HER HAYAT BİR HİKÂYE

Gazeteci Yazar Rıfat Yörük, “Bir annenin unutuşuna, bir babanın unutulmayışına, bir evlâdın unutamadıklarına…” adadığı, “Akşam Olur Karanlığa Kalırsın” başlıklı kitabın çıkış noktasını, yazma yolculuğunu ve yeni projelerini Güney’e anlattı. “Kendimi bir ‘hayat hikâyeleri yazarı’ olarak görüyorum” diyen Yörük, herkesin anlatılmaya, yazılmaya değer yaşanmışlıkları, duygusal izleri olduğunu söylüyor

HER HAYAT BİR HİKÂYE


ELVAN PEHLİVAN

 

Geçtiğimiz günlerde “Akşam Olur Karanlığa Kalırsın” isimli bir anı kitabı yayınlanan hemşehrimiz gazeteci yazar Rıfat Yörük ile yazma yolculuğunu ve yeni projelerini konuştuk. 2026’nın oldukça verimli geçtiğini belirten Yörük “Mutluyum. Çünkü bu yıl içinde üç kitabım birden yayınlanacak.” dedi. 

-Okurlarımız için kendinizden bahseder misiniz?

Öncelikle ben sizlerle meslektaş olmaktan yani hayatımın önemli bölümünü “gazeteci” olarak geçirmekten çok mutluyum. Nitekim sahibi olduğum sürekli basın kartını cüzdanımda gururla taşıyorum.

Halen Silifke’de katıldığım kültürel, sanatsal etkinlikleri ve gördüğüm eksiklikleri haberleştiriyorum. Haber yazmayı, çarpıcı başlıklar kullanmayı, röportajlar yapmayı çok seviyorum.

“TAŞUCU DOĞUMLUYUM”

Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Taşucu’nda 1959 yılında dünyaya geldim. İzmir Karataş Lisesi ve Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü mezunuyum. Gazeteciliğe 1977 yılında günlük ulusal Bayrak Gazetesi İzmir Bürosunda muhabir olarak başladım.

Uzun yıllar çeşitli şehirlerdeki gazete, dergi, televizyon, radyo ve internet haber sitelerinde muhabirlik, istihbarat şefliği, spor şefliği, mizah yazarlığı, köşe yazarlığı, sunuculuk, editörlük, yayın koordinatörlüğü ve genel yayın yönetmenliği görevlerinde bulundum. Birçok kurum ve kuruluşta basın ve halkla ilişkiler müdürü ve basın danışmanı olarak hizmet verdim. Bir dönem TBMM’de milletvekili danışmanı olarak görev aldım. Çok sayıda dergi ve bülten yayınladım. Birçok kitabın editörlüğünü yürüttüm.

Türkiye Yazarlar Birliği, Araştırma ve Kültür Vakfı ile Kayseri Gazeteciler Cemiyeti üyesiyim. Şimdilerde çeşitli araştırmalarımı kitaplaştırmaktayım. Halen memleketim Silifke’de yaşıyorum.

-Yazma yolculuğunuz nasıl başladı?

Çocukluğumda bol bol kitap okumayla başladı. Okumayı çok seviyordum. Doğuştan hızlı okuma yeteneğim olduğu için elime aldığım kitabı kısa sürede bitirir, heyecanla yeni kitabıma geçerdim. Hava astsubayı olan rahmetli babam da eve çeşitli kitaplar getirip okumam için beni teşvik ederdi.

Ortaokula başladığımda artık kendi harçlıklarımla kitaplar satın almaya başladım. İzmir Üçkuyular’daki mütevazı kitapçının vitrininde gördüğüm Varlık Yayınları’nın küçük boyuttaki sade tasarımlı kitaplarından hoşuma gidenleri zaman zaman satın alıp merakla okurdum. Meselâ, Knut Hamsun’a ait “Açlık” romanı, girişindeki “İzmir 1973” yazısıyla halen kütüphanemin en değerli eserlerinden biri olarak elimin altındadır.

 

“FEYZA HEPÇİLİNGİRLER’İN ÖĞRENCİSİYİM”

Lisede de edebiyat öğretmenim ünlü yazar Feyza Hepçilingirler’di. Kendisinden çok şey öğrendim. Bu bakımdan çok şanslıyım. Değerli Hocamı geçtiğimiz yıllarda Silifke’ye davet edip ağırlamaktan ve seçkin bir topluluk önünde konuşup kitaplarını imzalamasından büyük mutluluk duydum.

Öğrencilik dönemimde beğenilen kompozisyonlarla başlayan yazma yolculuğum, 1976 yılında yayın hayatına başlayan Bayrak Gazetesine gerçek ve mizahî haberler yazmakla başladı.

Daha sonra çeşitli gazete ve dergilerde yazılarım, röportajlarım yayınlandı. İlk kitabım olan “Kasım’da Kavak Kesmek” 1997 yılında Kayseri’de, on birinci eserim olan “Akşam Olur Karanlığa Kalırsın” ise bu yılın nisan ayında İstanbul’da yayımlandı.

Diğer kitaplarım şunlar;

-General Motor (Mizahi roman, 2007, Elips Yayıncılık-Ankara)

-Fettan Devrim (Mizahi roman, 2014, Cafcaf Kitap, İstanbul)

-Bizim Yunus (Biyografi, 2018, Çelik-İş Sendikası Yayınları, Ankara)

-Eflatun Yıllar (Biyografi, 2019, Yüzleşme Yayınları, İstanbul)

-Demli Yıllar (Biyografi, 2020, Yüzleşme Yayınları, İstanbul)

-Sen Gelmez Oldun (Biyografi, 2020, Talas Belediyesi Yayınları, Kayseri)

-Ensar Ruhlu Muhacir (Biyografi, 2021, Yüzleşme Yayınları, İstanbul/Türkiye Yazarlar Birliği 2021 Biyografi Ödülü)

-Bir Akademisyenin Hayat Yolculuğu/Prof. Dr. Rıfat Yıldız (Biyografi, 2023, Detay Yayıncılık, Ankara)

-Aşk İle Koşan Yorulmaz/Cemal Öztürk’ün Bitmeyen Koşusu (Biyografi, 2025, Nirengi Yayınları, İstanbul)

Geriye dönüp baktığımda 3 bin sayfayı aşkın bir külliyata sahip olduğumu gururla görüyorum. Sözün özü, çok okuyarak kelime hazinemi ve hayal dünyamı geliştirmem sayesinde yazmanın kendiliğinden geldiğini düşünüyorum.

-Son kitabınızın ortaya çıkış hikâyesi nedir? Kitabı hazırlarken sizi en çok zorlayan bölüm hangisiydi?

 “Bir annenin unutuşuna, bir babanın unutulmayışına, bir evlâdın unutamadıklarına…” adadığım bu anı kitabımı Kasım 2021’de yerleştiğim güzel memleketim Silifke dönemimin bir hatırası olarak görüyorum.

Kitabımın adı annemle birlikte çok sevdiğimiz “Akşam Olur Karanlığa Kalırsın” isimli Sivas Divriği türküsünden geliyor. Nitekim aynı adı taşıyan ilk yazımda, uzun zamandır alzheimer hastası olan annemin akşama doğru telaşlanıp Taşucu’ndaki evimizden “Silifke’deki hatıralarına doğru” kaçmaya çalışmasını anlattım.

İki kez evden firar eden, birkaç kez de firar girişiminde yakalanan annem kendisi için adeta bir “kızıl elma” olan bu gitme girişimini evimize ziyarete gelen kardeşleri, komşular, misafirler varken de sürdürüyor ve “Siz oturun, benim akşam olup karanlık basmadan gitmem lâzım” diyordu.

 

SİLİFKE’DEKİ İMZA GÜNÜ

Birçok güzellemeye konu olan şarkı ve türküler doğal olarak hepimiz gibi bende de derin hatıralar ve izler bıraktı. İşte ben de anısı olan şarkı ve türküleri yazmaya çalıştım. Yazarken de zorlanmadım.

Sonuçta 200 sayfalık hoş, zevkle okunan bir kitap ortaya çıktı. İlk tanıtım ve imza günümüzü Silifke’de Milli Eğitim Müdürlüğü ek binada yaptık. Moderatörlüğünü Yaşar Öztürk Beyin yaptığı programa sanatçı dostlarım da kitapta adı geçen türkü ve şarkıları seslendirerek destek verdiler.

“HATIRAN YETER!”

“Hatıra yazmak ölümün elinden bir şeyler kurtarmaktır” der Andre Gide ve ekler: “Sonrakiler, bu kurtulanlardan ibret alarak inşa ederler yarının tarihini…”

Araştırmacı yazar Kamil Ergenç de bir makalesinde “Akademik tarih anlatısının soğuk, hiyerarşik, kronolojik ve sistematik doğasına karşı hatıra(t)lar akıcı, içten ve ayrıntı zenginliği bakımından ilgili dönemin zihinsel, sosyal gerçekliğine nüfuz etme imkânı barındıran eserlerdir.” yorumunu yapar.

Bir biyografi yazarı olarak “hatıra” konusundaki bu tespitleri doğrusu önemsiyorum. Bu yüzden çevremdeki tüm dostlarımı anılarını yazma konusunda teşvik ediyor, cesaretlendiriyor ve bu ilk hatıratımla da örnek olmaya çalışıyorum.

-Daha çok biyografi alanındaki eserlerinizle tanınıyorsunuz. Biyografi yazmak mı, otobiyografi yazmak mı daha zordur?

YAZMAK MI, YAŞAMAK MI?

Ben hayat hikâyeleri yazarıyım. Yani biyografi yazarı diğer adıyla biyograf… Oğuz Atay “Bir Bilim Adamının Romanı” isimli eserinde “İyi bir hayat hikâyesi yazmak, bir hayat yaşamak kadar zordur” der.

Bir dostum da yaptığım işi arkeologluğa (kazıbilimciliğe) benzeterek “Onlar çok değerli, nadide eserleri nasıl sabırla, adeta iğneyle kuyu kazarak çıkartıyorlarsa, sen de o şahsın hayatının nirengi noktalarını kılı kırk yararak bulup çıkartıyor, kitabını kurguluyorsun” demişti.

Biyografilerde edebiyattan, şiirden, edebi metinlerden ve de türkülerden sık sık besleniyor, alıntılar yapıyorum. Özellikle bölüm başlarına mutlaka tanınmış şairlerimizden ilgili mısralar ya da türkü sözleri koymaya çalışıyorum.

Yeni çıkan anı kitabım kısmî bir otobiyografi çalışmasıydı. Yazarken büyük keyif aldım. Dolayısıyla kalem erbaplarının en iyi bildikleri kendi hayatlarını yani otobiyografilerini daha kolay yazabileceklerini düşünüyorum.

-Sizce herkesin anlatılmaya değer bir hikâyesi var mı?

Hep “hayatım roman” denilir ya! Kesinlikle herkesin anlatılmaya, yazılmaya değer hikâyeleri, anıları var. Bu yüzden kitabını yazmaya fırsat bulamadığım ilginç insanlarla da görüşüp haber ya da röportaj şeklinde yayınlatıyorum. Daha önce belirttiğim gibi zaten kendimi bir “hayat hikâyeleri yazarı” olarak görüyorum.

 

 

-Yeni kitap projeleriniz olacak mı?

“OLDUKÇA VERİMLİ BİR YIL”

Çok şükür bu yıl benim için çok verimli geçiyor. Malûm, son kitabım “Akşam Olur Karanlığa Kalırsın” iki ay önce çıkmıştı. Şu anda on ikinci kitabım olan “Trabzon Kültürevi” isimli kurumsal biyografinin grafik tasarımı yapılıyor. Muhtemelen bu yaz içinde elimizde olur. On üçüncü eserim de bir biyografi… Kayseri’ye damgasını vuran eğitimci, sivil toplumcu merhum Ahmet Taş’ın hayatını yazıyorum. Bitmek üzere… Onu da Kayseri Büyükşehir Belediyesi sonbaharda yayımlayacak. Ardından Erzurum Lisesi’nde 25 yıl yöneticilik yapan efsanevi müdür merhum Necip Çadırcı’nın hayatını kaleme alacağım. Yani bu yıl en az üç kitabım yayınlanmış olacak.

-Yazar adaylarına neler önerirsiniz?

Yazarların en önemli hazineleri kelimeler, deyimler ve atasözleridir. Nitekim Orhan Pamuk “Babamın Bavulu” başlıklı çarpıcı Nobel konuşmasında “Biz yazarların taşları kelimelerdir.” demişti.

Yazar adaylarının öncelikle kelime dağarcıklarını geliştirmek için Büyük Türkçe Sözlükler ile Atasözleri ve Deyimler Sözlüklerini araştırarak incelemeleri çok önemlidir.

Ayrıca roman, hikâye, şiir türleri başta olmak üzere bol bol kitap okumalarını, önemli gördükleri yerlerin altlarını çizmelerini, bilmedikleri kelimeleri anında sözlüğe bakarak öğrenmelerini ve o kitap adına bir dosya açarak kendilerinde çağrıştırdıklarını yazmalarını tavsiye ederim. Bu durum, ileride o kitapla ilgili bir inceleme yazısı ya da köşe yazısı yazmak gerektiğinde de çok işlerine yarayabilir. 

Tabii en önemlisi her konuda sıkça yazmaya çalışmak… Bolca deneme yapmak…

-Son olarak neler söylemek istersiniz?

Mersin şehrimizin yarım asırlık güzide gazetesi “Güney”e bu söyleşi için teşekkür ediyor, başta değerli yazarınız Necdet Canaran olmak üzere tüm ekibinize selam ve sevgilerimi iletiyorum.