TMMOB Mersin İl Koordinasyon Kurulu, 6 Şubat depremlerinin yalnızca büyük bir doğa olayı olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, “6 Şubat depremleri; yıllardır sürdürülen rantçı, piyasacı, denetimsiz ve bilim dışı politikaların kaçınılmaz sonucudur” değerlendirmesinde bulundu. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Deprem, merkezi idarenin ve yerel yönetimlerin afetlere hazırlık konusundaki yetersizliğini; kamusal sorumluluğun nasıl sistemli biçimde tasfiye edildiğini açık biçimde ortaya koymuştur. İlk saatlerde ve günlerde kurumlar arası eşgüdüm sağlanamamış, arama-kurtarma çalışmaları geç ve dağınık biçimde yürütülmüştür. Enkaz altında kalan binlerce yurttaşımız göz göre göre yaşamını yitirmiştir. AFAD’ın kriz yönetimi kapasitesinin yetersizliği, arama-kurtarma ekiplerinin ve teknik donanımın eksikliği, haberleşme altyapısının çökmesi can kayıplarını artıran temel etkenler olmuştur.”
“GEÇİCİ BARINMA ALANLARI KALICI HALE GETİRİLDİ”
“Aradan geçen üç yıl içinde deprem bölgesinde yaşayan yurttaşlarımızın barınma, sağlık, eğitim, temiz su ve beslenme gibi en temel haklara erişimi hâlâ güvence altına alınamamıştır. Geçici barınma alanları kalıcı hale getirilmiş; güvenli ve nitelikli konut üretimi kamusal, planlı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınmamıştır. Yeniden yapılaşma sürecinin plansız ve denetimsiz biçimde yürütülmesi, yaşanan sorunları daha da derinleştirmiştir. Depremin ilk günlerinden bu yana, yaşanan yıkımın büyüklüğünü toplumdan saklamaya ve her şeyin kontrol altında olduğu algısını yaratmaya çalışan iktidar, bu tutumunu Hatay’da film stüdyolarını aratmayacak törenlerle sürdürmektedir. En ağır yıkımı yaşayan illerden Hatay’da elektrik, doğalgaz ve altyapı sorunları çözülemezken; aceleyle yapılan çamurlu yollar, eksikleri giderilmeyen TOKİ konutları ve kalıcı çözümlerin yokluğu bu tabloyu bir kez daha açığa çıkarmıştır. Bugün yalnızca deprem bölgesi değil, tüm ülke hâlâ enkaz altındadır; bu enkazın altında kentlerimizle birlikte kamusal planlama anlayışı ve bilimsel akıl da bulunmaktadır.”
“HÂLÂ GERÇEK BİR HESAPLAŞMANIN SAĞLANAMAMIŞ OLMASI KABUL EDİLEMEZ”
“Bu büyük yıkımın ardından çok sayıda dava açılmıştır. Yıkılan binalara ilişkin olarak müteahhitler, yapı sahipleri, teknik uygulama sorumluları ve kimi kamu görevlileri hakkında ceza davaları yürütülmektedir. Ancak gelinen aşamada davaların önemli bir kısmı ya sürüncemede bırakılmış ya dar kapsamlı tutulmuş ya da yalnızca alt düzey sorumlularla sınırlandırılmıştır. Asıl sorumluluğu taşıyan kamu yöneticilerinin ve denetim mekanizmalarını işlemez hale getiren siyasi kararların yargı süreçlerinin dışında tutulması, adalet duygusunu zedelemekte ve cezasızlık politikasını derinleştirmektedir. Depremin üçüncü yılında hâlâ gerçek bir hesaplaşmanın sağlanamamış olması kabul edilemezdir.”
“RİSK YÖNETİMİNİ ESAS ALAN BÜTÜNLÜKLÜ BİR AFET POLİTİKASI HAYATA GEÇİRİLMELİ”
“TMMOB olarak bir kez daha vurguluyoruz: Depreme dayanıklı yerleşim alanları ve güvenli yapılar üretmenin tek yolu; mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı hizmetlerinin bilimsel ve teknik doğrular temelinde, kamucu bir anlayışla eksiksiz uygulanmasıdır. Kentleşme ve barınma politikaları sermayenin kâr hırsına göre değil, toplumun yaşam hakkına göre belirlenmelidir. Afetlerin bir daha felakete dönüşmemesi için yapı denetim sistemi kamusal bir anlayışla yeniden düzenlenmeli, risk yönetimini esas alan bütünlüklü bir afet politikası hayata geçirilmeli ve meslek odalarının sürece etkin katılımı güvence altına alınmalıdır. Bilimin, tekniğin ve kamusal sorumluluğun yok sayıldığı bu düzen değişmeden yeni felaketlerin yaşanması kaçınılmazdır.” (Haber Merkezi)
