Güney İlleri Tabip Odaları Toplantısı kapsamında gerçekleştirilen basın açıklamasına; Mersin Tabip Odası Başkanı Dr. İzzet Çalış, Oda Genel Sekreteri Dr. Birsel Tutuş, TTB Kongre Delegeleri Dr. Galip Kırıcı, Dr. Ayşe Jini Güneş Keskin, Dr. Mahir Baloğlu ile önceki dönem Oda Genel Sekreteri Dr. Reyhan Baloğlu katıldı. Basın açıklaması, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi Dr. Ayşegül Ateş Tarla tarafından okundu.
Açıklamada şu hususlar vurgulandı:
“YOKSULLAŞMA TOPLUMUN SAĞLIĞINI DA BOZUYOR”
“Ülkemizde ekonomik kriz derinleşirken; hayat pahalılığı, gelir kaybı ve belirsizlik toplumun geniş kesimlerini hızla yoksullaştırmaktadır. Kira, gıda, enerji ve ulaşım giderleri artarken ücretler erimekte; sabit gelirli yurttaşlarımız temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaktadır. Bu tablo yalnızca ekonomik bir sorun değil, sağlık hakkını doğrudan zedeleyen ve eşitsizlikleri büyüten ciddi bir sosyal krizdir.
Toplumsal yoksullaşma yalnızca cüzdanları değil, yaşamın bütününü daraltmaktadır. Aileler gıdadan barınmaya, ulaşımdan eğitime kadar en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamazken; bunun bedelini başta çocuklar, yaşlılar, kronik hastalar ve diğer kırılgan gruplar ödemektedir. Yetersiz beslenme, güvensiz barınma, artan borçluluk ve işsizlik ruh sağlığını bozmakta; hastalık riskini artırmakta ve toplumun genel iyilik halini hızla geriletmektedir.
“SAĞLIK HİZMETLERİNE DUYULAN İHTİYAÇ ARTIYOR, HİZMETE ERİŞİM İSE ZORLAŞIYOR”
Toplumsal yoksullaşmayı derinleştiren bir diğer önemli başlık ise dünyadaki savaş politikaları ve bölgemizi doğrudan etkileyen çatışma iklimidir. Bölgesel savaşlar ekonomik çöküşü ağırlaştırırken, krizlerin maliyeti yine halkın omuzlarına yüklenmekte; yoksulluk daha yaygın ve görünür hale gelmektedir. Güvenlikçi harcamaların artması; sağlık, eğitim ve sosyal destek gibi sosyal devletin temel alanlarını geri plana itme riski taşımaktadır. Oysa toplum sağlığı; barış, istikrar ve adil paylaşım ile mümkündür.
Bu koşullarda sağlık hizmetlerine duyulan ihtiyaç artarken, hizmete erişim zorlaşmakta; yoksulluk ve hastalık kısır döngüsü derinleşmektedir. İnsanlar muayene, tetkik, ilaç ve düzenli sağlık takibini ertelemekte; sağlık kuruluşlarına daha ağır tablolarla başvurmaktadır. Koruyucu sağlık hizmetleri geri plana itilmekte, hastalık yükü artmaktadır.
“SON DÖNEMDE ÇIKARILAN DÜZENLEMELER SORUNLARA ÇÖZÜM ÜRETMEK YERİNE YÜKÜ ARTIRMAKTADIR”
Hekimler ve sağlık emekçileri de bu krizden doğrudan etkilenmektedir. Hekim ücretleri enflasyon karşısında ciddi biçimde değer kaybetmiş; gelir yapısı ek ödeme ve performans kalemlerine bağımlı, öngörülemez hale gelmiştir. Özel sektörde çalışan hekimler artan kira ve işletme giderleriyle mücadele ederken, kamuda çalışan hekimler de giderek ağırlaşan geçim sıkıntısı yaşamaktadır.
Son dönemde çıkarılan düzenlemeler ise sorunlara çözüm üretmek yerine yükü artırmaktadır. Son torba yasayla ayakta teşhis ve tedavi yapılan özel sağlık kuruluşlarının ruhsatlarına getirilen yıllık harç uygulaması, muayenehane hekimleri için yeni bir mali baskı unsuru yaratmıştır. Bu yaklaşım, ekonomik krizde sağlık hizmetini ayakta tutmaya çalışan hekimleri desteklemek yerine cezalandırmakta; hizmet maliyetlerini artırarak halkın sağlık hizmetlerine erişimini daha da zorlaştırma riski taşımaktadır.
“HEKİMLERİN GELİR KAYBINI TELAFİ EDEN, ÖNGÖRÜLEBİLİR VE GÜVENCELİ BİR ÜCRET SİSTEMİ KURULMALI”
Buradan çağrımız nettir: Krizin faturasını toplumun ve sağlık emekçilerinin sırtına yükleyen politikalardan vazgeçilmelidir. Hekimlerin gelir kaybını telafi eden, öngörülebilir ve güvenceli bir ücret sistemi kurulmalı; özel sağlık hizmeti sunumunda artan maliyetleri körükleyen harç ve benzeri yükümlülükler gözden geçirilmelidir. Sağlık hizmeti piyasaya değil, kamu yararına göre planlanmalıdır. Güney İlleri Tabip Odaları olarak; hekimlerin ekonomik güvencesini ve halkın sağlık hakkını savunmaya kararlılıkla devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.” (Haber Merkezi)
