Çukurova’da toprak elden gidiyor!

Tarımsal öğretimin 180. yılı nedeniyle açıklama yapan Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ortaş, tarım ve toprakta yaşanan yapısal sorunların sürdürülebilir yaşamı ve gıda güvencesini tehdit ettiğine dikkat çekti. Osmaniye’den, Mersin’in Erdemli ilçesine kadar yolların etrafındaki tarım topraklarının amacının dışına çıkarıldığını söyleyen Ortaş, “Çukurova topraklarının nitelik kaybı ve arazinin bozulması yalnızca bölgesel kalkınmayı değil, ülkenin gıda güvencesini ve ekosistem sağlığını tehdit eden kritik bir sorun olup, toprağın, suyun ve tarımsal üretimin bilimsel temelli politikalarla korunması artık ertelenemez bir zorunluluk arz etmektedir” dedi. 

Çukurova’da toprak elden gidiyor!


10 Ocak Tarımsal Öğretimin Başlangıcının 180. yıl dönümü dolayısıyla açıklama yapan Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ortaş, tarımda yaşanan yapısal sorunlara dikkat çekti. Ortaş, “Türkiye’nin bir bölgesinde yaşanan tarım toprakları ve su kaynaklarının yönetilememesi sorunlarının benzeri hatta daha çoğu Çukurova'da yaşandı yaşanıyor. Osmaniye’den-Mersin Erdemli’ye kadar Ovanın doğu batı yakasından yaklaşık 200 km’lik yolların sağı solu tamamen tarım toprakları tarımdan koparılarak amacın dışına çıkarılmıştır. Zaman zaman, Adana-Mersin, Adana-Karataş yönünde ilerlediğinizde başta mülk sahibi kişilerin "toprak benim istediğim şekilde kullanırım" algısı ile tarım topraklarının üzerinden yerleşim yerleri, işletmeler ve diğer yapılanmaları görünce üzülüyoruz. Konuyu doğrudan çalışanlar, tarım-toprak alanında eğitim alan ve bu eğitimi veren kişiler için olgunun gelişimi son derece üzücü” dedi.

 

“TARIM BAKANLIĞI YETKİLİLERİ ÇUKUROVA OVASI’NDA YAŞANAN AMAÇ DIŞI GELİŞMELERDEN HABERDAR MI?”

 

Çukurova’da tarım alanlarının yerini binaların aldığına dikkat çeken Ortaş, “Kıt kaynak, toprak, su konusu dikkate alınmadığı gibi, bölgenin ekolojisine uyumu bilinmeden sera koşularında egzotik bitkilerin yetiştirilmesi ilerde su temini yanında pazar sorunu da gündeme getirmektedir. Toprak ve su talebine dayalı ülkenin ihtiyacı olan ürün planlanması gıda güvencesi, iklim değişimlerine uyumlu bitkisel üretim uygulamaları akla bile gelmiyor. Suyun kıtlaştığı günümüzde, çok su tüketen bitkileri değil, ekolojiye uygun su varlığını dikkate alan havza bazlı üretimin dikkate alınması beklenir. Son yıllarda Çukurova’yı besleyen üç nehir üzerlerinde barajlar var olmasına rağmen düzensiz göçün yaratığı yoğun nüfus nedeniyle sonbaharda ekilen bitkilere su verilememektedir. Diğer taraftan Adana’nın batı yakasında ağırlıklı olarak bugün Çukurova Belediyesi’nin nüfus ve yapılaşma bakımından genişlediği alan 40 yıl kadar önce bağ-bahçe alanı ve mesire yerleriydi. Tarım toprakları amaç dışına çıkarıldı. Hepimizin ödediği vergilere ile yapılan ileri sulama alt yapısı binaların yükselmesiyle tarımsal alanlar hızla ortadan kalktı. Şimdilerde alanın her tarafı kutu-kutu binalar ile örülmüş. Rant o kadar önemsenmiş ki, birkaç sembolik park dışında yeşil alan bile bırakılmamış. Bu durum, ‘Tarım Bakanlığı yetkilileri Çukurova Ovası’nda yaşanan amaç dışı gelişmelerden haberdar mı?’ diye sordurtuyor. Binlerce yılık tarım kültürü bugün ne yazık ki üzülerek belirtelim ki para kazanmanın egemenliğine yenik düşmüş gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.

 

“TOPRAĞIN BOZULDUĞU, KALİTE VE SAĞLIĞIN GİDEREK AZALDIĞI GÖRÜLÜYOR”

 

Tarım-toprak kullanımında ekolojik dayanak bulamayan her girişimin ileride daha büyük yanlışa yol açacağını vurgulayan Ortaş,  “Özellikle toprak gibi uzun zamanda gelişen varlığın yalnız gıda üretimi için değil, iklim değişimine karşı karbonu bünyesinde tutarak dünyanın dengesini sağlayan yegâne depo niteliğindedir.  Küresel düzeyde yaşanan iklim değişimlerinden en çok etkilenen bölge olarak önümüzdeki dönemde yaşanacak riskleri belirtmek durumundayız. Mevcut durumda yürütücüsü ve aratıcısı olduğum Avrupa Birliği Sharing-MeD ve SUS-SOIL projeleri ile Akdeniz topraklarının bozulan yapılarının yeniden sağlığına kavuşması konusunda değişik tarımsal faaliyetleri toplum, çiftçi, kamu ve kullanıcı nezdinde farkındalık yaratma konusunu işlemeye çalışıyoruz. 10 farklı alanda projeler yürütüyoruz. Mevcut tarımsal uygulamaların tarım topraklarını bir tarafta tarım dışına çıkarırken, diğer taraftan yüksek girdiler ile toprağın bozulduğu, kalite ve sağlığın giderek azaldığı görülüyor. Ekoloji bakışı ile önceliği doğanın sürdürülebilirliğine vererek toprağın ve suyun korunmasını öncelikle gıda güvencesini sağlamak istiyoruz. Ancak ne yazık ki çiftçinin, petrol enerjisi temelli tarımsal üretimde ekonomik beklentinin öne çıkması ile anlatılanlarımızı anlasalar bile mevcut uygulamalardan vazgeçme şansı görülmüyor. Yaratılmış olan durum, çiftçinin önce toprağı düşünmesinden önce yüksek verim ve çok kazanmak gelmektedir. Kurumların durumdan vazife çıkarıp sorumluluk alarak çiftçiye destek çıkması, toprağın beslenerek geliştirilmesi sağlanamamaktadır. Sahada gördüklerimiz ve analiz etiğimiz toprakların sonuçları; yazık oluyor doğaya ve tüm canlılığın geleceğine. Olan geleceğimizin gıda güvencesine ve toprağın sağlığına, diğer canlıların sürdürülebilirliğine olmaktadır” diye konuştu.

 

“ÇUKUROVA TOPRAKLARININ NİTELİK KAYBI GIDA GÜVENCESİNİ TEHDİT EDİYOR”

 

Son yılarda yaşanan gelişmeler nedeniyle Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi öğretim görevlileri olarak kaygılı olduklarını belirten Ortaş, “Tarihsel olarak dünyanın üçüncü ülkemizin en verimli üretim havzalarından biri olan Çukurova’nın tarım toprakları amaç dışı kullanım nedeniyle hızla nitelik kaybetmektedir. Çukurova topraklarının nitelik kaybı ve arazinin bozulması yalnızca bölgesel kalkınmayı değil, ülkenin gıda güvencesini ve ekosistem sağlığını tehdit eden kritik bir sorun olup, toprağın, suyun ve tarımsal üretimin bilimsel temelli politikalarla korunması artık ertelenemez bir zorunluluk arz etmektedir” şeklinde konuştu. (Haber Merkezi)