ELVAN PEHLİVAN
2024 Eylül ayında Mersin İsa Öner Anadolu Lisesi öğretmenleri A.D. ve E.S.'nin ÇEDES (Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Saygılıyım) Projesi etkinliğine, izin belgesi olmayan öğrencileri göndermedikleri için ‘dini eğitimi engelleme’ gerekçesiyle maaşları kesilmiş ve görev yerleri değiştirilmişti. Eğitim-İş Sendikası ‘Dini eğitimi engelleme’ gerekçesine itiraz ederek dava açmıştı. Davanın duruşması yarın görülecek.
Eğitim-İş Mersin Şube Başkanı Yakup Tekin, “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Saygılıyım (ÇEDES) isimli projenin kamuoyuna yansıtılan yönü, “çevre ve değerler eğitimi” üzerine olduğu söylenmişti. Milli Eğitim yetkilileri soruşturma raporunda ÇEDES’in çevre ve değerler eğitimi olmadığını itiraf etmiş oluyor. Okullarda yasal olarak verilen dini eğitim, Milli Eğitim Bakanlığının kadrolu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenlerince verilmiyor mu? ÇEDES Projesinde görev alan ve pedagojik formasyonu olmayan yüzlerce imam, vaiz gibi din görevlisinin yasal olarak dini eğitimi hangi tarikatların dini değerleri üzerinden verdiği, soruşturma dosyasındaki itiraftan sonra açıklığa kavuşması gereken bir konudur” dedi.
“ÇEDES ADI ALTINDA DAYATILAN, LAİKLİĞE AYKIRI GERİCİ BU PROJENİN DERHAL SONLANDIRILMASI GEREKİYOR”
Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi-Öğretmen İnisiyatifleri de duruşma öncesi çağrı yaparak tüm eğitim paydaşlarını duruşmaya sahip çıkmaya çağırdı. Yazılı bir açıklama yapılarak şu ifadeler kullanıldı:
“Mersin’de Eğitim-İş üyesi iki öğretmene verilen disiplin cezaları, yalnızca iki eğitim emekçisini değil, laik ve bilimsel eğitimi hedef alan bir saldırıdır. Söz konusu öğretmenler, okullarında velilerin izni olmadığından ÇEDES adlı projeyi uygulamadıkları için cezalandırılmışlardır. ÇEDES, eğitim alanını dini referanslarla yeniden şekillendirmeyi amaçlayan, pedagojik değil ideolojik bir projedir. ÇEDES adı altında dayatılan, laikliğe aykırı gerici bu projenin derhal sonlandırılması gerekiyor. Öğretmen İnisiyatifleri olarak; okulları bilimsel bilginin üretildiği kamusal alanlar olmaktan çıkarıp, gerici kuşatmanın parçası haline getirmeye çalışan bu anlayışı kabul etmiyoruz. Laik eğitim, bu ülkenin en temel kazanımlarından biridir. Laiklik; yalnızca bir anayasa ilkesi değil, çocukların özgür düşünmesinin, bilimle buluşmasının ve eşit yurttaşlar olarak yetişmesinin güvencesidir. Bu ilkeye karşı geliştirilen her girişim, doğrudan toplumun geleceğine yönelmiş bir tehdittir. Tarikatların ve cemaatlerin eğitimde yeri yoktur. Okullar; inanç gruplarının değil, halkın ortak değeridir. Kamusal eğitim, hiçbir dini yapının etkisine terk edilemez. Mesleki sorumluluklarını yerine getiren öğretmenlerin cezalandırılması, açık bir gözdağıdır. Ama bilinmelidir ki; öğretmenlerimiz yalnız değildir.”
“BU YALNIZCA BİR YARGI SÜRECİ DEĞİL; LAİK EĞİTİM MÜCADELESİNİN ÖNEMLİ BİR EŞİKLERİNDEN BİRİDİR”
“Eğitim-İş tarafından Mersin 2. İdaresinde açılan davanın duruşması 17 Şubat Salı Günü saat 9.30’da görülecektir. Bu dava yalnızca verilen bir disiplin cezasının iptali davası değildir aynı zamanda bilimsel, kamucu, laik eğitimi savunma ısrarıdır. Salı günü yapılacak duruşma, yalnızca bir yargı süreci değil; laik eğitim mücadelesinin önemli bir eşiklerinden biridir. Başta öğretmenler olmak üzere; velileri, öğrencileri, eğitim emekçilerini ve eğitimin tüm paydaşlarını bu duruşmaya sahip çıkmaya çağırıyoruz. Laik, bilimsel ve kamucu eğitimi savunan herkesi dayanışmayı büyütmeye davet ediyoruz. Unutulmamalıdır: Laiklikten vazgeçmeyeceğiz. Bilimsel eğitimden vazgeçmeyeceğiz. Çocuklarımızın geleceğini gericiliğe teslim etmeyeceğiz.”
