ÖZTÜRK /ELVAN PEHLİVAN 

Silifke’ye bağlı Ovacık bölgesinde gündemde olan maden atık deposunun çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkileri, düzenlenen panelle ele alındı. Işıklı-Yeşilovacık Halk İnisiyatifi ile Mersin Çevre Platformu’nun çağrısıyla gerçekleştirilen panel, 27 Haziran Cumartesi günü Yeşilovacık Köy Kahvesi’nde gerçekleştirildi. Panelde; maden atıklarının bölgedeki ekosistem, tarım alanları ve halk sağlığı üzerindeki olası etkileri bilimsel ve hukuki boyutlarıyla tartışıldı.

 

ASLAN: YEŞİLOVACIK DAHA FAZLA KİRLİLİĞİ KALDIRAMAZ

 

Yıllardır Mersin bölgesinde çevre konusunda çalışmalar yürüttüklerini anlatan Mersin Çevre ve Doğa Derneği (MERÇED) Başkanı Sabahat Aslan, “Raporlarda tehlikesiz diye yazmışlar. Burada doğru bilgi aktarmamışlar tabii. İnce kum dedikleri taşıyacakları madde kuvars ince kumun tehlikeli bir maden atığıdır. Çok tehlikeli bir atıktır. O nedenle bu maden atık deposunun burada yapılmaması lazım. Yapıldığı takdirde hem burada sağlığımızı kaybedeceğiz hem topraklarımız kirlenecek, yeraltı sularımız kirlenecek. En önemlisi soluduğumuz hava kirlenecek. Zaten şu anda kirli hava solumaktayız. Dünyanın hiçbir yerinde yerleşim bölgesinde çimen fabrikaları kurulmuyor. Ama bizim şurada hemen kalbimizin içerisine yani yaşam alanlarımızın içerisine Orta Doğu'nun en büyük çimento fabrikası kurulmuş. Yaptığımız tespitlere göre her gün saat beşten sonra çimento fabrikasının ilgili idarecileri ne yazık ki filtrelerini çalıştırmıyor. Ve çimento fabrikasının yüzünden buradaki yeraltı suları hem kirlenmiş durumda hem de çok azalmış durumda. Çünkü çimento fabrikalarında artık çok ciddi su sarfiyatı oluyor. Şimdi bizim yaşam hakkımız var. Biz yaşamak zorundayız. Çocuklarımızın geleceğini düşünmek zorundayız. O nedenle doğayı korumak zorundayız. Neden Yeşilovacık halkı bu kadar kirli bir bölgede yaşamak zorunda kaldı? Çünkü çok yakın yerde Akkuyu Nükleer Santrali kuruluyor. Akdere Çimento Fabrikası, Ortadoğu'nun en büyük fabrikası ve en kirletici fabrika. Balık çiftlikleri bu bölgede. Taşucu’ndaki liman çalışmaya başladı. Dolayısıyla çok kirletici teknolojiler olunca vereceği zararlar da çok ciddi. Neden şimdi bu kadar yoğun kirliliğin ortasında biz yaşamak zorundayız” dedi.

Kirletici ve çevreye zarar verme potansiyeli taşıyan tesislerin planlanması sürecinde iklim krizinin yeterince dikkate alınmadığını belirten MERÇED Başkanı Sabahat Aslan, maden atık deposunun hayata geçirilmesi halinde bölgede ciddi sağlık ve çevre sorunlarının yaşanacağını savundu. Aslan,  “Burada yapılacak döküm ve nakliyeler sonucunda yayılacak tozlar hepimizin ciğerlerine girecek. Ve birçok hastalığa maruz kalacağız. Artık sular sular içilmeyecek hale gelecek. Yetkililer bizi uyarmayacak. Akkuyu'da olacağı gibi. Ne yazık ki mekanizma öyle işliyor” ifadelerini kullandı.

 

DOĞAN: BU PROJE HAYATA GEÇERSE BÖLGEYİ TERK ETMEK ZORUNDA KALABİLİRİZ

 

Avukat Ayşe Doğan, Tarsus’tan Yeşilovacık’a yılda 300 bin ton maden atığı taşınmasını öngören projenin hava, su, toprak ve insan sağlığı üzerinde geri dönülmez zararlar yaratacağını savunarak, bunun anayasal çevre hakkına aykırı olduğunu ve bölgenin geleceğini tehdit ettiğini söyledi. Doğan, “Bu yaşayabileceğimiz çevresel katliamın son noktası. Çöplük oluyoruz yani. Bunun daha ötesi yok. Havamız kirli zaten. Bununla birlikte suyumuz da kirlenecek. Ve sizler bu bölgeyi terk etmek zorunda kalacaksınız. Hani bu konuşmaları yaptığımızda halen okey oynayan arkadaşlara da aslında seslenmek istiyorum. Okey oynayacak ağaç gölgesi bulamayacağız arkadaşlar. Bu eğer proje hayata geçerse. Çocuklarınızı , torunlarınızı da büyütemeyeceksiniz. Yılda 300 bin ton atık taşınması planlanıyor. Buradakiler kadar Tarsus’tan buraya kadar tüm yol boyu tehlike altında kalmaktadır. İnsana, hayvana, toprağa, havaya, suya, denize her şeye zarar verecek. Tehlikesiz maden atığı olarak proje kapsamında nitelendirilmiş ise de tehlikeli olduğu bilimsel olarak bilinmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın elli altıncı maddesinde herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir yazıyor. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşın ödevidir denilmiştir. Anayasal hakkımızı istiyoruz. Devlet ve idare çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını kurmak, çevrenin kirlenmesini önlemekle yükümlüdür. Bu anayasal yükümlülük, çevreye ağır ve geri dönüşü olmayan etkiler doğurma potansiyeli bulunan projelerde idarenin yetkisini, takdir hakkını daraltan, çevreyi ve insanı esas alan bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Çevre hukukunun temelini oluşturan baş ilkelerden birisi önleyicilik ilkesidir. Tarsus’un çöpünü Silifke'ye taşıyabilirsiniz diyorlar yetmiyor Avrupa’nın çöpünü de getirecekler. Milyonlarca yılda oluşan Doğu Akdeniz Bölgesinin en güzel yerine en tehlikeli tesisler ve atık deposu haline getiriyorlar. Buralar bize sadece atalarımızdan kalan değil çocuk ve torunlarımıza ulaştıracağımız kutsal bir mirastır. Yarın çok geç olabilir” diye konuştu.

 

KENZİMAN: ATIK DEPOSU AKCİĞER KANSERİ RİSKİNİ ARTIRACAK

 

Mersin Tabip Odası’ndan İşyeri Hekimi-İş Güvenliği Uzmanı Dr. Ali Koray Kenziman Avrupa’nın tehlikeli atıklardan kurtulmak için bu bölgeyi hedef seçtiğini son zamanlarda yakamadıkları plastikleri parçalayarak denize boşalttıklarını bunun Mersin’den Taşucu ve yakın zamanda Yeşilovacık kıyılarına kadar yayılacağına dikkat çekti. Bu atık depolama tesisi yapılırsa akciğer kanseri vakalarının artacağını söyledi. İnsan sağlığı özellikle akciğer hastalıkları konusunda geniş açıklamalarda bulunarak halkı bu tesisin yapılmaması için harekete geçmeye çağırdı.