Kanatlı etinde stok krizi

Kanatlı eti ihracatına yönelik kısıtlamaların sürmesi, üretimde rekor artış yaşayan sektörde alarm zillerini çaldırdı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Sektörler Konseyi ve Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (ASHİB) Başkan Yardımcısı Ali Can Yamanyılmaz, ihracatın kapalı kalmasının hem yıllar içinde oluşturulan dış pazarlarda kayıplara hem de üretim kapasitesinde daralmaya yol açabileceğini söyledi.

Kanatlı etinde stok krizi


Türkiye’nin son yıllarda kanatlı eti üretiminde güçlü büyüme kaydettiğini belirten Yamanyılmaz, “2025 yılında toplam kanatlı eti üretimi 2 milyon 848 bin tona ulaştı. Üretimde yüzde 11’in üzerinde artış yaşandı. Buna rağmen ihracat kanallarının kapalı olması sektörde ciddi stok baskısı oluşturuyor.” dedi.

Kanatlı eti ihracatında uygulanan kısıtlamaların nisan ayı ihracat raporlarına negatif yansıdığını ve ihracattaki daralmanın üretim, yatırım ve pazar kaybı açısından kritik riskler oluşturduğunu vurgulayan Yamanyılmaz, “TİM verilerine göre nisan ayında ihracatı miktar bazında yüzde 23,9, değer bazında ise yüzde 47,8 oranında geriledi. Geçen yılın aynı döneminde 34,6 milyon kilogram olan ihracat miktarı 26,3 milyon kilograma düşerken, ihracat değeri ise 49,2 milyon dolardan 25,7 milyon dolara geriledi. Bu tablo, sektörün geleceğine dair alarm zillerinin çalmaya başladığının açık bir göstergesidir.” diye konuştu.

 

 

ÜRETİM ARTIYOR, STOKLAR ŞİŞİYOR

 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’nin toplam kanatlı eti üretiminin 2024 yılında 2 milyon 564 bin ton olduğunu, 2025 yılında yüzde 11,08 artışla 2 milyon 848 bin tona yükseldiğini kaydeden Ali Can Yamanyılmaz, 2026 yılının ilk iki ayında ise üretim geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,6 artarak 475 bin 973 tona ulaştığına dikkati çekti. Sektörde iç tüketimin yaklaşık 2 milyon ton seviyesinde bulunduğunu ifade eden Yamanyılmaz, üretimin yüzde 20-25’lik bölümünün ise ihracata bağımlı olduğunu vurguladı. Mevcut tabloda depolarda 250-300 bin ton civarında ürün bulunduğunu belirten Yamanyılmaz, “Her geçen gün stoklar büyüyor. Eğer ihracat yeniden başlamazsa üretim tarafında zorunlu kısıtlamalar gündeme gelecek.” diye konuştu.

 

“30 YILLIK PAZARLAR KAYBEDİLİYOR”

 

Kanatlı sektörünün özellikle Orta Doğu ve Afrika’da uzun yıllara dayanan güçlü bir ihracat ağı oluşturduğunu kaydeden Yamanyılmaz, mevcut kısıtlamaların Türkiye’nin rekabet gücünü zayıflattığını söyledi. “Irak gibi yakın pazarlara artık Çin’den ürün girdiğini görüyoruz” diyen Yamanyılmaz, şu değerlendirmeyi yaptı: “Biz yıllardır bu pazarlarda ciddi emek verdik. Orta Doğu pazarını domine eden ülkelerden biriydik. Şimdi ihracatın durmasıyla müşteriler alternatif tedarikçilere yöneliyor. Kaybedilen pazarı yeniden kazanmak çok zor. Alıcılar sürdürülebilir ve kesintisiz tedarik istiyor.”

 

“ÜRETİCİ YATIRIMI DURDURABİLİR”

 

Sektörde maliyet baskısının da arttığını belirten Yamanyılmaz, enerji fiyatları, işçilik giderleri ve yem maliyetlerindeki yükselişin üreticiyi zorladığını söyledi. Buna rağmen kanatlı etinin Türkiye’de en düşük fiyat artışı yaşanan gıda kalemlerinden biri olduğuna dikkat çeken Yamanyılmaz, “İhracat yasağı fiyatları düşürmedi, çünkü maliyet baskısı devam ediyor. Ancak stok nedeniyle üreticinin kazancı ciddi şekilde geriledi.” ifadelerini kullandı.

Kanatlı üretiminin kısa vadede durdurulabilecek bir yapı olmadığını vurgulayan Yamanyılmaz, üretim planlamasının aylar öncesinden yapıldığını belirterek, “Kümes yatırımı, civciv süreci, üretim organizasyonu uzun hazırlık gerektiriyor. Bugün alınan kararın etkisi aylar sonra görülüyor.” dedi.

 

“İLK ETAPTA KOTALI DA OLSA İHRACAT AÇILMALI”

 

Sektörün temel beklentisinin ihracat kapısının yeniden açılması olduğunu dile getiren Yamanyılmaz, ilk aşamada kota uygulamasının devreye alınabileceğini söyledi. “Devletimizin ihracat kısıtı kararını yeniden değerlendirmesini bekliyoruz” diyen Yamanyılmaz, “En azından ilk etapta kotalı da olsa ihracat açılmalı. Böylelikle hem eldeki stoklar eritilir hem de Türkiye’nin yıllardır emek verdiği pazarlardaki varlığı korunur. Aksi halde üretim kapasitesinde küçülme ve yatırımlardaki yavaşlamadan hem üreticilerimiz zarar görür hem de fiyatlar artacağı için tüketiciler daha pahalı ürün almak zorunda kalır.” diye konuştu. (Haber Merkezi)