ELVAN PEHLİVAN
Konuşmasında çiftçi, esnaf ve işçi emeklilerinin yaşadığı zorluklara dikkat çeken Dinçer, emeklilerin ülkenin kalkınmasında önemli rol oynadığını vurguladı.
Dinçer, “Bu ülkenin dağını, taşını, toprağını alın teriyle, el emeğiyle yoğuran çiftçi emeklilerimiz var. Sabahın erken saatlerinden gecenin geç vaktine kadar çalışan esnaf emeklilerimiz var. Fabrikalarda, ağır şartlar altında ömürlerinin en güzel yıllarını veren işçi emeklilerimiz var. Kendi nam ve hesabına çalışıp yıllarca prim ödeyen emeklilerimiz var. Bu emekliler bizim geçmişimizdir. Emekliler bu ülkenin hafızasıdır. Bu ülkenin kalkınması için mücadele etmiş insanlardır” dedi.
“EMEKLİLERİ EZDİRMEDİK DİYORSUNUZ AMA NASIL EZDİRMEDİNİZ?”
İktidarın emeklilere yönelik söylemlerini eleştiren Dinçer, emeklilerin yaşam koşullarının her geçen gün ağırlaştığını ifade etti. Dinçer, “Her seferinde emeklileri ezdirmedik diyorsunuz. Ya emeklileri nasıl ezdirmediniz? En düşük emekli maaşı 20 bin lira. Bugün kentlerde ev kiraları 20-25 bin liraya ulaşmış durumda. Daha maaş yatmadan gideceği yer belli. Peki bu insanlar ne yiyecek? Ne içecek? Yaşamlarını nasıl sürdürecekler? Bunları hiç düşünmüyor musunuz?” diye konuştu.
“EMEKLİLER TÜİK’İN DEĞİL, PAZARIN ENFLASYONUYLA YAŞIYOR”
Emeklilerin açıklanan resmi verilerle değil, günlük yaşamın gerçekleriyle karşı karşıya olduğunu belirten Dinçer, şunları söyledi:
“Emekliler TÜİK rakamlarına göre yaşamıyor değerli milletvekilleri. Emekliler sokakta pazarın enflasyonuyla yaşıyor. Kasaba gidiyor, gıda enflasyonuyla yaşıyor. Kira ödüyor, kira enflasyonuyla yaşıyor. Hastaneye gidiyor, sağlık enflasyonuyla yaşıyor. Bütün bunları dikkate aldığınızda emeklilerin sizin verdiğiniz rakamlarla geçinmesi mümkün değildir.”
“ÜLKENİN GELİŞMİŞLİĞİ GÖKDELENLERLE ÖLÇÜLMEZ”
Ekonomik büyüme söylemlerine de değinen Dinçer, bir ülkenin gelişmişliğinin vatandaşlarına sunduğu yaşam standardıyla ölçülmesi gerektiğini ifade etti. Dinçer, “Sürekli ülke büyüdü, ülke gelişiyor diyorsunuz. Bir ülkenin gelişmişliği gökdelenlerin yüksekliğiyle ölçülmez. Emeklisine duyduğu saygıyla, ona verdiği hakla ölçülür. İnsanların yaşam kalitesiyle ölçülür” dedi.
“EMEKLİ DAHA MAAŞI YATMADAN BORÇLANIYOR”
TÜRK-İŞ’in açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırı verilerini hatırlatan Dinçer, emeklilerin borçlanmadan yaşamlarını sürdüremediğini söyledi. Dinçer, “TÜRK-İŞ bugün açlık sınırını 35 bin lira, yoksulluk sınırını ise 114 bin 576 lira olarak açıkladı. Emekli ne yapıyor? Daha maaşı yatmadan kiraya gidiyor. Sonra kredi kartına yükleniyor. Kartın ödeme günü geldiğinde bir yerlerden borç bulup kapatmaya çalışıyor. Bu bir yaşam biçimi olamaz. Bu ancak emeklinin içine düştüğü yoksulluk döngüsünün göstergesidir” ifadelerini kullandı.
“BİR TARAFTA ŞATAFAT, DİĞER TARAFTA KURU EKMEK MÜCADELESİ”
Toplumdaki gelir adaletsizliğine dikkat çeken Dinçer, emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını belirtti. Dinçer, “Bir taraftan şatafat devam ediyor. Makam araçları devam ediyor. Birden fazla yerden maaş alanlar var. Diğer tarafta emekli kuru ekmekle yaşam mücadelesi veriyor. Buna vicdanınız nasıl razı oluyor? Bu halk bizim halkımız değil mi? Bu emekliler bizim emeklilerimiz değil mi?” diye sordu.
“EMEKLİ TORUNUNUN KARŞISINA ÇIKAMAZ HALE GELDİ”
Meclis’te emeklilerin sorunlarını sürekli gündeme getirdiklerini belirten Dinçer, iktidarın bu çağrılara kulak vermediğini savundu. Dinçer, “Bu sorunları her platformda dile getiriyoruz. Belki biraz insafa gelir de emeklinin durumu düzeltilir diye umut ediyoruz. Ama iktidardan tek bir ses çıkmıyor. TÜİK’in makyajlı rakamlarıyla gerçekler gizlenmeye çalışılıyor. Geldiğimiz noktada emekli kuru ekmeğe mahkûm hale geldi. Torununun karşısına çıkamaz duruma geldi” dedi.


