Oğuz, son süreçte laiklik ilkesini savunan kesimlerin hedef gösterildiğini ve bu talebin bilinçli biçimde çarpıtılarak suç unsuru gibi sunulmasının kabul edilemez bir noktaya ulaştığını belirtti. Laiklik karşıtı söylemlerin yalnızca anayasal düzene değil, emekçilerin yıllar içinde mücadeleyle kazandığı temel haklara da yöneldiğini ifade eden Oğuz, “Laiklik herhangi bir inanca karşı duruş değil; tüm inançların ve inançsızlığın eşit yurttaşlık temelinde güvence altına alınmasıdır” dedi.
Laikliğin, devletin tüm yurttaşlara eşit mesafede durmasının ve kamusal alanın ayrımcılıktan arındırılmasının ön koşulu olduğunu vurgulayan Oğuz, bu ilkenin zayıflatılmasının toplumun inanç, kimlik ve yaşam tarzı üzerinden ayrıştırılmasına zemin hazırladığını kaydetti. Derinleşen ekonomik kriz, artan yoksulluk ve güvencesizlik karşısında toplumun gerçek gündeminin geçim sıkıntısı olduğunu belirten Oğuz, emekçilerin ortak sorunlarına çözüm üretmek yerine kutuplaştırıcı politikaların öne çıkarıldığını savundu.
Açıklamada, laikliğin emeğin hak mücadelesinin önünü açan temel bir ilke olduğu ifade edilerek, sendikal faaliyetlerin, grev hakkının ve örgütlenme özgürlüğünün tartışmaya açılamayacağı vurgulandı. İş cinayetlerinin “takdir-i ilahi” anlayışıyla geçiştirilemeyeceğini belirten Oğuz, hiçbir değerin emek sömürüsüne kılıf yapılamayacağını dile getirdi.
Mersin Emek ve Demokrasi Platformu adına yapılan açıklamada, laikliği savunmanın anayasal ve tarihsel bir sorumluluk olduğu belirtilerek, emeğin birliğini, toplumsal barışı ve eşit yurttaşlığı savunmaya devam edileceği ifade edildi. Platform, özgürlükçü, sosyal ve demokratik bir düzen için ortak mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu. (Haber Merkezi)
