ELVAN PEHLİVAN
Dünya Bakliyat Günü dolayısıyla Mersin Ticaret Borsası tarafından bakliyat ürünlerinin tanıtıldığı program düzenlendi. Bir otelde gerçekleştirilen programa Mersin Valisi Atilla Toros, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, sektör temsilcileri ve davetliler katıldı.
Programda konuşan Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, bakliyatın kuraklığa dayanıklı bir ürün olduğunu söyleyerek, “Bir kilogram sığır eti proteini, baklagillerden elde edilen bir kilogram proteine kıyasla 20 kat daha fazla arazi gerektirmektedir. Ve 20 kat daha fazla sera gazı salımına neden olmaktadır. Bir kilogram sığır eti üretmek için 13 bin litre su gerekirken, bir kilogram mercimek üretmek için bin 250 litre suya ihtiyaç vardır. Dolayısıyla baklagiller, doğal kaynakların korunmasına önemli katkı sunmaktadır” dedi.
Baklagillerin sağlığa olan olumlu etkilerinden söz eden Özdemir, “Baklagiller; yüksek protein içeriği, lifli yapısı, vitamin ve mineral zenginliği sayesinde sağlıklı beslenmenin temel unsurlarından biridir. Yağ içeriği düşüktür ve kolesterol içermez. Obezite, diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi birçok kronik rahatsızlıkla mücadelede etkilidir. Glütensiz yapısıyla çölyak hastaları için idealdir. Antiviral özellikleri ve prebiyotik etkisiyle bağışıklık sistemini güçlendirir. Bakliyat, dar gelirli aileler için temel bir besindir. Sağlıklı yaşamı benimseyen bireyler için ise bilinçli bir tercihtir. Uzun raf ömrü ve besin değerini kaybetmeden, kolayca saklanabilmesi sayesinde gıda israfının önlenmesine katkı sağlar. Deyim yerindeyse bakliyat hem insanlık hem de doğa için mucizevi bir ürün grubudur” ifadelerini kullandı.
ÖZDEMİR: “BEKLENTİMİZ, BAKLİYAT DESTEKLEME KATSAYILARININ YENİDEN DÜZENLENMESİDİR”
Mersin için bakliyatın önemine dikkat çeken Özdemir, ülkemizin bakliyat dış ticaret hacminin 2,7 milyon ton düzeyinde olduğunu belirtti. Bu hacmin yaklaşık yüzde 80’inin Mersin üzerinden yapıldığını vurgulayan Özdemir, “Dünyada hiçbir şehirde Mersin’deki kadar güçlü bir bakliyat sektörü kümelenmesi yoktur. Ülkemizde bakliyat ürünlerinin işlenmesine dayalı sanayinin yüzde 70’inden fazlası Mersin’dedir. 40 mercimek işleme tesisinde yıllık 2 milyon ton kapasite vardır. 111 eleme, tasnifleme ve paketleme tesisinde yılda 2 milyon ton nohut, kuru fasulye, yeşil mercimek ve bezelye işlenmektedir. Bu kapasiteyle Mersin, ülkemizin mevcut üretim hacmi olan bir milyon tonun dört katını işleyebilecek güce sahiptir. İlimizde 250’yi aşkın firma bu sektörde faaliyet göstermektedir. Bu tesislerin tamamı en ileri teknolojiyle donatılmıştır. Bugün Mersin’de, dünyanın herhangi bir ülkesinde modern bir hububat veya bakliyat tesisi kurabilecek makine ve ekipman üretim kapasitesi mevcuttur” diye konuştu.
Bakliyat destekleme katsayılarının artırılması gerektiğine işaret eden Özdemir, “1980’li yıllardaki konuma yeniden ulaşmanın yolu, üretimi ve tüketimi istikrarlı biçimde artırmaktan geçmektedir. Ancak mevcut destekleme sisteminde bakliyat, diğer stratejik ürün grupları olan hububat ve yağlı tohumlara kıyasla oldukça dezavantajlıdır. Destek katsayıları, üreticilerimiz için bakliyat ekimini cazip kılmaktan uzaktır. Beklentimiz, bakliyat destekleme katsayılarının bu dezavantajı giderecek şekilde yeniden düzenlenmesidir. Çünkü bakliyat, yalnızca bugünün değil, geleceğin de gıdasıdır” şeklinde konuştu.
SEÇER: “İŞ DÜNYASININ SORUNLARININ ÇÖZÜMÜ NOKTASINDA ÇALIŞIYORUZ”
İş insanlarının Mersin’de faaliyetlerini kolaylaştırmak için çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, “İş dünyasının Türkiye'nin sosyal barışında, Türkiye'nin huzurunda, Türkiye'nin dünyada saygın bir ülke olmasında çok önemli katkısı var. Ben de kentimizin belediye başkanı olarak bu konuda elbette ki kentimin iş dünyasıyla ilişkili sorunlarını takipte, onların oluşabilecek sorunlara ön alıp yatırım konusunda hızlı davranma ya da bir projeksiyon, bir vizyon ortaya koymakta son derece hassas çalışmalar yürütüyorum” dedi.
Mersin’de bakliyat sektörünün daha çok Akdeniz’de kümelendiğini söyleyen Seçer, “O bölge kentimizin doğu bölgesi. Ama yerleşim yerlerimiz, konut edindiğimiz yerler kuzeyde ve batıda kalıyor. Doğal olarak sizin her gün tesislerinize gidip gelmeniz zamanınızı alıyor, sabrınızı zorluyor. Çünkü trafik çok yoğunlaştı. Mersin'in resmi nüfusundan yüzde 30 fazla bir fiili nüfusu var. Mersin’de tahmin ediyorum resmi araç sayısının yüzde 15-20 oranında kayıtlarda görülmeyen bir araç sayısı var. Bu da trafiği pekala bizde zorluyor, sorun haline getiriyor. Biz de bunun önlemini almaya gayret ediyoruz. Hem merkezi yönetime bağlı çalışan kurumlar hem başta Mersin Büyükşehir Belediyesi olmak üzere. Bu konuda tedbirler almaya gayret ediyoruz. Kentin en önemli sorunlarının başında trafik sorunun geldiğini vatandaş dillendiriyorsa burada yöneticilerin kulak vermesi lazım” diye konuştu.
“MERSİN’DEKİ UYUM HEPİMİZİN İŞİNİ KOLAYLAŞTIRIYOR”
Mersin’in geliştiğine, hızla büyüdüğüne dikkat çeken Seçer, “Mutlaka canlı organizma gibi olan kentlerde bir sorunu çözer ama farklı bir sorunla karşılaşırsınız. Onu da çözersiniz. Bir başka sorunla karşılaşırsınız. Mersin hem canlı bir kent hem gelişen hem serpilen büyüyen bir kent. Ama her şeyden önemlisi bizler için yaptığımız yoldan sizlere temiz tuttuğumuz parklardan ya da yaptığımız sosyal politikalardan her şeyden çok da önemlisi kentin huzuru var mı? Kentin birliği beraberliği var mı? Bunun üzerinde kafa yormak. Mersin elinizin tersiyle yetirecek bir kent değil. Ne bir belediye başkanı için ne bugünkü Türkiye'nin yönetim sisteminde bir sayın cumhurbaşkanı için Mersin elinin tersiyle yetilecek bir yerdir. Mersin hem sorunların yaşandığı ama bütün güzelliklerin olduğu, dinamizmin olduğu bir kent. Doğal olarak burada Mersin'in huzuru demek, Türkiye'nin huzuru demek. Mersin'in kalkınması demek, Türkiye'nin kalkınması demek. Mersin'le çok değerli bir uyumun olduğunu görüyoruz. Bu da hepimizin işini kolaylaştırıyor. Yatırımları daha fazla hızlandırıyor. Merkezi yönetime bağlı kurumlar, valimizin koordinasyondaki kurumlar ya da yerel yönetimler fark etmeksizin bir arada. Siyaseti bir kenara bırakarak, siyasi münazaraya hiçbir zaman yer vermeyerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu da kente yarıyor. Kentin enerjisine yarıyor” ifadelerini kullandı.
