ELVAN PEHLİVAN
Raporu DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca okudu. Türkiye’deki kadın şiddetiyle ilgili verilere dikkat çeken Koca, Son 12 yılda 5 bin 659 kadın; İktidarın İstanbul Sözleşmesi’ni terk ettiği 1 Temmuz 2021’den bu yana ise; 2 bin 207 kadın erkekler tarafından katledildi. Bianet Erkek Şiddeti Çetelesi verilerine göre erkekler, 2025'te en az 299 kadını ve 64 çocuğu öldürdü. 16 kadına tecavüz etti, 1168 kadını fuhuşa zorladı, 201 kadını taciz etti, 265 çocuğu istismar etti. Kadın cinayeti olarak kayda geçen 299 kadın cinayeti yanında, en az 471 kadının ölümü "şüpheli" olarak kayda geçti” dedi.
“MERSİN’DE 2025 YILINDA 8 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ”
Mersin’de geçtiğimiz yıl 8 kadının hayatını kaybettiğini söyleyen Koca, “2025 yılında Mersin’de 8 Kadın, Adana’da 14 kadın, Hatay’da 7 kadın, Antep’te 10 kadın, Maraş’ta 4 kadın, Osmaniye’de 3 kadın, Adıyaman’da 2 kadın ve Kilis’te 1 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Bu sayılar yalnızca basına yansıyan vakaları kapsamakta, şüpheli kadın ölümleri ve kayıtlara geçmeyen cinayetler düşünüldüğünde tablonun çok daha ağır olduğu biliyoruz. Ocak 2025 ve Ocak 2026 arasında Doğu Akdeniz bölgesinden medyaya yansıyan bir yıllık erkek şiddeti veri tabanına baktığımızda; Adana’da 64, Mersin’de 58, Hatay’da 46, Antep’te 71, Maraş’ta 39, Osmaniye’de 21, Adıyaman’da 24 ve Kilis’te 9 erkek şiddeti vakasının resmi kayıtlara basın aracılığıyla düştüğünü görüyoruz. Bu veriler sadece medyaya yansıyanlar ve aslında yansımayan, şikâyet mekanizmalarında görünmez kılınan çok daha fazla vaka olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı.
“FAİLLER HANE İÇERİSİNDE”
Kadınların genellikle en yakınları tarafından şiddete uğradığını dile getiren Koca, “2025 yılında öldürülen kadınların 104’ünü evli olduğu erkek, 32’sini eskiden evli olduğu erkek, 28’ini birlikte olduğu erkek, 24’ünü eskiden birlikte olduğu erkek öldürdü. 28 kadını akrabası, 18 kadını oğlu, 14 kadını babası, 7 kadını kardeşi öldürdü. 196 kadın ev içinde yaşamını kaybetti. Bu veriler bize açıkça şunu gösteriyor: Kadınlar en güvende olduğu dayatılan yerlerde, en yakınlarındaki erkekler tarafın-dan öldürülüyor” diye konuştu.
“NÜFUSU 100 BİNİ GEÇEN İLÇE BELEDİYELERİ KADIN SIĞINMA EVİ AÇMAK ZORUNDA”
Mersin’de 4 adet kadın sığınma evi olduğunu belirten Koca, bu sayının yetersiz olduğunu vurguladı. Koca, “Yerel yönetimlerin nüfusları 100 bini geçtiği halde sığınma evi açmayan Akdeniz, Yenişehir, Mezitli ve Toroslar ilçe belediyelerinin bu keyfi tutumdan vazgeçmelerini bekliyoruz. Kadın sığınma evlerinin mantığı kadınları şiddetten korumaktır. Bu korumanın birinci şartı da gizlilik ilkesidir. Mersin ilimizde adresi gizli kalması zorunlu olan kadın sığınma evlerinin açık adresleri herkes tarafından bilinmektedir. Dolmuş şoförlerinden otobüs şoförlerine kadar herkes kadın sığınma evlerinin adreslerini biliyor. Böyle bir durumda olası bir şiddet girişiminde şiddet faillerinin kadın-ları rahatça bulabilecek olması dehşet vericidir. Bu konuda da yerel yönetimlerin ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sorumluluk alması ve kadınların şiddetten uzaklaşmaları için gerekli adımları atması gerekmektedir” şeklinde konuştu.
“KADIN EMEĞİ BU ÜLKEDE YA GÖRÜNMEZ KILINIYOR YA DA UCUZLATILIYOR”
Kadınlarda kayıt dışı çalıştırılma oranlarının yüksek olduğunu ifade eden Koca, “Mersin'in de içinde bulunduğu TR62 (Adana, Mersin) bölgemizde kadınların işgücüne katılımı genel olarak yüzde 35-36 bandında seyretmektedir. Ancak konu tarım sektörü olunca durum değişiyor. Tarım sektöründe "kayıt dışı" çalışma oranı çok yüksek olduğu için bu oran çok daha yüksektir. Kadın tarım işçilerinin büyük çoğunluğu SGK kaydı olmaksızın, "mevsimlik" statüsünde çalışıyorlar. Özellikle Mersin'in Adanalıoğlu, Tarsus ve Silifke bölgele-rinde çadırlarda kalan mevsimlik işçi kadınlar için hijyen ve temiz suya erişim gibi temel ihtiyaçlar da ciddi sorunlar olarak öne çıkıyor. Tarlaların çoğunda hala kadınlar için özel tuvalet/hijyen alanı yok. Bu durum ciddi üreme sağlığı sorunlarına ve enfeksiyonlara yol açıyor. Çadır bölgelerinde temiz suya erişim kısıtlı olduğundan, hijyen yükü yine kadının fiziksel emeğiyle çözülmeye çalışılıyor. Mevsimlik tarım işçisi ailelerde kız çocuklarının okul terk oranı, erkek çocuklarına göre çok daha yüksek. Kız çocukları "küçük kadın" olarak tarlada ve çadırda annenin yardımcısı rolünü üstleniyor. Kadın emeği bu ülkede ya görünmez kılınıyor ya da ucuzlatılıyor. Kadınlar çalışmak istiyor ama tam zamanlı ve güvenceli işlere erişemiyor. Erkek egemen sermaye düzeni kadınları esnek, yarı zamanlı, düşük ücretli işlere yönlendiriyor. İktidar da bunu “istihdam politikası” diye sunuyor” dedi.
